İsmail Kıllıoğlu

İsmail Kıllıoğlu

23.11.2016 ismailkillioglu@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


“Çöplüğe atmak”

Birkaç hafta önce, eve yürüyüş mesafesinde bulunan Üsküdar Devlet Hastanesi’ne göz kontrolü için gitmiştim. Kontrol işlemi bittikten sonra çıkıp bahçedeki yoldan yürürken, beş-altı metre önde yürüyen iki kadından birisinin kucağında bir çocuk vardı. Çocuğun mırıltılı sesi yavaşça da olsa duyuluyordu. Çocuğu taşıyan kadın açıkça duyulur bir sesle çocuğa hitaben; “Çocuklar çöplüğe atılır mı?” deyiverdi. Arkasından; “Seni çöplüğe atar mıyım!” diye ekledi.
 
Anneyle çocuk arasında buna benzer çeşitli içerikli sayısız konuşma geçer, çoğunlukla da üzerinde fazla durulmaz, en fazla gülünür veya yatıştırıcı ifadelerde bulunulur. Fakat bu sözün niçin ve neden sarf edilmiş olabileceğini ister istemez sorgulamaya başladım. Belki, çocuğu doktora getirmişler, muayene esnasında her nasılsa çöp ve çöplük ile ilgili bir konuşma geçmiştir. Ya da annesi herhangi bir olay veya durum nedeniyle çöp ve çöplük ile çocuğu ilişkilendirecek bir ifade kullanmıştır. Daha başka ihtimaller de sıralanabilir. Bir ihtimal de zihnimde canlandı. Birkaç gün önce televizyonlarda, Gaziosmanpaşa veya yakın bölgelerin birisinde, çöp toplayan birinin öldürülmüş bedeni çöp arabası içinde bulunmuştu. Acaba çocuk bu haberi duyup o engin muhayyilesinde biçimlendirip kendi dünyasına mı uyarladı? 
Bu ihtimalleri, elbette biz büyükler, kendi mantık dünyamıza aktarıp neden-sonuç bağlantısı kurmak suretiyle anlama düzeyine getiririz. Çocuğun muhayyilesi ve onun içerdiği mantık, aslında biz büyüklere kapalıdır, en azından tam olarak açılmaz niteliktedir. Ünlü Fransız yazarı Saint-Exupery “Küçük Prens” adlı eserinde küçük kahramanının penceresinde büyükleri değerlendirir: “Büyükler, biz çocukları anlamıyor.”
 
Bunu bir uyarı olarak alıp, zikredilen olayı bu çerçevede anlamaya çalışmak daha anlamlı olabilir. Kuşkusuz çocuğun çöplüğe atılma endişesi (şimdilik böyle nitelendirelim) karmaşık nedenlerden kaynaklanabilir. Psikoloji ve pedagoji bakımından önemli bir sorun şeklinde görülebilir ve o çocuğun gelecek hayatında ihtimal çok farklı gelişmelere yol açabilir. Bunun etkisinin derecesini, belirleyiciliğini ve kalıcılığını şimdiden kestirmek, ancak ihtimal seçenekleri olarak ileri sürülebilir.
 
“Çöplüğe atmak” ifadesinin, bir metafor olarak kullanılacağını düşünüyorum. Bir açıdan, aşırı zorlanmışlık izlenimi verebilir gözükse de, üzerinde durulacak konunun ya da sorunun kavrayış düzeyine çekilmesine önemli katkı sağlayabilir. Siyaset veya yönetim, daha genel ve soyut düzlemde “devlet”, dolayısıyla “iktidar” olgusunun kavranılmasında ve kullanılmasında, yönetilme konumunda (statüsünde) bulunanların, “çöplüğe atmak” uyarısıyla veya tehdidiyle karşı karşıya bırakıldıkları düşünülebilir. Bağlantılı ve oylumlu değerlendirme yapabilme imkânı verebilir diye, Bernard Lewis’in Türkçeye de çevrilen eserindeki (İslam’ın Siyasal Dili, Çev. Fatih Taşar, Rey Yayıncılık, Kayseri 1992) şu satırlara bir göz atalım: “Bu hadiste Peygamberin şöyle dediği rivayet edilir: Benden sonra halifeler; halifelerden sonra emirler; emirlerden sonra sultanlar; sultanlardan sonra zalim hükümdarlar (tyrant) gelecektir” (İbn al-Athir, Usd al-Ghaba, cilt 5, Kahire, 1869-71, s.155.).
 
Bu hadis mevzu(uydurma)dur ve İslam’ın ilk dönemlerinde vuku bulan olaylarla ilgili bazı yargı veya fikirlerin Hz. Peygamber’e atfedilme çabasının bir ürünüdür; ortaya çıkışı muhtemelen hicretin ikinci asrına rastlayan ve ilk ve son dönem Ümeyye halifelerine işaret eden birçok hadisten sadece bir tanesidir” (age, s. 69).
 
Burada hadis’in mevzu olup olmadığı, Lewis’ın değerlendirme v yorumunun yerinde olup olmadığı, ayrı bir tartışma konusudur ve yeri de burası değildir. Genel tarihi bir gözlem olarak, siyaset, yönetim, iktidar olgularının kavranılış ve kullanımlarında, böyle bir yaklaşımın göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekmektir. “Çöplüğe atmak” ifadesini yönetilenler, halk bakımından düşünmenin aşırı bir yaklaşım olmayacağıdır.
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI