İsrafil Bayrakçı

İsrafil Bayrakçı

04.01.2017 israfilbayrakci@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


2016 ve yaşananlar

Koskoca bir yılı daha geride bıraktık. Gönül isterdik ki, güzel şeylerden, yani mutluluklardan, sevinçlerden, huzur ortamından bahsedeyim. Ne yazık ki bunlardan söz etme imkânımız yok. Toplumun hangi kesimine bakarsanız bakın, kadın, genç, yaşlı, engelli, sağlıklı vb. bütün toplum huzursuz, mutsuz, aynı zamanda geleceğe yönelik bakışları da umutsuz... Kimsenin kimseye güveni, saygısı, sevgisi kalmamış.  Böyle bir toplumda engelli bireylerin mutlu olması mümkün müdür? Asla değildir.
 
Neden değildir? Bu soruyu sorduğumuzda cevabı şudur ki, 2016 yılı içerisinde bizi mutlu edecek ne yaşadık ki Allah aşkına!.. Mutsuz olduğumuz, üzüntüye gark olduğumuz hadiselere bir bakalım isterseniz. Saymakla bitmez. Örnek verecek olursak, işinden gücünden olan öğretmenler mi dersiniz, şehitlerin arkasından yakılan ağıtlar mı dersiniz, terör belasından sakat kalanlar mı dersiniz, kadın cinayetleri mi, evinden barkından olan savaş mağdurları mı? Dedik ya saymakla bitmez diye. Biz sayıyoruz saymasına ama bunun hesabını kimden soracağız? Veya çaresini nasıl arayacağız? Kimler bu gidişe, artık yeter, dur diyecek. 
Birlik ve beraberlik ruhu dendiği zaman bütün toplum eyvallah, tabi ki diyor. Ve gereğini yerine getiriyor. 
 
15 Temmuz Fetö terörünün sonrasında bir ay boyunca, sadece bir çağrı ile bu toplum her akşam meydanları doldurdu. Teröre lanet okudu. Devletten yana, demokrasiden yana tavır koydu. Gerektiğinde millet olarak nasıl birlikte olunacağını bariz bir şekilde ortaya koydu. Yani demek oluyor ki, istiklal mücadelesinde hangi ruh ile hareket edilmiş ise, 15 Temmuz sonrasında da aynı ruh yeniden ortaya çıkmış, bu milletin asil kanında var olan vatanseverlik, din ve bayrak aşkının her dönemde var olacağını da ayrıca ortaya koymuştur. 
 
Peki, millet bunları, yani kendine düşen görevleri yaparken, bu ülkede siyaset yapan gerek iktidar ve gerekse muhalefet mensupları, kendilerine düşen hakiki görevi yapabilmişler mi? Hayır Yapamadılar. Altını çizerek söylemeliyim ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oturumları izlerken gördüğümüz sahne, maalesef ki yukarda söylediğimiz cümleyi teyit ediyor. Gerek komisyonlarda ve gerekse genel kurulda hangi kanun maddesi görüşülürse görüşülsün, milletvekillerinin birbirlerine yapmış oldukları hakaretler ve kavgaları adeta uzak doğu sporlarının yapıldığı spor salonlarını aratmıyor. Bu milletin vekilleri olan insanlar kavgalara ayırdıkları zamanları ve sarf ettikleri eforu, ülkemizin daha iyi yönetilmesi hususunda sarf etmiş olsalardı, 2016 yılı için bu kadar da kötümser ve karamsar olmayacaktık. 
 
Bütün bunlara baktığımızda Milli Görüş partilerinin TBMM’de olduğu zamanlardaki Meclis çalışmalarını hatırladığımızda görülecektir ki, bu milletin aslına, özüne, ruhuna uygun çalışmalar o zamanlar olmuştur. Ne zaman ki Milli Görüş Meclis’te olmamış, işte yukarda söylediğimiz nahoş tablolar ortaya çıkmıştır. 
 
Görülen odur ki, 2017 yılının 2016’ya benzememesi, hatta tersine daha güzel ve verimli olabilmesi için, parlamento dışındaki Milli Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi’nin Meclis’te olması artık zaruret haline gelmiştir. Umarız ki, millet bu şuurla hareket eder ve yaşadığımız kötü yıllar geride kalır. Bu millet gözyaşını, yoksulluğu, acıyı hak etmiyor. Kökü dışarıda olan terör belasının bir daha geri gelmemek üzere bertaraf edilmesi, bu milletin tabi hakkıdır. İnşaallah Yüce Rabbimiz bu ülkeyi yönetenlere akıl, şuur, izan, firaset verir de hak ettiğimiz yere geliriz. Vesselam. 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI