Ali Haydar Haksal

Ali Haydar Haksal

17.02.2017 alihaydarhaksal@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Erzurum’dan

Hayatımda beni şekillendiren, besleyen, kendimi bulduğum kentler var. Erzurum da bunların başında geliyor. Doğduğum şehir, köyüm, yedi yıl okuduğum Elâzığ, üniversite öğrenimimi gördüğüm Erzurum, İstanbul ve Üsküdar.
Erzurum’un özel bir yeri var hayatımda. Bir kültür şehri idi! Dolaştığım ara sokaklar, insanı çeken gizemlilikler, yaşlı kadınların Erzurum’a özgü giyimi ve sakınımlı durumları. Yaşlıların o içten ama samimi muziplikleri, birbirilerine takılmalarını anımsıyorum.
 
Erzurum, üzülerek belirteyim ki eski Erzurum değil.
Kentin ana gövdesi tamamen değişmiş. Cumhuriyet Caddesi’ndeki eski yapıların büyük bölümü yıkılmış yerine AVM türü yeni ışıltılı binalar yapılmış. Bununla Erzurum sözüm ona modern bir kente dönüştürülmüş. Yakutiye, Çifte Minareli Cami ve benzeri yapıların etrafı kendilerine göre boşaltılmış. Orada önemli yapılar, eserler bulunuyordu. Beli başlı kimi yapılar ortaya çıkarılmış gibi. Çıplak, anlamsız ve sadece maket görünümünde yapılar. Oraları dolaşmak da pek içimden gelmiyor. Otantik olsun diye belli kimi yerlerde eski yeraltı evler birleştirilmiş, turistik alan olsun için. Bunlar yapay olarak da yapılabilinir aslında. Böyle olunca kenti baştanbaşa dolaşmak da haz vermiyor.
 
Kimi eski konaklar restore edilmiş bunlar kafe ya da insanların buluşacağı yerlere dönüştürülmüş.
İnsanlar uzaklardan bu avemeli, ışıltılı binaları görmek için niçin Erzurum’a gelsinler ki. Bunların daha moderni, daha ışıltısı ve daha çekici olanları Batı’da çokça var.
Bizde, bir Batı öykünmeciliği ve mahcubiyeti var. Bu, genel bir durum. Yirmi yılı aşkın bir zamandır muhafazakârlar belediyelerde ve genelde iktidar. Onlar diğer batıcılardan daha çok moderne tutkun. Yüksek yapılı, ışıltılı ve çok katlı bir oluşu tercih ettiler ve ediyorlar. Oysa Batı’da, eski kültür kentleri olduğu gibi korunuyor, modern kentler yeniden yeni mekânlarda inşa olunuyor.
 
Erzurum Valiliği İl Kültür Müdürlüğü hayırlı ve çok önemli bir faaliyet başlatmış bulunuyor. Yazarları öğrencilerle buluşturmak. Bu konuda nesnel bir davranış gözden kaçmıyor. Çünkü Türkiye genelinde siyasal güç kendi çevresindekileri önemsiyor, hoşlanmadıklarını devre dışı bırakıyor. Belki de değer ifade etmeyenler daha çok öne çıkıyor. Bu programda böyle bir durum söz konusu değil. Rasim Özdenören ile Feridun Andaç aynı zamanda davet ediliyor. Ali Haydar Haksal, arkadaşı ve dostu Sadık Yalsızuçanlar ile birlikte getiriliyor. Yazarların kitaplarından bol miktarda satın alınıyor öğrencilere dağıtılıyor. Öğrenciler yazarlarla yüz yüze geliyorlar.
 
Üç günlük programımızın ilkini Sultan Abdülhamit dönemi tarihi Erzurum Lisesi’nde öğrencilerle buluştuk. İki saati aşan bir sohbet, soru ve cevap, ardından kitapların imzalanması. Öğrencilerin mahcubiyeti, heyecanı, ışıltılı gözleri insana daha bir umut veriyor.
Bu gençlerin Erzurum ruhu ile besleyecek olan ruhtan yoksun bırakan bir kent mimarisi insanı elbette tedirgin ediyor ve üzüyor.
 
Bu önemli çalışmanın hayırlı olacağından kuşku yok. Sanal gençliğin okumaya ve düşünmeye yönlendirilmesi hayırlı ve güzel bir adım.
Erzurum Valiliği, İl Kültür Müdürlüğü yetkililerini, çalışanlarını kutluyorum. Çalışanların samimi, çalışkan ve heyecanlı ama mahcup insanları görmek insanı mutlu ediyor. Anadolu insanının has özellikleri yansıyor doğal olarak. Özelde de program yürütücüsü ve sorumlusu, bizleri davet eden aziz dostum Şahin Torun’a müteşekkirim.
 
Aziz dostum, okul ve sınıf arkadaşım, gönül birlikteliğim olan Mehmet Törenek, otuz yıl önce Yedi İklim dergisinde öykülerini yayımladığım sevgili Ahmet [Prof], AGD Erzurum Şube Başkanı Aktay Eşsiz, akrabam Ahmet Polatoğlu, Yedi İklim genç şairlerinden Adnan Sayım ile güzel zamanlar geçirdim. Erzurum’u güzel insanlarla yeniden bir kez daha yaşadım.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI