Erdoğan: Bu sistemi şahsım için isteyecek kadar karaktersiz değilim

Erdoğan: Bu sistemi şahsım için isteyecek kadar karaktersiz değilim
Eklenme Tarihi: 17.02.2017 17:24

"MHP'li kardeşlerimizle el ele vererek referandum sürecini başlatıyoruz"

eposta yazdır zoom+ zoom-
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kamuoyunun gündemine gelen idam tartışmalarına ilişkin olarak "İlk adım 16 Nisan'da evet oylarını halletmek" dedi. "Bu sistemi şahsım için isteyecek kadar karaktersiz değilim" diyen Erdoğan referandum sürecinde MHP ile birlikte alanlarda olacaklarını söyleyerek "MHP'li kardeşlerimizle el ele vererek referandum sürecini başlatacağız" diye konuştu. 
 
Erdoğan, partili cumhurbaşkanlığı sisteminin belediye başkanlığı döneminden beri kendisinin projesi olduğunu vurgulayarak "Cumhurbaşkanlığı sistemi şahsımın projesidir" değerlendirmesini yaptı.
 
Kahramanmaraş'ta toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:
 
"Vatanına, inancına, ezanına yönelik her saldırıda yeniden yükseltmiştir. Bugün de eğer ülkemizin ve milletimizin başına bir musibet bela olursa buna ilk ve en güçlü tepkilerden birisi Kahramanmaraş'tan gelir. Nitekim 15 Temmuz'da İstanbul'da, Ankara'da, ülkemizin her köşesinde, sokaklarda meydanlarda, Sütçü İmam'dan bayrağı devralan seymenler, zeybekler, efeler, uşaklar, dadaşlar, kızanlar kol geziyordu. Dün ülkemizi işgale gelen İngiliz'in, Fransız'ın maşaları olanların, işbirlikileri karşısına dünyanın en modern silahlarıyla değil, sadece bileğimizle, yüreğimizle karşı çıkmıştık. 15 Temmuz'da da günümüzün işgalcilerinin, FETÖ ve yandaşlarının, onların maşası, kölesi olarak halkıma silah çekenlerin karşısında aynı mücadeleyi verdik. Ve 248 insanım şehadete yürüdü. "Allah, allah" yürüdü. "Şehadet" diyerek yürüdü.
 
Çünkü şüheda gövdesi bir baksana, yerler gökler diye yürüdü. Eğilmedi başlar ve F16'larla saldırdı. Tanklarla, helikopterlerle saldırdı. Ama benim o gururlandığım milletim, sevgili kardeşlerim, onlara ta Marmaris'ten hep beraber "Meydanlara" diye haber gönderdiğimizde FaceTime'da halkım meydanlara yürüdü. Ve benim halkım şunu biliyordu; arkadaşlar, yurdumu alçaklara uğratma sakın.
 

"Bu ülkeyi mausır medeniyetler seviyesine çıkaracağız"

 
Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk'ın, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın. Ve benim kardeşlerim tankların karşısına çıktılar, F16'lar bomba yağdırdı şehit oldular. Helikopterler bomba yağdırdı, şehit oldular. Ama şehadete yürüdüler, onlara cennete yürüdüler. 2193 gazimiz vardı, onlar da şehadet için yoldaydılar. Allahıma hamd olsun, böyle bir milletin reis-i cumhuru olmaktan daha ne güzel olabilir ki.
 
Rabbim İnşallah bize o makamı ilahiyi nasip eder. İnşallah bu ülkeyi bizler muhasır devlet seviyesinin üstüne çıkaracağız. İsteseler de istemeseler de çıkaracağız. O gün yakındır. Ölüm saçan tankların karşısında sadece iman dolu yürekler vardı.
 
İmansız paslı yürekler vardı benim kardeşimin karşısında. Ve milletimiz sinesinde yük değil, mangal gibi bir yürek taşıdığını hamd olsun dosta düşmana göstermiştir. Böyle bir milletle yol arkadaşı olmakla ne kadar övünsem azdır. Kardeşlerim, Kahramanmaraş'a eli boş gelmek olmaz dedik. Hiç merak etmeyin, biz bugüne kadar hep dik durduk.
 
Biz sadece ve sadece Rabbimin huzurunda rükuda eğiliriz, secdede eğiliriz. Hiçbir gücün karşısında eğilmedik, eğilmeyiz. Bugün burada teferruatına girmeyeceğim, 569 milyon yani 569 trilyon lira bedeli olan eserlerin resmi açılışını yapıyoruz. Hayırlı olsun. (İdam isteriz sesleri) Kardeşlerim, bu konuda benim kanaatimi biliyorsunuz.
 
İlk etap 16 Nisan'da evet oylarını halletmek. İnanıyorum ki bu konu gündeme gelecektir. Parlamentoda geçmesi halinde ben bunu onaylarım. Çünkü, bunu onaylamak boynumun borcudur. Şehitlerimize bunun hesabını veremem. Allah'a bunu hesabını vermek. 
 
Devlet ancak kendisine karşı işlenen suçları affeder. Efendim AB şöyle diyor, Hans böyle diyor, George böyle diyor. Bunlar beni ilgilendirmiyor.
 
Ahmet ne diyor, Mehmet ne diyor, Ayşe ne diyor, Allah ne diyor beni o ilgilendirir. Yeni ve tarihi bir kararın arefesindeyiz. Aslında kökleri oldukça eskiye dayanan ancak Cumhuriyet döneminde de hiç bitmeyen yönetim sistemi arayışımızda yeni bir aşamaya geçiyoruz. Başbakanlık hükümeti sisteminden millet onayına dayalı Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiyoruz. Bir başka ifadeyle artık hükümeti seçtiği cumhurbaşkanı vasıtasıyla doğrudan millet kuracak.
 

İdam sloganlarına: Hedef ilk etapta 'evet' demek

 
Milli iradenin tecellisinin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşan vesayet güçlerinin devri, öyle şanslara bağlı olarak değil sistem itibariyle tamamen kapanıyor. Birilerinin 16 Nisan'da yapılacak halkoylamasına bambaşka anlamlar yüklemeye çalışması kafanızı karıştırmasın. Onlar Kasım seçimlerinden beri aynı çarpıtmayı yapıyorlar. Her sefasında milletimizden ders almalarına rağmen aynı hezeyanları ortaya saçmaktan geri durmuyorlar.
 
Kardeşlerim dünya değişti, Türkiye değişti. O zaman doğan çocuklar artık delikanlı oldu, şimdi oy kullanacaklar. Genç kız oldular, ama bunlar yerlerinden bir milim kıpırdalamadılar. Biz iktidara geldiğimizde 30 yaşında seçilme hakkı vardı, seçme 18 seçilme 30. Seçim yaşını indirdik mi? İndirdik.
 
Sonra Batı'da 18 yaş olduğunu gördük. Bizim gençlerimizde akıllı, onlar da seçilsin dedik. 18 yaşındakileri bir göreyim, oooh maşallah. Bunu biz getiriyoruz. Sağ olsun MHP'li kardeşlerimizle el ele vermek suretiyle inşallah bu süreci başlatıyoruz.. Gen, dinamik, üretken bir Türkiye için böyle bir parlamento gerek.
 
Eski Türkiye bu günden daha iyi diyorlar. Hükümetin ömürleri yahu 25 günlük hükümetler kuruldu bu ülkede. Biz gelene kadar tüm hükümetlerin ortayalama ömrü ne biliyor musunuz 16 ay. Ya 16 aylık hükümetlerle bir ülke ayakta durabilir mi? Kardeşlerim, işte o Türkiye bizi bitirmiştir. Siyasi çekişmelerin, sosyal çalkantıların, ekonomik krizlerin anamızı ağlattığı o kabus dolu günleri unutmadınız değil mi? Benzin, ekmek, gaz yağı kuyruklarını unutmadınız değil mi?
 

"Bu sistemi şahsım için isteyecek kadar karaktersiz değilim"

 
Dedelerinin nüfus kağıtlarını alsınlar baksınlar, işte o Türkiye tek parti döneminin Türkiyesidir. Bazı şeyleri bilmeyebilirsiniz gençler, siz bu ülkede CHP il başkanlarının valilik yaptığını bilir misiniz? Şimdi böyle bir şey gündeme gelse kıyameti koparırlar. Bunlar bu ülkeyi ileri götüremediler. Ülkemizi patinaj yaptırmanın ötesinde geri götürdüler. İşte bunlar o Türkiye'nin özlemiyle yanıp tutuşuyorlar. Şimdi yine Meclis'te zayıf bir hükümet olsun istiyorlar. Siyasi partiler, ülkeye ve millete hizmet bulamasın istiyorlar. Çocukların bir tekerlemesi vardır bilir misiniz? Çocuklar aralarında şakalaşırken "Havada bulut, sen bunu unut" derler. Biz 14 yıldır Türkiye'yi işte bu alacakaranlık kuşağından uzak tutmak için çalıştık.
 
Ancak bunların fikrinin eski Türkiye'de kalmasını engelleyemedik. İnşallah 16 Nisan bunların son umutlarını da kapatıyor. Havada bulut, eski Türkiye'yi unut. Hazır mıyız? İşte onun için bu kadar hırsla saldırıyorlar. Meclis'te yaşananları takip ettiniz herhalde? Ayak ısırmaktan kürsü işgaline. Meclis'e yakışmayacak ne varsa yaptılar. Biz 2011'den beri Meclis'te anayasa yapalım diye adeta yalvar yakar olduk ama anlatamadık. Hakimiyeti milletimize teslim edince feverana başladılar. Bunların itirazı, sisteme değil, millete millete.
 
Ambulansları, cihazları, hastaneleri, okulları kendimiz için mi kurduk? 19 bin kilometre bölünmüş yolu, havalimanlarını kendi keyfimiz için mi inşa ettik. İstanbul'a denizin altından Marmaray yaptık ya. Şurada üç yılda Marmaray'dan 200 milyon insan geçti.
 

"Marmaray'ı en çok onlar kullanıyor"

 
Bunu atalarımız mimari noktada eskizlerini yapmıştı. Bitirmek bize nasip oldu, biz bitirdik. Avrasya Tüneli'ni yaptık yine denizin altından. Dünyanın en derin tüneli bu. Elhamdülillah. Çift kat, bir taraftan Asya'ya, bir taraftan Avrupa'ya gidip geliyoruz. Buradan hangi partililer geçiyor diye bakmıyoruz, buradan halkımız geçiyor halkımız. Onları modern bir Türkiye'de nasıl yaşatırız, ona bakıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne bir bakın. Bitmedi, Osmangazi Köprüsü'nü bakın. Niçin yaptık bunları?
 
Vatandaşımız için. Halkımız için yaptık. Şimdi inşallah Çanakkale'de 18 Mart Köprüsü'nü yapıyoruz. 18 Mart'ta temelini atıyoruz. 12 milyar dolar değeri. O delikli iki buçuk kuruşlar vardı. Ona muhtaç olan Türkiye'den işte bugüne geldik. Eski Türkiye oydu. 2.5 kuruşa muhtaçtık. Hamd olsun, güvenlikten adalete, enerjiden sosyal yardımlara, üniversitemiz olmayan il kaldı mı? Ve savunma sanayiye kadar ülkemizde yaptığımız hizmetleri herhalde cebimize koyup mezara götürecek halimiz yok. 9-15 metrelik kefen yetiyor. 
Cumhurbaşkanlığı projesi şahsımın projesidir.
 

"Cumhurbaşkanlığı sistemi benim projem"

 
Belediye başkanlığından bu yana. Millet kimi isterse, bu sistemin ilk cumhurbaşkanı olacak. İstediğiniz neyi yapamıyorsunuz da sistemi değiştiriyorsunuz diyorlar. Bizden önce gelenler niye yapmadılar? Mesele insan meselesi, ama bunun yanında bir de sistem güçlü olursa biz de güçlü oluruz. Biz engellendik, çok engellendik. Hamd olsun bir dönem aynı partiden cumhurbaşkanı ve başbakan olunca hızlandık. Ama öncesinde maalesef tökezlediler. Atama yapacaksınız olmaz dediler. Ya cumhurbaşkanım ben bununla çalışacağım. Yok efendim, olmaz.
 
Olmaz diye tutturdu, yapmadı. Niye bir tanesinin hanımının başı örtülüydü ondan. Bir diğerini teklif ettim hanımının başı açıktı ve ABD vatandaşıydı ona da "Hayır" dedi. Anlamakta zorlanıyorsunuz, neden. Bunlarla mücadele ede ede geldik. Bunlara rağmen buralara geldik. Bu işler şanslara bağlı olmasın, ülkenin geleceği kişilerin gayretlerine endekslenmesin diye bu sistemi getiriyoruz. Bugün kapı kapı dolaşıp sistemi engellemeye çalışanlar, ilk seçimde karşınıza çıkıp ülkeyi biz yönetelim diye sizden destek isteyecekler. O gün geldiğine kendilerine Meclis'te yaptıklarını, meydanlarda söylediklerini hatırlatınız. Ama emin olun yüzleri kızarmayacak.
 
Marmaray'ı istemediler, şimdi en çok onlar kullanıyorlar. Ellerinden gelse Göksu Tünelerini de engellerlerdi. Şimdi Maraş'a onları kullanarak geliyorlar. "Evet"te bereket var. Milletimiz her şeye karşı olmayı hayırlı bir iş sananlara itibar etmiyor. Dur bakayım hatırlayacak mısınız? Gökte uçan huma kuşu. Ne bilir gülün kıymetin.
 
Kargayı kondurman dala. Ne bilir dalın kıymetin. Meclis'ten söz atanlar, gerçeğe yalan katanlar, sonra beyliğe yetenler ne bilir elin kıymetini. Evet, ömürlerinde bu ülke için hiçbir şey yapmamış olanlar, cumhurbaşkanlığı sisteminin ne olduğunu da bilmezler, kıymetini de bilmezler. 
 

"Çok daha yüksek bir 'evet"

 
Meclis'teki zayıf dengelere vesayet güçlerine dayanarak ülkenin başına musallat olanlar bu sistemde barınamayacaklardır.
 
Elbette cumhurbaşkanlığı sistemi bir mucize değildir Değdiği her yeri bir anda değiştirecek sihirli değnek de değildir. Bu sistemin en net özelliği ülkemizin ekonomisi ve demokrasisi için lazım olan güven ve istikrar ortamını eskisine göre daha güçlü şekilde tesis edecek olmasıdır.
 
Eski sistemin zayıflıkları sebebiyle sık sık siyasi ve ekonomik krizlere maruz kalıyorduk. İnşallah yeni sistemde yürütmeyi tamamen cumhurbaşkanlığına bağlayarak beş yıllık bir garanti altına alıyoruz. Yani cumhurbaşkanı ülkeyi yönetecek, Meclis kanunları çıkaracak, yargı hukukun işlemesini sağlayacak. Bu sistemde hiçbir güç, diğerinin üzerine tasallut oluşturmayacağı için eski Türkiye'de sık sık şahit olduğumuz yetki aşımlarını artık yaşamayacağız.
 
Cumhurbaşkanı milletten aldığı güçle adımlarını atacaktır. Dış politikadan ekonomiye kadar yepyeni bir mekanizma işleyecek. Bütçe dışındaki tüm kanunları kabul etme yetkisi Meclis'e ve milletvekillerine ait. CHP ve diğer hayırcılar ne diyor? Parlamento yetkisini kaybediyor diyorlar. Eski sistemde kanun tasarılarını hazırlar, Meclis'e gönderir, Meclis de bunu yasalaştırırdı.
 
Yeni sistemde bu çarpıklığı ortadan kaldırıyoruz. Son yıllarda epeyce yıpranan prestijini de yeniden kurtaracaktır. 16 Nisan'da gerek MHP'ye, gerek AK Parti'ye, CHP'ye gönül veren kardeşlerim, hepsi bir ve beraber olarak "Evet" demeye hazır mı?
 

"16 Nisan akşamında Türkiye'de bir reform gerçekleşecek"

 
Milletvekili sayısı 550'den 600'e çıkıyor, buna ne gerek var? Kardeşlerim, parlamento çift kamaralı olduğu zaman sayısı neydi biliyor musunuz? 600. Şimdi tek kamara olacak, 600 olması neden yadırganıyor. O zaman nüfusumuz neydi, şimdi ne. Bunlar yadırganacak şeyler değil. Şimdi 550'den 600'e çıkıyor. Bir diğer konu seçme ve seçilme yaşı. 18'e indiriyoruz. Maşallah meydanda 18 yaş... İnşallah o günleri de görürüz. Parlamento değil, kabinede bakarsınız dışarıdan atamayla gelecek 18-20 yaşlarında bakanlar da atanabilir mi? Atanabilir. Bugün dünyada dev markaların başında 25 yaşında CEO var. Mesele yetişme meselesidir. Eğer iyi yetiştiriyorsanız teslim edersiniz.
 
Ecdadımız Fatih, 21 yaşında bir çağ kapayıp bir çağ açmadı mı? İyi yetişmişti. Ve çok enteresan. 13-14 yanındayken babası "Gel, devlet-i aliyye'nin başına geç" diyor. Fatih, "Baba ben daha 13-14 yaşındayım" babası "Gel geç diyor". Fatih diyor ki "Baba madem ben baştayım, şu anda ben size emrediyorum. Gelin görevinize devam edin" diyor. Şu kıvrak zekayı görüyor musunuz? Biz de inşallah böyle bir nesille Türkiye'yi muhasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkaracağız. Tabii 5 yılda bir yapılması avantaj getirecek. Sık sık değil, artık tarihinde. ABD'de olduğu gibi olacak. "Ne zaman seçim olacak, ne zaman belediye seçimi olacak" diye konuşuluyor. Böyle istikrar olmaz. Dışarıdan da atanabilir, parlamentodan da atabilir.
 
Bir diğer adım, Meclis Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarabilme yetkisi verebilmesi kalkıyor, güven oylaması kalkıyor, gensorular kalkıyor. Neler çektirdi bize o gensorular. Güven oylamasının en büyük yetkisi zaten millette. 5 yılda bir millet gensoruyu da güven oylamasını da yapar.
 
Yeni bir dönemi hep birlikte yaşayacağız. 100 bin seçmen, isterse cumhurbaşkanı adayı çıkarabilir. Vatana ihanetten cumhurbaşkanı yargılanabiliyordu, şimdi her suçtan gönderilebilecek. Değerli kardeşlerim, tüm bunlarla beraber mesele özellikle buradaki birlikteliğimiz, dayanışmamız, inşallah Türkiye'ye yeni bir sınıf atlatacaktır. Kahramanmaraş'a sevgilerimi sunuyorum. 16 Nisan Türkiye'de bir reformun gerçekleştiği bir akşam olacaktır. Hepinizi Allah'a emanet ediyorum, kalın sağlıcalıkla."