Altın bardağın son usta’sı

Altın bardağın son usta’sı
Eklenme Tarihi: 09.01.2017 03:59

90 yaşındaki usta Fehmi Karaman, “Bunlardan su içtiğimiz yıllarda hastalık yoktu. Doktor nedir bilmezdik. Sağlıklı olurduk. Bunlar öldü, biz de öldük” diye konuştu.

eposta yazdır zoom+ zoom-
Yaz aylarında tarlada çalışanların susuzluklarını gidermek için çam ağaçlarından yapılan, Antalya’nın Korkuteli ilçesinde yöre halkının “altın bardak” adını verdiği tahta sürahinin son ustası, zanaatının unutulmaması için mücadele ediyor.
 
Korkuteli ilçesi Hacıbekarlar Mahallesinde yaşayan 90 yaşındaki Fehmi Karaman, çam ağacından boyutları 15-80 santimetre arasında değişen, “altın bardak” veya “fığla bardağı” olarak bilinen sürahiler yapıyor. Sivri uçlu keskin bıçağını, demir pergelini, keserini ve zımparasını önüne açan Karaman, ilerlemiş yaşı nedeniyle zorlansa da bardak yapmaya devam ediyor.
 

“70 yıldır bu işi yapıyorum”

Yıllarca çam, sedir ve ceviz ağaçlarından yaptığı ürünleri eşek sırtında tarla tarla dolaşarak satan usta, plastik ve cam bardakların, sürahilerin çıkmasıyla “altın bardaklara” ilginin azalmasından yakınıyor. En iyi dostu olduğunu belirttiği, “Çapkın” adını verdiği muhabbet kuşuyla dertleşen Karaman, kendi mesleğinin de semercilik, keçecilik, saraçlık, dokumacılık ve daha birçok unutulmuş meslekle aynı sonu yaşayacağını söylüyor. 
Teknolojinin ilerlemesi ve bu bardağa olan ilginin azalmasıyla ustaların bir bir bu mesleği bıraktığı ifade eden Karaman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 70 yıldır bu işi yaptığını belirtti.  Hediye etmek için bir ustadan bardak yapmasını istemesiyle mesleğe atıldığını anlatan Fehmi Karaman, iki veya dört kulplu şekilde oyma yöntemiyle yapılan bardağın çamın yanı sıra ceviz ve sedir ağacından da yapıldığını kaydetti.
 

“Bu bardağın en önemli özelliği suyu soğuk tutması

Özellikle yazın içerisine konulan suyu serin tutması nedeniyle bölge insanı tarafından tercih edildiğini aktaran Karaman, “Bu bardağın en önemli özelliği suyu soğuk tutması. Genellikle iki adet kullanılır. Bir tanesi serin kalması amacıyla toprağa gömülür veya serin bir yerde saklanır diğeri kullanılır. Bu şekilde dönüşümlü olarak kullanılırdı.” diye konuştu.
Bardak olarak bilinmesine karşın görünüş olarak bir testiyi andırdığına işaret eden Karaman, “senit” adı verilen ve bu bardağın çok büyük olanlarının da mevcut olduğunu söyledi. Karaman, “Bunlardan su içtiğimiz yıllarda hastalık yoktu. Doktor nedir bilmezdik. Sağlıklı olurduk. Bunlar öldü, biz de öldük.” diye konuştu.  Fehmi Karaman, kendisinden sonra bu mesleği sürdürecek kimsenin olmamasının da kendisini üzdüğünü ancak talep olmayınca bu mesleği kimseye öğretemediğini de sözlerine ekledi.
 

Çıraklığını eşi yaptI

Fehmi Karaman’ın eşi 83 yaşındaki Fatma Karaman da eşine 50 yıldan bu yana çıraklık yaptığını belirtti. 
Eşinin istediği aletleri getirip götürdüğünü ve bardak yapmak için seçtiği ağaçları taşıdığını ifade eden Karaman, “İkimiz birlikte bu işi yapıyorduk. Şu anda bunu yapan kimse yok. İki yıldır eşim de bu işi sağlıklı bir şekilde sürdürmüyor. Çocuklarım ve torunlarım da bu mesleği sürdürmediler. Eskiden günde dört bardak yapardık.” diye konuştu. Fehmi ustanın kızı Zeynep Tongal ise çocuklarının bu mesleği öğrenmesi için elinden geleni yaptığını ancak ilgileri olmadığı için bu işe yönlendiremediğini söyledi. Babası öldüğünde mesleğinin de öleceğini ifade eden Tongal, “Şu anda bunları yapan hiç kimse yok. Büyük oğlum biraz heveslendi ama o da bir süre sonra vazgeçti” dedi.
 

Kız çocuğu olduğumuz için ilgi duymadık

Karaman’ın küçük kızı Şerife Tongal da babasının yıllarca bardak ve sürahileri köylerde eşek sırtında sattığını belirterek, şunları kaydetti: “Parası olmayanlara da buğday ve mısır karşılığı verirdi. Bu şekilde mesleğini sürdürdü ancak kız çocuğu olduğumuz için ilgi duymadık. Erkek olsak belki öğrenirdik. Bizler babamın dağlarda beğendiği ağaçları keser getirirdik. Babam da bunları istediği boylarda yapardı.”