“Resim kendini anlatır”

“Resim kendini anlatır”
Eklenme Tarihi: 12.07.2017 21:59

“Hayattan Kareler”in bu haftaki konuğu Karadeniz Bölgesi’ndeki yamaç yaylalarının resimlerini yapan Haydar Şişman. Öğretmen, ressam, oyuncu ve senarist olarak sanatın birçok dalına el atmış bir isim.

eposta yazdır zoom+ zoom-
YÜKSEL AKÇA
 
Birçok filmde oyunculuk yapmış ödüllü isimlerden biri olan Haydar Şişman, Trabzon’un Maçka ilçesinde 1966’da dünyaya geldi. Mimar Sinan Üniversitesi Resim bölümünden mezun oldu. Umut Tiyatrosu’nun kurucu üyeliğini yapan ve pek çok oyunda rol alan Şişman, sinemaya senaryo denemeleriyle başladı.“Kalandar Soğuğu filminde canlandırdığı Mehmet, karakteriyle Antalya Film Festivalinin Uluslararası kategorisinde“En İyi Erkek Oyuncu”ödülünü aldı. Evli ve üç çocuk babasıHaydar Şişman’ınpek bilinmeyen bir başka yönünü ele aldık bugün.Sanatçı,şu sıralar hayatını öğretmen ressam olarak sürdürmektedir.Sinemadan çıkıp hem resmin inceliklerinihem de sanat üzerine düşündüklerini sorduğumuz sanatçı, projelerini de anlattı. 
 
Serginizdeki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
 
Sergimizdeki resimler, son üç yıllık çalışmalardır. Ağırlıklı olarak insan, doğa ve tarihçalışmalarımı barındırıyor. Mekânlardaçoğunlukla Karadeniz’i çalıştım. İki resmimde ise Çanakkale ve Balkanlar’da yaklaşık olarak 100yıl öncesine aithikâyeleri resmettim.
 
 
Resimlerinizdeki yaşanmışlıkları da öğrenmek, isteriz biraz bahseder misiniz?
 
Resmimin birindegerçek bir hikâyeyi resmettim. Yaralı adam ve tarla kuşu genç bir haberci, Balkanlar’dasubaylarından aldığı mesajı götürürken küçük çaplı bir çatışmada yaralanır. Yarası büyük bir yara değildir. Yürümeye devam eder. Yarasına pansuman yapılmadığı için enfeksiyon kapar, daha sonra ateşi çıkar. Ateşi düşürmek için bir su birikintisine yatar. O anı resmettim. Bilirsiniz, Şekspir’inHamlet’indeki final sahnesinde ölümü anlatılır. 
 
 
 
Niye Şekspir? NiyeHamlet?
 
Bende tam böyle bir kompozisyon düşünüyordum bu konuda. Çok resim var ama bu tarzda değil. Daha çok Avrupalı ressamlar, Hamlet’in sevgilisinin ölümünü anlatan resimler yapıyor.
Benim yaptığım resimde Anadolu’yu andıran ters lalesiyle ortada duran kuş bizim, Anadolu’yla ilgili anlatımlar vardır bizim anlatımlarımızda. Biraz eskiyle, biraz da yeniyle bağlantılı.Tarla kuşu,küçük kuşlardır bunlar.Buradakikarakterimiz henüz ölmemiş ama ölüme yakın bir noktada, elindeki silahı suya düşürmüş bir subayı resmettim.
 
 

OĞUZ KAĞAN DESTANI, OĞUZUN CANAVARI

Böyle edebiyatla harmanladığınız başka çalışmanız var mı?
 
Burada yok. Ben bir ara Türk mitolojisi ile ilgili resimler yaptım. Ergenekon’a girişi yapmıştım mesela. Onuda sosyal medyada paylaşmıştım.
Daha önceki yıllarda yaptığım Oğuz Kağan destanı vardı,Oğuz’un canavarı öldürüşü, devasa bir tablodur o. Trabzon’da özel bir koleksiyonda bulunuyor. Ayrıca Atilla’nın gömülüşünü yapmıştım. O da başka özel bir koleksiyonda bulunuyor. Büyük bir tablodur.
Son dönemlerde biraz doğa ve doğadaki diğer canlılarla ilgilenmeye başladım. Özellikle yalnız gezen kuşlar ilgimi çekmeye başladı. Belki böyle benim dinlenmemi sağlıyor. Kendimle baş başa kalmamı sağlıyor. İnsanlar beni bu aralar yormaya başladı çünkü.
 
