Meryem Nida

Meryem Nida

22.12.2016 meryemnida@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Eksik bıraktığımız yanımız!

Bazı şeyler vardır, eksikliği hissedilse de dile getirilmez, yokluğu fark edilse de konuşulmaz. Bazı durumlar vardır, varlığına alışılmadığı için yokluğu yadırganmaz. İşte Milli Görüş teşkilatları ve bu davaya gönül vermiş mensuplar olarak bizlerin hayatımızda hadis ve sünnetlere olan uzaklığımız ya da yeterince ehemmiyet vermememiz de böyle bir şeydir. Hadis ve sünnetleri hayatımızın merkezine oturtamamak, ezberimizde olan birkaç hadis dışında yenileriyle tanışmaya gerek duymamak, bildiklerimizi de katılacağımız bir eğitim ortamında aktarmak üzere akılda tutmak ve kendimizi, insanlara anlattığımız o emirlerin pek çoğundan münezzeh tutmak… Kimi zaman farkına varamadan kimi zaman da önemsiz zannederek yaptığımız bir yanlış, düştüğümüz bir hatadır bu…
 
İtiraz edenler olacaktır elbette ve zaten istisnalar da kaideyi bozmayacaktır fakat sanıyorum pek çok kişi bu satırlarda okuduğu görüşlere katılacak ve teşkilat içerisindeki geçirdiği yılları gözünün önüne getirdiği zaman bu büyük eksikliği kendisi de fark edecektir!
 
Çünkü biliyoruz ki biz sohbetlerden sohbetlere koşturan, konferans, seminer, panel ne veriliyorsa almaya çalışan, yapılan kamplara katılmaya gayret gösteren, günlerce süren eğitim programlarında sandalyeler eskiten, kendi içlerinde kitap okumaları ve tahlilleri yapan, daha iyi bir teşkilatçı nasıl olabiliriz dersleri alan, yıllardır aldığı eğitimlerin cümlesi cümlesine, satırı satırına  aynını aldığı halde her seferinde yeni duyuyormuş gibi dinleyen ve Hocasının tabiriyle dört fakülte bitirmiş derecesinde bilgi ve birikim sahibi olan insanlarız, öyle olmalıyız. Biliyoruz ki memleketimizde belki de başka hiçbir vakıf, dernek yahut cemaatte sosyal ve kültürel faaliyetler bu denli istikrarlı ve gönüllü sürmemektedir.
 
Bunlar şüphesiz kimsenin itiraz edemeyeceği gerçeklerdir. Fakat ortada varlığı yadsınamaz bir gerçek daha vardır ki Milli Görüş hareketinin herhangi bir kademesinde görevli olan birisi her şeyden önce, yeryüzünde yaşanan mevcut sıkıntıları çözüp yeni bir dünya kurabilmek için insanları fazlaca siyasi anlamda uyarma, onları Hakk yola davet etme üzerine programlanmıştır ve bu yüzden de aldığı eğitimler özelikle yakın tarihimizle alakalı gerçeklerle alakalıdır.
 
Bu, elbette olması gereken bir şeydir. Elbette insanlar, üzerimizde oynanan oyunlarla ilgili uyarılmalı ve doğru kaynaklardan beslenmeye çalışılmalıdır. Burada bizim eksikliğimiz, tabiri caizse insanları uyarmaya malzeme toplarken, bir yandan da kendimizi dini ve ahlaki yönden geliştirmeye gayret göstermeyişimizdir!
 
Bizim eksikliğimiz “Temel Esaslar” dersleri alırken “Kur’an’da hangi esaslar var” bölümünde “Cihad farzının esasları da var” diyerek insanlara cihadın mecburiyetini anlattığımız gibi hemen akabinde yapacağımız eğitimde kendi mensuplarımızın nefislerini hedef alarak “Kur’an bize Allah Rasulüne itaati emrediyor, peki biz O’na ne kadar bağlıyız, O’nun emirlerine ne kadar riayet ediyoruz” yoklaması yapmayışımızdır!
 
Bizim eksikliğimiz, yılda bir iki seferi geçmeyecek şekilde okuduğumuz siyer kitaplarıyla yetinmek ve Allah Rasulünü daha iyi tanıma adına ekstra okumalar yapmaya gerek duymayışımızdır.
 
Bizim eksikliğimiz, kendi aramızda sadece hadisleri konu edinen sohbetler oluşturmayıp, gerekirse bir tek hadisi ele alıp onu bir ay boyunca tüm çalışanlarımıza uygulamaya koyma yarışları yapmayışımızdır. Bizim eksikliğimiz, mahalle ve okullarda, toplantı salonlarında veya seminerlerde insanlara aktardığımız siyasi bilgiler kadar kendimizi de hadis ve sünnetlerle beslemeye ve doyurmaya özen göstermeyişimizdir.
 
Bizim eksikliğimiz, “Siyonizm’i kaba taslak anlat” deseler anlatabilecek seviyede olup “Allah Rasulünün hayatını özetle” dendiğinde kelimeleri toparlayabilecek kadar O’nunla hemhal olmayışımızdır.
 
Bizim eksikliğimiz, “Teşkilatın tarifini yap” diyenlere “Hiyerarşik bir yapı içerisinde…” diye başlayan uzunca metni bir çırpıda söyleyip, ezbere bildiğimiz bir hadis sorulduğunda râvisiyle ve tam bir şekilde hatırlayamayacak kadar hadislerden uzak oluşumuzdur.
 
Bizim eksikliğimiz, insanlara sohbetler verirken kullandığımız hadislerin bile kaynaklarını araştırma lüzumu görmeyip buna bağlı olarak bazen uydurma hadisleri de aktarıyor oluşumuzdur!
 
Bizim eksikliğimiz, kendimizin sadece gündemle veya siyasetle hemhal oluşunu yadırgamayıp, sadece dini konularla alakadar olup siyasete karışmayanlara kin güdüşümüzdür. Bizim eksikliğimiz, sadece her gittiği konferansı en önde dinleyip slogan atmayı marifet saydığımız Hocamızın aslında söylediği pek çok sözünün ya bir hadis ya bir ayet olduğunu, onları yaşantısına ve cümlelerine ustalıkla aktaracak kadar onlara yakın oluşunu kavrayamayışızdır!...
 
Evet, biz cidden bu teşkilatlarda okumayı, konuşmayı, anlamayı ve anlatmayı öğrendik hamdolsun. Biz bu teşkilatlarda birkaç fakülte bitirmiş mezun derecesinde bilgiler edindik ve halen de edinmeye devam ediyoruz. Ama maalesef insanlara hükümetlerin yanlışlarını aktarma heyecanı ve gayretimiz kadar Efendimizin sünnetini yaşamaya ve yaşatmaya gayret etmiyoruz.
“Önce yeni bir dünyayı kuralım, önce İslam birliğini oluşturalım, iktidara gelip dini eğitimi esas alan bir eğitim sistemi oluşturalım, onu da yaparız” diye düşünüyorsak eğer, ashabın Allah Rasulünün sünnetine olan bağlılıklarıyla cahiliye topraklarında yeni bir dünya kurabildiklerini anlayamamışız, yeryüzüne oturtulacak temiz bir dünya için önce yüreklerimize Onu, sevgisini ve şeriatını oturmamız gerektiğini kavrayamamışız demektir.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI