Abdülkadir Özkan

Abdülkadir Özkan

07.01.2017 abdulkadirozkan@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Demokrasiyi savunma adına demokrasi katliamı..

Ülkemizde herkes her fırsatta demokrasiyi savunuyor ama herkesin demokrasisi (anlayışı) farklı. Böylesine farklılık söz konusu olduğunda demokrasinin işleyişinde de farlılıklar ortaya çıkıyor. Birileri demokrasiyi korumak adına, “Ben yaptım oldu” diyebilirken, birileri de, “Benim gibi düşünmüyor, anayasa değişikliğinde benim gibi oy kullanmıyorsan hainsin” diyebiliyor. Hâlbuki her ikisi de yanlış. Demokrasilerde hiç kimse, “Ben yaptım oldu. Ben en iyisini bilirim ve yaparım” diyemeyeceği gibi, hiç kimse de, “Meclis’te görüşülecek olan anayasa değişikliği ya da yasa üzerinde herkes benim gibi düşünecek, ben hayır diyorsam Meclis’in tüm üyeleri hayır diyecek” diyemez. Bu iddialarla demokrasiyi yan yana getirmek ve takdim etmek ya demokrasiyi bilmemek ya da demokrasiyi dilden düşürmezken demokrasiye inanmamak anlamına gelir.
 
Demokrasilerde egemenliğin millete ait olduğu sıkça tekrarlanır. Egemenliği millet ise seçtiği vekiller eliyle kullanır. Bunun dışında referandum yoluyla doğrudan da bu hakkını kullanabilir. Bunun dışında milletin egemenlik hakkını kullanma imkânı yoktur. Günümüzde bir ülkenin reşit vatandaşlarını bir meydana toplayarak atılması düşünülen bir adım konusunda kararı belirlemek mümkün değildir. Her ne kadar geçmişte bazı şehir devletlerinde halk bir meclis gibi kullanılmış ise de artık bu uygulamayı gündeme getirmek bile abesle iştigal demektir. Yönetimin almak istediği kararlara halkın doğrudan katılımını sağlamanın yolu günümüzde referandumdur. Bu ise her konuda gündeme gelemeyeceğine göre Millet Meclisi’nde halkın seçtiği vekiller halk adına oy kullanır. Böyle olunca bir siyasi partinin görüşüne katılmayan milletvekillerini kullandıkları oy sebebiyle ihanetle suçlamak yanlıştır. Yanlışın da ötesinde saygısızlıktır. Durup dururken bu demokrasi savunması nereden çıktı sorusu akla gelebilir. Köşeyi doldurmak için böyle bir konuyu ele almış değilim. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun gazetelerde, “Anayasa değişikliğine evet oyu verenler ihanet edenlerdir” başlığı altında yer alan haber sebebiyle konu üzerinde durma ihtiyacı duydum. Özellikle de demokrasiyi kimselere bırakmayan, dillerinden düşünmeyen, hatta kutsayanların bu sözlerle demokrasiyi katlettiklerine dikkat çekmek istedim.
 
Seçimler halkın iradesinin Meclis’te nasıl temsil edileceğini belirler. Bir diğer ifadeyle partiler görüşlerini ve seçildiklerinde neler yapacaklarını, ülkeyi nasıl yöneteceklerini halka anlatırlar. Seçmenler de kendine yakın bulduğunu seçerek Meclis’e gönderir. Böyle olunca hafta başında Meclis’te görüşülmesine başlanacak olan anayasa değişikliğine “evet” diyecek milletvekillerini hainlikle suçlamak, onlara oy veren, kendilerini beğenmeyen seçmenleri de hain ilan etmekten farkı yoktur. Bu ise kendileri ile birlikte olanları makbul, olmayanları işe yaramaz kabul ve ilan etmek demektir ki, bu yaklaşım demokrasi sevdalısı kimselerin demokrasiyi katletmeleri demektir. Demokrasi çok seslilik demektir. Her görüşün Meclis’te temsil edilmesi olarak tarif edilir. Böyle olunca Kılıçdaroğlu’nun anayasa değişikliğine hayır dedirtmek için verecekleri mücadeleyi takip etmeleri için insanları, “Pazartesi televizyonları açın izleyin. Meclis’teki mücadelemizi göreceksiniz. Bir bedel ödenecekse önce CHP milletvekilleri ödeyecek. Evet oyu verenler Türkiye Cumhuriyeti’ne ihanet edenlerdir” çağrısının bırakın demokrasi ile bağdaşıp bağdaşmayacağını tartışmayı bir kenara, sanırsınız ki Meclis’te CHP’liler ülkeyi işgal eden düşmana karşı savaşa çıkacaklar. Böyle demokrasi anlayışı olmaz. Kendilerinden farklı düşünenleri Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanı ilan edenler belki de farkında olmadan kendileri Cumhuriyet düşmanlığı çizgisine düşüyor olabilirler. Kaldı ki anayasa değişikliği Meclis’teki oylama yeterli oyu alabilirse referanduma yani halkın oyuna sunulacaktır. Yani son sözü millet söyleyecektir. Meclis yanlış karar alırsa seçmenin düzeltme imkânı vardır. Bu bakımdan olayı böylesine meydan muharebesi yapacakmış gibi bir havaya sokmanın anlamı da yoktur. Böyle bir yaklaşım sağlıklı bir ruh halinin de ifadesi olamaz. Hemen belirteyim ki anayasa değişikliğinde bazı hususlara benim de itirazım var ve bunu köşemde birkaç kez dile getirdim. İtirazlarımın birisi kabul edilmiş olacak ki, komisyonda o husus metinden çıkartıldı. Buna karşılık seçilme yaşının 18’e indirilmesini hala gerekli bulmuyorum. Bunun da ötesinde uygulanabilir görmüyorum. Buna karşılık bu hususta ısrar eden vekilleri hainlikle suçlama hakkımın olmadığını düşünüyorum.
 
Son söz olarak şunu söylemek istiyorum; böylesine bir muhalefet çizgisi izleyen CHP varken AK Parti’nin milletin oyunu almak için fazla enerji sarf etmesine gerek kalmıyor. Bir başka ifadeyle AK Parti’nin gücü CHP’nin toplumu hiçe sayan anlayışından kaynaklanıyor.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI