Ali Haydar Haksal

Ali Haydar Haksal

21.04.2017 alihaydarhaksal@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Bu işte bir bit yeniği var

Seçim süreci sonrasını ve öncesini ele alan bir düşünce yazısını yazmış gazeteye göndermiştim ki haber sitelerine bir haber düştü. Bunu öncelemek gerektiğini düşündüm. Çünkü konu çok duyarlı ve yeni bir sürecin başlangıcını haber veriyor. Tedirgin edici ve ürkütücü bir haber.
Suriye’de yeni bir kimyasal saldırı olacağına dair İsrail kaynaklı bir haber: “Bu bilgiyi Reuters’a bir İsrailli subay verdi. Bazı İsrailli gazeteler, açıklamayı yapan istihbaratçının, kimyasal silâh miktarını üç ton olarak belirttiğini söylediler.
 
ABD ve Rusya’nın öncülük ettiği bir anlaşmayla Suriye 2013 yılında elindeki kimyasal silâhlarını imha etmeyi kabul emişti. İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liebermann 6 Nisan’da Yedioth Ahronoth gazetesinde, ‘saldırının doğrudan Esad tarafından planlandığından ve emrinin verildiğinden yüzde 100 emin olduğunu’ söylemişti.”
 
Haberin tamamı bundan ibaret.
Şu sıralar Kuzey Kore ile ilgili haberler çokça yer alıyor medyada. Bu haber tarzı da yeni değil. İslâm coğrafyasında gerilimli olduğu dönemlerde mutlaka bir Kuzey Kore olayı gündeme geliyor. Olan Müslüman coğrafyada yaşayanlara oluyor. Kuzey Kore’ye hiçbir şey olmuyor ve olduğu gibi hayatiyetini sürdürüyor. Dikkatler oraya yoğunlaşırken beride neler olup bitiyor, ona bakmak gerekiyor. Kuzey Kore gerilimi yeni ve yeniden haber yapılışı yeni değil. Oyun aynı oyun.
Şimdi, Suriye’de yeni bir kimyasal saldırı olacağı haberi önceden İsrail kaynakları tarafından uçuruluyor. Bu demektir ki yeni ve acımasız bir saldırı olacağı. Büyük bir katliamın yaşanacağı. Gene dünya kamuoyu büyük bir kampanya ile yönlendirileceği. Yeniden Suriye özelinden Türkiye ile İran, Sünni-Şia geriliminin başlatılacağının haberidir bu.
 
İsrail Suriye’de neler olup bittiğini iyi biliyor. Çünkü doğrudan işin içinde. Çünkü gerektiğinde gerektiği yerlere, gerektiği saldırı ve müdahalelerde bulunabiliyor. Oysa biliyoruz ki önceden yapılmış olan kimi anlaşmalar var zaten. Beşar Esad’ın eli kolu bağlı. Hiçbir hamlede bulunacak bir takati de yok. Gücü, sadece Rusya ile İran’ın sağlayabildikleri kadar. O da belirli bir sınırda. Önceki gelişmeleri de bir anımsayalım:
“Sârin ve benzeri bir madde.” Kimyasal Silâhların Engellenmesi Örgütü’nün (OPCW) İngiliz heyeti, OPCW Genel Direktörü Ahmet Üzümcü’nün yapılan analizlerin ‘sarin veya benzeri bir maddenin kullanıldığını gösterdiğini’ söylediğini dün açıkladılar.
 
Esad’ın ise geçen hafta Han Şeyhun kasabasına yapılan saldırı için sorumluluk kabul etmiyor ve 2013 yılındaki anlaşmayla elindeki tüm kimyasal silâh stoklarını teslim ettiğini iddia ediyor.” [http://www.mynet.com/haber/dunya/israil-esad-ordusunun-elinde-daha-tonlarca-kimyasal-silâh-var-2997950-1] Haberin kaynağı da budur.
 
Bu haberlerin benzerini aslında ta I. Irak işgalinden beri kanıksamış durumdayız. Bu haberlerin ardından neler olup biteceğini iyi kötü seziyoruz. Ne yazık ki Müslümanlar veya genelde insanlık geçmişte yaşananları hiç dikkate almıyor ya da unutuyor. Saddam’ın sârin gazları ve etki alanı az ürkütücü olmamıştı. Ankara ve hatta İstanbul’u etkileyecek gazlardı onlar. İstanbul ve Ankara’da yaşayanlar gaz maskeleri almış sığınıklarını da hazırlamıştı. Ve tabiî Suriye’de bundan sonra ne gibi bir katliamın olacağı ve tahliye edilen, daha da edilecek Suriye’yi neler bekliyor ve neler olacak, asıl üzerinde durulması gereken budur.
 
Bu arada güzel haberler de gelmiyor değil! İsrail Türkiye’den (İsrail menşeli, tohumlu bu vurgu bana ait. A. H. H.) domates alımı yapacakmış. Tabiî artık İsrail ile işler yolunda. Doğalgaz boru hattı anlaşması ve diğer anlaşmalarla iyi bir yoldayız demektir!
Suriye’de sârin gazı saldırısının şimdiden kimin yapacağı, yaşanacak olan katliamın sonuçlarının kime çıkacağı ve hatta dünya kamuoyunu kimin yönlendireceği de belli!
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI