Mustafa Kurdaş

Mustafa Kurdaş

04.01.2017 mustafakurdas@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Bize düşen sabretmek ve nezaketi elden bırakmamaktır

Bizim geleneğimizde de, yarınımızda da sadece fikir vardır, ikna vardır. Bu millete ve insanlığa faydalı olma derdi vardır. Bu derdi taşıdığımızdan olsa gerek; zaman zaman ithamlarla karşı karşıya kalmışızdır. Bu ithamların tamamını zaman tersyüz etmiş, haklılığımız her ithamdan sonra er ya da geç ortaya çıkmıştır. Bugünkü ithamlar da Allah’ın izniyle yarın mutlaka tersyüz olacaktır. 
 
Ülke ve milletin huzuru için “yutkunmak” yine bize düşecekse, elbette yine yutkunacağız.
Terörü maşa olarak kullananların uzun zamandan beri ülkemizde kaos atmosferi oluşturmaya çalıştığı ortada. Bu kirli terör atmosferine üflenen rüzgârlarla huzurumuz tamamen kaçırılmak isteniyor. Küresel terörü kurgulayanlar için mecra, zaman, mekân ve mevzunun hiç önemi yok. Her mecrada, her mekânda ve her mevzuda kendisini göstermeye çalışıyor. Bu milletin umutlarını yıkmak ve ülkeyi bölmek için ne kadar “psikolojik harp yöntemi” varsa hepsine başvuruyorlar.  
 

“HASSAS MEKÂN”, “HASSAS ZAMAN” AYARLI ALGILAR

Zaman ve mekân ayarlı terör saldırıları, oluşturulan bu olumsuz atmosfer toplumun her kesimini etkilemeye matuf “taşıyıcı rüzgâr” olarak da kullanılıyor. Toplumun kesimleri birbirlerine potansiyel bölücüymüş gibi gösteriliyor. “Hassas mekân” ve “hassas zaman” ayarlamalarıyla algılarla oynanıyor, “töhmetler” oluşturuluyor. Toplumun bir kısmı toplumun bir kısmına alenen kışkırtılıyor. 
Ortaköy’de eğlence merkezine yapılan baskınla da bir taşıyıcı rüzgâr oluşturuldu. Maalesef bu sefer bu kirli hava, bu taşıyıcı rüzgârla bize doğru üfleniyor; bizim elbisemize bir şeyler sıçratılmak, bulaştırılmak isteniyor. Anlaşılıyor ki birileri, başka tetiklemeler yapmanın peşinde. 
 

HATIRLAMAKTA VE HATIRLATMAKTA FAYDA VAR…

İşte tam da böylesi bir zamanda şu hususları hatırlamakta, hatırlatmakta fayda var… 
 
* 1970’lerde ülke sağcı-solcu diye bölünmüş; sağcılar solcuları, solcular da sağcıları aynı silahla vurmaya başlamıştı. Terör semtlerimizi, caddelerimizi, sokaklarımızı esir almıştı. Herkes herkese düşmandı. Sadece Millî Görüşçüler bu karanlık projenin içerisine çekilememişti. Kardeş kardeşi vururken bu camia eline silah almamış; milletimizi bölmek isteyenlerin planının dışında kalmayı başarmıştı... Böylelikle de vatana, memlekete en büyük hizmeti bu camia yapmıştı. 
 
* Millî Görüş’ün tam dört tane siyasi partisi hukuksuz ve keyfi bir şekilde kapatıldı. Millî Nizam, Millî Selamet, Refah ve Fazilet... Fakat milletimizin ve ülkemizin huzuru ve barışı bu camia için o kadar çok mühimdi ki; en küçük taşkınlık dahi yapılmadı. Partiler kapatılırken bile milletin huzuru esas alındı. 
 
* 1990’ların başından itibaren Türkiye faili meçhuller ve suikastlar dönemine sokuldu. Uğur Mumcu’lar, Bahriye Üçok’lar, Muammer Aksoy’lar, Ahmet Taner Kışlalı’lar suikastlarla öldürüldü. Hedefe yine bütünüyle dindar insanlar konmak istendi. Bu tahrikler Millî Görüş’ün aklıselimiyle bertaraf edildi. 
 
* Post-modern darbe dedikleri 28 Şubat süreci de bu harekete karşı yapıldı. Herkes konuştu, herkes mağduru oynadı ama gerçekte en büyük mağdur olan bu camia aklıselime sarıldı.  Millî Görüş, siyasallaştırılmış olsa dahi sadece hukuk mücadelesi verdi, fikri davasını yürüttü. 
 
 
* Türkiye’nin en büyük ve iktidar partisi olan Refah Partisi kapatıldığında da hiçbir Millî Görüşçü aşırılığa düşmedi. Birileri Millî Görüş camiasını sokağa çekmek isterken Millî Görüşçü tavrı yine bir oyunu bozdu.  
 
* Türkiye yakın zamanda Ergenekon üzerinden kamplaştırılırken “hassas ve dikkatli olunması” gerektiği de yine bu camia tarafından seslendirilmişti. Öyle ki; bu yüzden “Ergenekoncu” yaftası dahi bizim için kullanılmıştı.  
 
* Bugün farklı farklı küresel terör örgütlerinin kabul edilemez katliamlarına maruz kalıyoruz. Bu cani terör örgütlerini meydana getiren zemin Irak’ın işgali ve Suriye’de derinleştirilen küresel projelerdi. Irak gün gün gözümüzün önünde işgal edilirken bile 9 büyük miting yapan yine bu camiaydı. 1 Mart tezkeresi geçmesin, Amerika Irak’ı işgal etmesin diye meydana çıkan da bizdik. Suriye’deki gelişmelerde de hep uyarıcı, ikaz edici, yol gösterici biz olduk. Büyük eleştirilere göğüs germek zorunda kaldığımız Suriye konusunda da bugün bizim ilk günkü söylediğimiz noktaya gelindi. 
 
* Bu memlekette dönem dönem Alevi-Sünni ayrıştırmaları yapılmak istendi. Türk-Kürt diye bölünmek istendik… Bunların karşısında da “kardeşlik” çağrılarını yapan yine hep bizdik. 
 
* İktidarlarıyla muhalefetleriyle bu ülkede politika adına ne zaman ipler kopacak üslup siyaset sahnesine taşınsa, yine yarım asır boyunca bu camia milletimizin müşterek söylemlerde birleşmesini sağladı.
 
* Bu camianın hiçbir ferdi; özellikle de “sevgi ve kardeşliğin teminatı” hiçbir genci 45 yıldır kimsenin burnunu dahi kanatmamıştır, elhamdülillah. 
 

YARIM ASIRDIR SADECE HUKUK VE FİKİR MÜCADELESİ VERİLDİ

Bu hakikatler apaçık ortadayken bugün terör örgütü destekçisi kimi yayınlar ve kişilerin öncülüğünde başlatılan bu kampanya da neyin nesi demeyin? Dün vardı, bugün de oluyor, yarın da olacak maalesef. Şunu herkes bilmelidir ki, Millî Görüş hareketi bütün kurum ve kuruluşlarıyla, bütün unsurlarıyla bu milletin harcıdır. Yarım asırlık tarihimizde sadece hukuk ve fikir mücadelesi verilmiştir. Erbakan Hocamızın ifadesiyle metodumuz iknadan başka bir şey olamaz. 
 
Millî Gazete’miz de Cenab-ı Allah’ın emri mucibince “iyiliği emredip kötülükten nehyetme” derdindedir. Âlimlerimizin, hocalarımızın görüşü neyse, inancımızın bize emrettiği neyse bunu gündeme taşıdık; bu inancın insanlarını yani Müslüman kardeşlerimizi her zaman iyiye, güzele ve faydalı olana çağırdık. Her satırımızda, her mesajımızda sadece çağrı vardır. Bu seferki çağrımızda da Müslüman milletimize “yılbaşı kutlamama” çağrısından ötesi yoktur.   
Tekrarda fayda var: Bizim geleneğimizde de, yarınımızda da sadece fikir vardır, ikna vardır. Bu millete ve insanlığa faydalı olma derdi vardır. Bu derdi taşıdığımızdan olsa gerek; zaman zaman ithamlarla karşı karşıya kalmışızdır. Bu ithamların tamamını zaman tersyüz etmiş, haklılığımız her ithamdan sonra er ya da geç ortaya çıkmıştır. Bugünkü ithamlar da Allah’ın izniyle yarın mutlaka tersyüz olacaktır. 
 

NEFSİ DAVRANAMAYIZ; ASLOLAN DAVAMIZDIR, MİLLETİMİZDİR

Bize düşen sabretmek ve nezaketi elden bırakmamaktır. Bu camianın en büyük özelliği sabrı ve nezaketidir. Geçmişteki ağır imtihanları sabrımızla, nezaketimizle aşmışızdır. Tuhaf ama yine böyle bir dönemdeyiz. Belki de en son bize söylenecek sözler birileri tarafından bize söylenmeye çalışılıyor. Biz yine bize düşeni yapacağız: Sabredeceğiz ve nezaketimizi muhafaza edeceğiz. Nefsi davranamayız; zira bizim için asıl olan davamızdır; bu millete hizmettir. 
 
Bu nedenle şu çağrıyı da Millî Gazete okurlarımıza, camiamıza yapmak isteriz. N’olur; bugünkü asil duruşumuzu bozmayalım. Özellikle sosyal medya üzerinden gelecek tahriklere karşı dikkatli olmaya devam edelim. Hassasiyetlerimizden santim sapmayalım. Kimseye “tebliğ” ve “davet” esaslarının dışında sözlerle yaklaşmayalım. Unutmayalım ki; maksatlı, art niyetli insanlara verilecek en güzel cevap onları iftiraları ve vicdanlarıyla baş başa bırakmaktır. 
 
Ülke ve milletin huzuru için “yutkunmak” yine bize düşecekse, elbette yine yutkunacağız. 
Allah (c.c) bu davaya zeval vermesin. Allah (c.c) milletimizi ve ülkemizin birliğini beraberliğini bozmaya niyetli karanlık emellere müsaade etmesin. Amin...
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI