İshak Koç

İshak Koç

04.12.2016 @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Ölüm İnsanın Kaderinde Var!

“Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu,
Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer’den onu!” Mehmet Akif.
Çünkü Ömer Arap Yarımadası’ndan Dicle kenarına kadar uzanan kısıtlı bir alandan; o alanda yer tutan pek az insandan, pek az hayvandan, canlıdan sorumludur!
Çünkü Ömer adalete, insanlığa, sorumluluğa dair insan yargılarını, yargılayışları bilmiyordur!
Çünkü Ömer zamanında abd, ab, nato, stratejik güçler, dengeler yoktur.
Çünkü Ömer Allah’a karşı sorumlu olduğunu bildiği kadar insanlara karşı sorumluluğunu da bilmek zorunda olan yegane kişidir!
Dolayısıyla Akif devam eder şiirine; “Bir ihtiyar karı bî-kes kalır, Ömer mes’ûl! / Yetîmi, girye-i hüsrân alır, Ömer mes’ûl! / Bir âşiyân-ı sefâlet bakılmayıp göçse: / Ömer kalır yine altında, hiç değil kimse!...”
Şimdinin iktidar sahipleri, adalet teorileri, hukuk sistemleri, insan hakları anlayışları, hümanist yaklaşımları karşısında Hz. Ömer  adaleti ne ola ki?! İktidar sahipleri, hükümet edenler, dünya hatta galaksi liderleri herhangi bir olumsuz durum yahut varsayım karşısında neden ve kime karşı sorumlu olsunlar ki? Koyun koyunluk etmesin de kaptırmasın kendini! Dicle kıyısında ne işi varmış Anadolu gibi alabildiğine geniş, verimli otlaklar varken? Ağılından çıkmasaymış da kurda yem olmasaymış! Dahası kurda yem olmak koyunun kaderinde var. Hatta kurda kapılmak herkesin arzuladığı bir şey; “Ben de bir gün koyun olup beni bozkırda bir kurt kapsın istiyorum” diye bakan beyanatları görmek mümkün. Hem Allah adaletlidir; koyunluk edip kendini kaptıran hayvanı bizden soracak değil ya! Bunun hesabı koyundan da kurttan da sorulacaktır. Mühim olan halkın iradesi… Halk istedikten sonra başkanlık sistemi getirip koyunun… Neyse.
Ambulansla bir hastaneden diğerine sevk edilirken can veren hastadan, onu sevk eden hastanenin; donanım ve denetim eksikliğinden dolayı sağlık müdürlüklerinin, sağlık bakanlığının, hükümetin ve devlet yöneticilerinin hiçbir sorumluluğu yoktur! Eceli gelmiş, ölmüştür. Hepimiz ölümlüyüzdür sonuçta. Hem adam hastaneye düşünceye kadar sağlığına biraz dikkat etseymiştir…
Karşı kaldırıma geçerken bir aracın çarpması sonucu kazaya maruz kalan insan dolayısıyla çarpan aracın şoförü dışında hiç kimsenin sorumluluğu yoktur! Bir tane insan için belediye üstgeçit-altgeçit mi yapsın? Parklara, bahçelere, asfalt kenarlarına çiçek dikmek gibi bir ulvi görevi ifa ederken belediye bir de üst geçit mi düşünsün? Hem adam koskoca aracı, trafik lambalarını görmemiş mi? Ölüm insanın kaderinde… Neyse.
Deprem dolayısıyla neden belediyeler, hükümetler, yöneticiler sorumlu olsun ki? Depreme karşı kimin eli kolu bağlı değilmiş? Dayanıklı, planlı, programlı, emlak konut güvenceli toki evlerine taşınsalarmış! Evet, deprem insan öldürmez; insanı öldüren malzemeden çalınmış, plansız programsız yükseltilmiş binalardır. Ama bunun için o binaları yükseltenlere inşaat izni, ruhsat vs. veren belediyelerin, yetkililerin, yöneticilerin hiçbir sorumluluğu olamaz! Deprem Allah’tan. Ölüm de insanın kaderinde var sonuçta… 
Örnekler alabildiğine çoğaltılabilir. Bu toprağın insanları fena halde kaderci, fatalist, cebriyyun yahut cehmiyyeden  değilse mu’tezili midir? Her bir fiil dolayısıyla aklı kullanmayı öngören mu’tezili düşünce insanların neresinde durur? Değil can güvenliği, mal güvenliği, yaşam hakkına dair örnekler, mabadında patlayan bombalardan kendi seçtikleri yöneticileri sorumlu tutamayan insanlar, kaybettikleri hangi koyunun yasını tutsunlar? 
Çocuklar diri diri yanarken kimsenin aklına o yaştaki çocukların neden yurtta olduklarını sormak gelmiyor. Çocukları bursla okuyan devlet yöneticilerinin o bursiyer çocukları gemiciklerine gemicik, bilmem ne zincirlerine zincir katarken fakirin, garibin, yoksulun çocukları canlı canlı yanıyor.  Sebepler üstüne suçlamalar geliştirilirken o yaştaki çocukların orada, anne babalarından uzakta, kendilerinden ücret talep etmeyen yurtta kalma nedenleri sorgulanmıyor. Yanmak fakirin kaderinde var demek ki! 
Ferhan Şensoy’un “Pardon”unda ‘Pardon!’ kelimesine dair söylediği gibi buralarda hayat: “ O zaman adalet dediğiniz şey pek de adil bir şey değilmiş müdürüm!”
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI