Mustafa Kasadar

Mustafa Kasadar

26.12.2016 mustafakasadar@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Doğru yoldan ilk kopuş Hâricîler ve ortaya çıkışları

İslam cemaatinden dini gerekçelerle kopan ilk grup Haricilerdir. Haricilerin kim olduğu ve bu isimle niçin anıldıkları hakkında çeşitli görüşler vardır. 
İmam Ebû’l-Hasan el-Eş’arî, Haricilerin bu isimle anılmalarının nedeninin; onların Hz. Ali’ye karşı çıkmaları olduğunu  açıklar. Şehristânî ise Haricîleri: “Müslüman toplumunun üzerinde ittifak ettiği meşru yöneticiye karşı çıkan herkese Haricî denir. Bu karşı çıkış ister Hülefâ-i Râşidîn’e karşı sahabe döneminde olsun, ister iyilikle onların yolunu takip eden yöneticilere karşı herhangi başka bir dönemde olsun”  şeklinde daha genel bir şekilde tarif eder. Muhaddis İbn Hacer ise: “Haricîler bid’atçi taifedir, dine ve Müslümanların en hayırlılarına karşı çıktıklarından bu şekilde isimlendirilmişlerdir”  der.
 
Bu tâife, Sıffin Savaşı’nda Hz. Ali ile Hz. Muâviye arasında arabuluculuk yapmak üzere hakemlerin tayin edilmesinden sonra  ‘Allah’ın dışında hiç kimsenin hüküm yetkisinin olmadığını’ dillendirerek Allah’ın dışında birinin hakem tayin edilmesinden hoşlanmadıkları için Hz. Ali’ye karşı çıktıklarından bu ismi almışlardır.  Haricîler için kullanılan; Harûriyye,  Şürât,  Mârika ve Muhakkime  gibi başka isimler de vardır. 
Hâricîleri yeren hadislerden birisi, Sahih-i Müslim ve Sahih-i Buharî’nin rivayet ettiği şu hadistir. Ebû Said el-Hudrî  (r.a.) anlatıyor:  “Biz Resulûllahın (S.A.V.) yanında bulunuyorduk. Kendisi de ganimet taksimi yapmaktaydı. O sırada yanına Temim kabilesinden Zü’l-Hüveysira geldi. Derken adam: ‘Ey Allah’ın Resulü! Adaletli ol’ dedi. Resulullah (S.A.V.): ‘Yazıklar olsun sana! Eğer ben adaletli olmazsam kim adaletli olur? Eğer ben adalet etmezsem (sen âdil olmayan bir insana tâbi olduğun için) muhakkak eli boş kalmış ve ziyan etmişsindir’ buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer: ‘Ya Resulûllah! İzin ver onun boynunu vurayım’ dedi. Resulûllah (S.A.V.): ‘Onu bırak! Onun öyle arkadaşları olacak ki, sizden biriniz onların namazı yanında kendi namazını, onların oruçları yanında kendi orucunu muhakkak küçük görecektir. Onlar Kur’ân okuyacaklar, fakat Kur’ân onların köprücük kemiklerinden öteye geçmeyecek.” 
Hz. Peygamberin, “Kur’ân onların köprücük kemiklerinden öteye geçmeyecek”  ifadesinin de iki şekilde anlaşılma olasılığı vardır. Birincisi, onların zihin dünyası ayetlerin kastını idrak etmediği için Kur’ân’ı amacının dışına taşıyorlar. İkincisi ise onların Kur’ân okumaları Allah’a (C.C.) yükselmiyor. 
 
Yine Resulûllah (S.A.V.), onların akıllarının kıt ve cılız olduğu ve Kur’ân’ı okuduklarında aşırı yanlış anlamalarından, Kur’ân onların aleyhindeyken lehlerinde olduğunu zannedecekleri şeklinde onların nahoş sıfatlarını dile getirerek onları yermiştir.
 
Nitekim İmam Buharî, Hz. Ali’nin hadisinden şöyle rivayet etmiş: “Ben Resulûllahın (S.A.V.) şöyle buyurduğunu işittim: Son zamanda bir kavim çıkacaktır. Dişleri küçük, akılları kıttır. Yeryüzünün en hayırlı sözünü söylerler, imanları boğazlarını geçmemektedir.  Ok avı delip çıktığı gibi onlar İslâm’dan çıkacaklar.” 
Hariciler: “Hüküm yetkisi yalnızca  Allah’ındır” ayetini delil göstererek  Hz. Ali’ye (R.A.) karşı çıktıklarında o şöyle buyurdu: “Bu dillendirdikleri hak bir sözdür ancak bu hak sözden batılı kast ediyorlar.”  Batıla hizmet için kullanıyorlar. 
 
Üstad Necip Fazıl’ın, “Doğru yolun sapık kolları” diye çok güzel bir şekilde ifade ettiği ana yoldan sapanları -inşallah- anlatmaya devam edeceğiz.
 

Notlar

Mekâlatü’l-İslâmiyyîn, 1/207.
el-Milel ve’n-Nihal, 1/115.
Fethü’l-Barî, 2/283.
et-Tenbihve’r-redalâehli’l-ehvâ-ı ve’l-bid’a, s. 47.
  Tahkim olayında Hz. Ali’den ayrılıp Kûfe yakınındaki Harûrâ’ya çekildiklerinden bu ismi almışlardır.
  Satın alanlar demek. Kendilerini tââta vererek karşılığında cenneti satın aldıklarını söylediklerinden bu şekilde ad almışlardır.
  Hakemleri kabul etmediklerinden ve hükmün; sadece Allah’ın hükmü olduğunu söylediklerinden bu şekilde anılmışlar.
Hâricîlere, reisleri Abdullah b. Vehb er-Rasibî’ye izafeten ‘Vehbiyye’ adı da verilmiştir. DİA.
   Müslim, 2/743-744.
FethülBarî, 6/618.  Kadiİyaz’ınŞerhü’n-Nevevî’de söylediklerine bakılabilir, 7/159.
Buharî, 2/281.
   Yani: bu sözün gerçek anlamı doğrudur, yüce Allah: “Hüküm yetkisi yalnız Allah’ındır” der. Ancak onlar bu ayetten tahkim olayında Hz. Ali’nin kararını kabul etmeme olarak anlamak istediler. Şerhu’nNevevî, 7/173-174.  Geniş bilgi için bkz, Ali Muhammed Sallabi, Doğuşundan Günümüze Hariciler, Ravza Yayınları, İstanbul, 2016
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI