“Bel ağrılarının sadece yüzde 2’si bel fıtığından”

“Bel ağrılarının sadece yüzde 2’si bel fıtığından”
Eklenme Tarihi: 24.05.2017 20:01

Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Kadriye Öneş, bel ağrısının toplumda oldukça sık görüldüğünü, ciddi iş gücüyle zaman kaybına neden olan sorunun, hayat kalitesini de önemli ölçüde azalttığını söyledi.

eposta yazdır zoom+ zoom-
“Ayrıca bel ağrısı, hala tedavide yanlış uygulamalarla ciddi sağlık sorunu olan önemli bir konudur” diyen Öneş, toplumda insanların yüzde 80’inin hayatlarının bir döneminde bel ağrısından yakındığını aktardı. Prof. Dr. Öneş, “Bel ağrısının en sık görülen nedenleri kas spazmı, kireçlenme, bel kayması, kanal daralması, bel fıtığı gibi durumlardır. Ancak bu konuda daha az karşılaştığımız tümör, enfeksiyon ve kırıkları da göz ardı etmemek gerekir. Toplumda en sık konuşulan bel ağrısı nedeni bel fıtığı olarak bilinmektedir ancak bel fıtığı bu ağrıların yaklaşık yüzde 2 gibi küçük bir kısmını oluşturur” diye konuştu.
 

SADECE MR SONUCUNA GÖRE AMELİYAT YAPILMAMALI

Prof. Dr. Öneş, bel fıtığı teşhisinde hekimin iyi ve detaylı muayenesinin gerekliliğine işaret ederek, asıl teşhis ve tedavi için muayene sonucunun çok önemli olduğunu vurguladı. Manyetik Rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemlerinin de teşhiste önemli katkılar sunduğunu ancak bazen de gereksiz yapılarak geri ödeme kurumlarının yükünü arttırdığını aktaran Öneş, sözlerini şöyle sürdürdü: “MR’da görülen her fıtığın, ağrının asıl nedeni olmadığı, detaylı muayene ve değerlendirmeyle tespit edilmelidir. Belli bir yaştan sonra genellikle, MR’da fıtık görülmesi olağandır. Ancak bu fıtıklar ağrının asıl nedeni olmayabilir. Tedavi, muayene sonuçlarına göre yapılmalıdır. Özellikle cerrahi kararında, hastanın kliniği ve muayene bulguları dikkate alınmalıdır. Tek başına MR sonuçlarına bakılarak bel fıtığı ameliyatları yapılmamalıdır.”
 

CERRAHİ TEDAVİ GEREKLİLİĞİ ÇOK AZ

Öneş, egzersizin her hastaya aynı tarzda uygulanmadığını, bunların da hasta muayenesi, bel fıtığının şekli, hastalığın süresi, birlikte olan başka hastalıklar, kişinin yaşı, kilosu ve daha birçok faktörün dikkate alınmasıyla belirlendiğini anlatarak, “Aksi takdirde hastaya, yarardan çok zarar verilebilir. Yani hastanın, hekimin kontrolü dışında bilinçli olmadan herkese uygulanan egzersizleri alması risklidir” dedi.  Prof. Dr. Öneş, bel fıtığı için kesin cerrahi tedavi gerekliliğinin çok az olduğuna işaret ederek, “Ancak idrar tutamama durumunda ya da bacakta veya ayakta ilerleyici güç kaybı olan hastalarda cerrahi, gerekli ve önemli bir tedavi yöntemidir. Ameliyat sonrası hastanın yine egzersiz ve hayat tarzı gibi koruyucu tedavi konusunda eğitilmesi çok önemlidir” ifadelerini kullandı.