Abdülkadir Özkan

Abdülkadir Özkan

19.05.2017 abdulkadirozkan@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


ABD’nin tek dost ve müttefiki İsrail’dir

Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti ister istemez gündemin birinci sırasına oturdu. Sanıyorum bir süre daha bu ziyareti konuşacak ve tartışacağız. Liderlerin vücut dillerinin ne dediğini araştıracak, elde edilen bir sonuç olmadığı için de çeşitli senaryolar yazacak ve bunlar üzerine kafa yoracağız. Bu arada biz ABD’den Gülen’i iade etmesini beklerken, medyaya yansıyan haberlerden  Gülen’i boşuna beklediğimiz ortaya çıktığı gibi bir de gördük ki, Trump bizden FETÖ’den İzmir’de tutuklu bulunan Papaz Brunson’ın iadesini istemiş. Şu ana kadar Gülen’in iade edilip edilmeyeceğine dair bir açıklama içinde bu alanda bir söz verilmemiş olduğu da anlaşılmasına karşılık, onlar bizden bir tutuklunun verilmesini istemişler. İstenen kişinin FETÖ’den tutuklu olduğu düşünülürse onlar terör örgütünün başını vermeyi düşünmezlerken üstüne üstlük 15 Temmuz darbe girişiminden tutuklanmış kişinin isteniyor olmasını pişkinlik ya da hem suçlu hem de güçlü olarak nitelendirsek yanlış mı değerlendirmiş oluruz? Belli ki ABD bizim terör örgütü ve darbeci olarak nitelendirdiğimiz FETÖ’ye yönelik bu iddialarımızı ve gönderilmiş olan delillerimizi inandırıcı bulmuyor. İnandırıcı buluyor olsa, şimdiye kadar Gülen’in iade edilmesi gerekirdi. Belki bugün bile bir takas söz konusu olabilir ama öncelikli olarak olaylara aynı pencereden bakıyor olmamız gerekir. Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminin ABD’nin belli yol ve yöntemlerle içinde olduğu biliniyor. En azından Türkiye’de bu konuda kesin bir kanaat var. Böyle olmasaydı kendilerini temize çıkarmak için Gülen’i şimdiye kadar çoktan iade etmeleri gerekirken, bunu yapmadıkları gibi darbe girişiminden tutuklanmış vatandaşlarını hiçbir karşılık vermeden kurtarmak istiyorlar. Onlar, terör örgütünün başını vermeyi düşünmezken bizden aynı kişi ile işbirliği içinde olduğu belirtilen vatandaşlarını istiyor olmaları aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisinden ciddi hiçbir sonuç çıkmadığını göstermeye yetmez mi?
 
Bu köşede ABD’nin Türkiye’ye dost olmasının söz konusu olmadığına sıkça dikkat çektiğimi okuyucularım hatırlayacaklardır. Çünkü ABD ile ilişkilerimizden sürekli zararlı çıkan biziz. Hele bir de eğer gazetelere yansıyan haberler doğru ise “Türkiye’nin, Suriye ve Irak’ta da arazide olacağı haberleri bunun nasıl ve ne için olacağından insanımızın haberdar edilmesi gerekir. Çünkü çok net bir şekilde ABD’nin Irak’taki Peşmerge yönetimini bağımsızlık yönünde cesaretlendirdiği, Suriye’de YPG’ye Irak’a benzer bir konum sağlamak hedefine doğru birlikte yüründüğü ortaya çıkmıştır. Eğer böyle bir hedef ve niyet olmasaydı, Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekâtı bitmeden kesilmez ve ısrarlı bir şekilde Suriye’de Türkiye devre dışı bırakılarak DEAŞ’a karşı YPG ile birlikte hareket tercih edilmezdi. Kaldı ki, Suriye Kürtlerini ABD, gerilladan orduya geçirmeye çalışıyor. Her türlü silahın verilmesinin Amerikalı subaylar tarafından YPG’lilerin eğitilmesinin başka türlü izahı olamaz. Bunun sonucu ise Suriye’de de bir Kürt devleti kurmaktır. Bu noktada ABD’nin Türkiye’ye dost mu düşman mı olduğunu ABD Başkan Yardımcısı Pence’nin şu sözlerinden de anlamak kolaydır:
“İsrail’i tehdit eden düşmanlarla hep mücadele edeceğiz. İsrail asla yalnız kalmayacak.”
 
İsrail asla yalnız kalmayacaksa, ABD’nin kesin kararı bu ise Türkiye’nin yalnız bırakılmasının şaşıracak bir yanı yoktur. Kaldı ki, ülkemizde geçmişte yaşanan tüm darbelerin ABD’nin onayından geçtiğini bu ülkede bilmeyen kalmadığına göre, bu devletin dost ve müttefik ilan edilmesi yılanla aynı çuvala girilmesi anlamına gelmez mi? Görünen ve bilinen tüm gerçeklere bakarak ABD gibi bir dostumuz varsa düşman aramamıza gerek olmadığını söylemek meseleyi izaha yetecektir.
 
Mesele böyle olunca dünkü gazetelerin hemen hepsinde yer alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait, “YPG’den saldırı olursa hiç kimseye sormadan angajmanı uygularız” sözleri de gösteriyor ki, ABD gezisinden eli boş dönülmüştür. Çünkü angajman kurallarının uygulanacağını açıklamak için ABD’ye gitmeye gerek yoktur. Zaten bu uygulama sürüyor. Önemli olan bizim Suriye’deki gelişmelerde hangi konumda olacağımız, FETÖ elebaşının iade edilip edilmeyeceği idi.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI