İsmail Kıllıoğlu

İsmail Kıllıoğlu

30.11.2016 ismailkillioglu@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


“Direnç ve özgürlük” ya da “Değirmen yele karşı”

“Direnç ve Özgürlük”* Mine Alpay Gün Hanımefendinin, “Değirmen Yele Karşı”** ise Burak Kıllıoğlu’nun makalelerinden oluşmuş kitaplarıdır. Genel bir gözlemle her iki çalışmanın dayandığı ilke inançtır, ama pergelin sabit ayağı konumunda olup insanı dört koldan yakalamaya çalışmaktadır. Yani insan bir olgu-varlık yönüyle inanç ilkesi bağlamında kavranmaya, anlatılmaya, hayat karşısında takındığı tavırlarıyla konu edilmeye ve irdelenmeye tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla, insan soyut bir söylem temelinde değil, iç içe olduğu olgular, yaşadığı olaylar bağlamında ele alınmakta, bir anlamda sorgulanmaktadır. “Direnç” ya da “direnme”, eş deyişle “yele karşı” olma devinimi inanca bağlanmak suretiyle bir “değer” ölçütüne dönüşmektedir. Olgu ve olaylar farklılık gösterse de, her iki yazarın ortak paydası bu değer ölçütünde buluşmaktadır.
 
Mine Alpay Gün “direnme”sini şöyle temellendiriyor:
“Nelere direnmiyoruz ki?
En evvela kendimize, 
Küstah nefsimize, Bitmez isteklerimize,
Sanki yüzyıllarca kalacakmış gibi bizi cezbeden dünyaya...”
 
Bunun yanında insanlığı, gençliği, çocukları alanlara ya da çalanlara ve gülleri koparanlara, “direnç üzere özgürlüğe sevdalı, hak yemeden nasıl yaşanırmış bildirmek”, direncin, aynı zamanda onun kaynağı olan inancın bir gereğidir. Böylece “kitap sayfaları toprağı yaran bir su misali” (age, 9) aynı duyarlığı içlerinde barındıranlar ile buluşur. Ama buluşulanlar pek fazla olmasa da, görülen “her kemlik” ruhu ve bedeni yaralasa da, “kalem” kale, “yazılar yazgı” (age, 10) olur. “Ortadoğulu olmanın dayanılmaz cazibesine” (age, 15-62) kapılır, “namert köprüsünden” (age, 63-102) geçmeyerek, “kimlik”i olan “eskimez yeni”ye (age, 103-122) ulaşır ve “sorgu”(age, 123 vd.) başlar.
 
Burak Kıllıoğlu’nda direnç somut nesnelerin simgeleştirilmesiyle anlatılır:
 
“Rüzgâr, üşüyen bir insan için soğuktur; üşümeyen için ise değil.” İnsanlarca algılanması rüzgârın esmesine engel olmaz, ama yine de insan, ölçü olma konumundadır. Öyleyse, insanın ölçüsünü belirlemektir aslolan ve o da insanın “sahip olduğu değerlerdir, prensiplerdir, amaçlardır. İnsanın yaşama amacı neyse, ölçüsü de odur” (age, 9). Ancak insanın değirmenle ilişkisi farklı nitelikte cereyan eder. Onun üretiminden yararlandığı gibi, gün gelir ona savaş da açar, ama bu bir bakıma boşuna bir çabadır, yapılması gereken, insanın değerleriyle, ilkeleriyle ve amaçlarıyla değirmeni dönüştürmek, “yele karşı durur” (age, 10) hale getirmektir.
 
Mine Alpay Gün, üslup olarak şiirsel ve çağrısal bir deyişle, yaşadığı, gözlemlediği olayları, yer yer tarihsel arka planlarla harmanlayarak aktarmaktadır. Ancak hak, emek, “beytülmal” gibi inancın göstergesi değerler hayatın akışında, insan ilişkilerinde belirleyici ve kalıcı ölçüler olarak vurgulanmaktadır. “Hak Yeme Oğul” (age, 70 vd), “Ekmeğe Bir Çelme de Cami İmamından” (age, 75 vd.) olduğu gibi.
Burak Kıllıoğlu’nun olgulara yaklaşımında, teknik ifadesiyle “ekonomi-politik” başat konumdadır. Kitapta da bu yaklaşım bölümlemede kendini göstermektedir. Dış Politika, İktisat, Mimari ve Şehir, Siyaset, Erbakan ve Toplum başlıkları altında kitap altı bölüme ayrılmıştır.
*Mine Alpay Gün: Direnç ve Özgürlük, Beyan Yayınları, İstanbul 2015.
 
**Burak Kıllıoğlu: Değirmen Yele Karşı, Yenidevir Yayınları, İstanbul 2016.
 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI