haderdetay hedef masthead

"Derdi olan yönetmenim"

"Derdi olan yönetmenim"
Eklenme Tarihi: 20.04.2017 18:43

Atalarımız bizonu nasıl avladığını anlatma ihtiyacı duymasaydı bugün müzik, resim, tiyatro ve belki başkaca birçok sanat olamayacaktı diyen Gizem İbak İstanbul doğumlu bir kısa film yönetmeni. Çektiği kısa filmlerle insan psikolojisi ve toplumsal olaylara değinen İbak 5 yıl önce birincilikle girdiği Marmara GSF Sinema – TV bölümünde eğitimine devam ediyor.

eposta yazdır zoom+ zoom-
Yüksel Akca
 
İki tane kısa filminiz var birincisi ‘Bildiğin Gibi’ ikincisi ‘‘Filmin Sonu Güzel Bitecek’  hikâyenin çıkış noktasından bahseder misiniz’’, filmlerinizi nerelerde çektiniz? 
Bildiğin Gibi’yi 2013 yılında İstanbul Küçükarmutlu Mahallesi'nde çektik. Bildiğin Gibi, mahallede doğmuş büyümüş ve zabıta olmuş 30'lu yaslardaki Ahmet'in mahallesi yıkımla karşı karşıyayken yaşadığı çelişkiyi çocuklar ve mahalle halkı paralelinde aktarıyor.
 
Filmin Sonu Güzel Bitecek’i 2015 Nisan'da Beykoz Deri Kundura Fabrikası set alanında ve Beykoz Korusu’nda çektik. Film, Sabahattin Ali'nin 1945 yılında yazdığı Sırca Köşk masalından uyarlama. Film, emek vermekten kaçan ve asalakça yasamaya çalışmış iki kafadarın imece, takas ile yasayan bir halkı sırça bir köşk yapmaya ikna edip o köşke yerleşerek onları sömürmelerini konu alıyor.
 
 
Son yıllarda festivaller ticarileştiğini görüyoruz, kısa film yönetmenleri için festivaller bir kazanç kapısı olarak görülmeye başladığını söyleyebilir miyiz?
Festivaller konusunda fazla bir tecrübem yok, ancak kişisel fikrim her yıl belli başlı filmler birçok festivalden ödülle dönüyor. Yani her festivalde aşağı yukarı ödül alan filmler aynı oluyor.
 
Kısa filmciler ülke sorunlarını filmlerinde ne kadar yansıtıyorlar?
Bu sizin diliniz üslubunuz ve anlatmak istediğinizle alâkalıdır. Bir aşk filmi de yapabilirsiniz, suya sabuna dokunmayan, derdi olan bir film de yapabilirsiniz. Ancak ben hayatın çelişkilerini derinlikle hisseden ve bu çelişkileri sinemanın diliyle ortaya koymak ve sinemanın vasfını yol gösterici, aydınlatıcı olarak gören bir insan olduğumdan bir derdi anlatmak için film çekiyorum. Filmlerime politik diyebilirsiniz ancak bence hayatın kendisidir. Hayat zaten politiktir. Sokağa çıktığınızda sokak çocuklarının etrafta dilenmesi politik bir sonuçtur. Yani ben filmlerimde diyalektik bir bütünlük içerisinde hayatı, doğayı, insanları işlemeyi tercih ediyorum.
 
 
Kısa filmcilerin genel sorunlarını nedir?
Kısa film henüz kendine bir konum kazanmış değil maalesef. Sponsor bulmamız imkânsıza yakındır örneğin. Bu sebepten çoğu filmin finansörü de yine o filmi çeken kişi oluyor. Onun haricinde son zamanlarda kısa filmcilere bir mecra açma çabaları var sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler’in ‘Karınca Sineması’ isimli bir projesi var Türvak’la birlikte yürüttüğü, bu proje kısa filmcilerin filmlerini bir salonda göstermelerini hedefliyor. Yani kısa filmleri daha geniş bir çevreye ulaştırmayı amaçlıyor.
 
Kısa film çekmek için bütçeniz ne kadar oluyor, nerelerden kaynak buluyorsunuz?
Festival konusuna gelirsek; her gecen gün sayısı artıyor. Yıl içinde çok fazla festival düzenleniyor. Örneğin sivil toplum kuruluşları bir konuya dikkat çekebilmek için bir kısa film festivalleri düzenleyebiliyor. Ayrıca şirketler de bu tarz festivaller düzenleyip ayni zamanda reklam faaliyetlerini yürütebiliyorlar. Festivallerin artması nitelikli işleri beraberinde getirebilir. Onun haricinde köklü ve nitelikli olarak Altın Koza'nın ulusal öğrenci kısa film yarışması ya da Altın Portakal gibi benzeri festivaller nitelikli üretimler için bir motivasyon sağlıyor.