 

RESİMLERİMİ ÇOK ANLATMAK İSTEMİYORUM

İnsanlardan uzaklaşma sebebiniz omu, insanların biçim olarak değilde fikir olarak çok değişmelerimi? Yoksa çağa ayak uyduramamalarımı? Ya da çağın içinde bozulmaları mı?
 
Birçok nedeni var. Belki benim yeni bir arayış içinde olmam. Yani insan resimleriyle bir noktaya kadar irdeliyor. Vazgeçmiş değilim. Resimlerimin çoğunda büyük çaba var.Bundan sonra yapmayı planladığımresimlerde de insanlar yine olacak, ama daha önce olmayan şeyi yapmaya başladım. Daha önceki iki üç yıl veya daha öncesine gittiğimizde hiç kuş resmi yapmamıştım,kuşlarla tanıştım mesela. Resimlerime hiç konu olmamışlardı. Resimlerime girebilen bir tek kuş yoktu. Şimdi resimlerimin ana karakterleri oldular. Hikâyeleri onların üzerinden anlatmak istedim. Aslında yaptığım resimleride çok anlatmak istemiyorum. Benim içimde kalan gizli bir şey bunlar. İzleyicinin ufkuna bırakıyorum. Ne hikâyeleri varsa, ne görmek istiyorlarsa izleyiciye bırakıyorum.Benim düşüncemde resmi anlatmak eseri zayıflatıyor. Anlatmak edebiyatçının işi. Bir şairin işidir. Bizim malzememiz renkler ve biçimler. İnsana bunlarla dokunabiliyorsak başarılı olmuşuz demektir. Resmi iki saat boyunca anlatıyorsak eğer, aslında olmamışdemektir.
 
Şöyle bir şey var, ne kadar anlatırsanız anlatın, onu gören göz farklı anlamlar çıkartabilir, o yüzden sadece siz sizdeki olanı anlatıyorsunuz, ona bakanda sizden yola çıkarak birşeyler alıyor,hikâyeler oluşturuyor. Çünkü filmleri seyrederkenyönetmenlerin röportajlarını okuyorum, bu filmdeki karakter neye hizmet ediyor o anlattığı zaman bana daha çok geçiyor film. Karakterleri daha iyi analiz edebiliyorum,mesela sizin resimlerinizde, sormamın sebeplerinden biri de oydu. Orada bir asker var ve onun altyapısını bilmem gerekiyor. Bende daha iyi bir his uyandırabilir orada. Katılır mısınız?
 
Oradaki karakter ile ilgili Cumhurbaşkanlığı çalışma ofisinde benim resmim var.Bu sergideki resimlerimden daha büyük.Çanakkale resmi fakat henüz savaş başlamamış, askerler bekliyorlar. Savaşın nasıl bir şey olduğunu bilmeyenler var.Sadece boğazda bekleyiş var oradada. Benim karakterim var. Kara lastikli Kuvayi Milliye onların içinde birisi. Aslında ben buradaki de ben. Bu tür hikâyelerde kendimi oranın içinde gördüğüm için aralarında olmayı tercih ediyorum. Kendimi koyuyorum oraya, bir ego değil aslında bir yakınlık. 
 
 
Ressamlar yapıyor aslında bunları. Özel bir sebebi var mı?
 
Özel bir sebebi yok. Belki ressamın tanıdığı en çok kendi yüzü, birinin yüzünü kullanmak istediğimde kendi yüzüm en kolay geliyor bana. İstediğim pozu veriyorum. Bir iki kendi fotoğrafımdan çekip onlardan yol alabiliyorum. Tabii ki sadece yüz. Özel bir sebebi yok. Kendimle alakalı bir şey yok orada. Birinin olması gerekiyor. Bu ben de olabilirim, bir başkası da. 
 
 
Sinema filminde yönetmenin görünmesi gibi bir şey aslında sizinki, katılır mısınız?
 
Birebir örtüşüyor mu bilmiyorum. Bazı yönetmenler bunu çok yaparlar. Bazıları da tercih etmez. Ama şöyle bir şey var, yönetmenin oyunculuğu varsa filmde yer bulabilir. Kendinde eğer oyunculuk yoksa koymaz. Ama resim öyle değil. Resim hareketsiz, sabit. Dolayısıyla ressam çok kabiliyetsiz bile olsada baktığın zaman anlaşılmaz.
 
Bu kaçıncı serginiz ve ileriye dönük ne gibi çalışmalarınız var?
 
Sergileriminsayısını bilmiyorum ama beş olabilir. İstanbul’da ikinci sergim. Ankara’da,Trabzon’da açtım. Bir süre devam edecek sergim. Birkaç il gezdireceğim,böyle devam edeceğim.