Abdülkadir Özkan

Abdülkadir Özkan

09.01.2017 abdulkadirozkan@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Bass’ın gitmesi niçin bekleniyor?

Türkiye’nin ABD ile ilişkileri giderek bozuluyor. Artık, iki ülkenin dost ve müttefikliğinden bahsetmenin bile giderek imkânsızlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Niçin bu noktaya gelindiği sorusunun cevabı da sadece bu ülkeyi yönetenlerce değil, sokaktaki vatandaş tarafından da biliniyor. Mesele sadece bilinmekten de ibaret değil. Artık, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar tarafından ABD’nin dostluğu sorgulanıyor ve terör örgütlerine destek verdiği yüksek sesle dile getiriliyor. Bu noktadan sonra ABD ile ilişkilerin eskiden olduğu gibi yürümesi de imkânsız görünüyor. Çünkü artık iki ülke sorumluları eleştirilerini dile getirirken diplomatik bir üslup kullanmaya bile gerek duymuyorlar. Bu da iki tarafın birbirinin dost ve müttefikliğinin zedelendiğini gösteriyor. Tüm bunlar olurken ABD’nin Ankara Büyükelçisi Bass’ın yaptığı açıklamalar bardağı taşıran son damla görevi yapıyor. Böyle olmasa, Bass’ın internette yayınladığı bir mesaj üzerine  Başbakan Yıldırım, “Giderayak zevzeklik yapmış” ya da, “Mesaj mı verdiniz, zevzeklik mi yaptınız” der miydi.
 
ABD ile ilişkilerin giderek kopma noktasına gelmesinin -bize göre çoktan koptu bile-  bir başka sebebi de ABD Suriye’de terör örgütleri ile mücadele ederken talep edilmesine rağmen hava desteği vermekten kaçınması,  Türkiye’nin yanında yer almaktansa terör örgütlerinin safında yer tutmasıdır. Çünkü İncirlik Üssü’nde sadece ABD değil koalisyon ülkelerinin de uçakları bulunuyor ve bu uçakların üsteki varlık sebebi terör örgütleri, özellikle de DEAŞ ile mücadeledir. Ancak, Türkiye Suriye’de DEAŞ’a karşı mücadele verirken İncirlik Üssü’ndeki koalisyon askerlerinin olayları izlemeyi tercih etmesi de Türkiye’nin haklı tepkisine yol açmaktadır.
 
Cumhurbaşkanı ve Başbakan başta olmak üzere bakanlar ABD ve koalisyon ortaklarının tavrını yüksek sesle sorguluyor, sorgulamakla da kalmayarak eleştiriyorlar. Ancak, ABD kanadı daha doğrusu Washington susmayı tercih ederken ABD’nin Ankara Büyükelçisi kendince ya da güdümlü olarak bir takım açıklamalar yapıyor, mesajlar atıyor. Dolayısıyla bu böyle gitmez, gitmemeli. Eğer İncirlik Üssü Türkiye’nin terörle mücadelesinde destek vermeyecekse burada yabancı ülkelerin uçaklarının varlığını koruması doğru değildir. Çünkü kendi topraklarımızda aleyhimizde çalışan güçlere imkân vermiş durumuna düşeriz. Bu gerçek karşısında İncirlik Üssü ile ilgili olarak medyada öne çıkan, “İncirlik Üssü kapatılsın” çağrılarına ilgili bakanlar, “İncirlik’te yetki Türkiye’de” şeklinde cevap veriyorlar. Kendi toprağımızda herhalde yetkinin bizde olması gerekir, Bunun aksini düşünen de söyleyen de yok zaten. Bugün kamuoyunun sorduğu soru, “Bu yetki ne zaman kullanılacak?” sorusudur.
 
Büyükelçinin açıklamalarına yönelik de gerek devlet yönetiminde gerek kamuoyunda tepkiler giderek yükseliyor, hatta medyada büyükelçiye yönelik, “Bass git artık” başlıkları atılıyor. Elbette medya tepkisini ifade edecektir. Bass ne derse desin sessiz kalmak gibi bir tutum medyadan beklenemez. Ancak, bu noktada akla, “Niçin Bass’ın çekip gitmesini bekliyoruz da biz göndermiyoruz?” sorusu geliyor. Tamam, ABD’de başkan değişimine az bir zaman kalmıştır ve yeni Başkan Trump ile birlikte büyük bir ihtimalle Bass da gidecektir. Ancak, Bass istediğini istediği gibi söylemiş, aba altında sopa göstermiş ama buna rağmen Türkiye karşı bir adım atmayarak adımı ABD’nin yeni yönetimine bırakmıştır. Siyasette serinkanlı olmak, her zaman bu tür densizliklere aynı sertlikte karşılık vermek doğru olmayabilir. Ancak, Bass’ın yaptığı kişisel bir densizlik gibi görünüyor ki, anında geri gönderilmesi gerekiyor. Bu ya ABD yönetimi ile temasa geçerek geri çekmeleri ile ya da Türkiye’nin istenmeyen adam ilan edilmesi ile ülkesine gönderilmesi şeklinde gerçekleşebilir. Yani, yaptığı yanına kalmamalıdır. Bu noktada ABD’nin Rus diplomatlara karşı sergilediği tavır ile Bass’ın açıklamalarının ardından ortaya çıkan durumu mukayese etmek yanış olur. Orada devletten devlete bir tavır söz konusudur ve Putin ABD’nin tavrına karşılık vermek için yeni başkanın göreve başlamasını beklemeyi doğru bulmuştur. Ama ülkemizde yaşanan olayda bir elçinin elçilik görev sınırlarını aşarak bir takım tehditler savurma noktasına gelmesi söz konusudur. Bunun için de kendiliğinden gitmesi ya da yeni yönetim tarafından geri çağrılmasını beklemenin anlamı yoktur.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI