Gerçek bir hikâyeden beyaz perdeye

Gerçek bir hikâyeden beyaz perdeye
Eklenme Tarihi: 13.07.2017 20:04

Hünal, filmin bir baba kız hikayesi olduğunu belirterek, “Anne çocuğu çok küçükken terk ediyor. Doruk, mesleğine çok önem veren, onu bir hayat tarzı olarak seçen ve çocuğunu tek başına yetiştirmek zorunda olan bir baba.

eposta yazdır zoom+ zoom-
Gün geliyor, anne çıkıyor ortaya. Doruk’un çocuğuna o güne kadar söylemek zorunda kaldığı yalanlar ve çocuğunu geri isteyen bir anne kalıyor ortada. Bunlar da karışık bir aile dramı oluşturuyor. Bu hikayenin en önemli ve baskın kısmı, bir özel harekat polisinin aile dramı olması aslında” diye konuştu. Aksiyonun, karakterin hayatının bir parçası olduğuna işaret eden Hünal, Doruk’un aile dengesi, babalık, operasyonlar, yaptığı seçimler ve fedakarlıklar üzerine kurulu bir hikayenin içinde yer aldığını kaydetti. Polisliğin, dışarıdan bakılınca anlaşılacak bir meslek olduğunu düşünmediğini belirten Hünal, şöyle devam etti: “Üniformalı insanların bu mesleği seçerek, çok büyük özverilerde bulunduğunu, hayatlarını tehlikeye attığını, bu seçimi bilerek ve isteyerek yaptıklarını çok çabuk unutabiliyoruz. Asker, polis veya itfaiyeci olsun, birey olarak tanıdığınızda çok etkileniyorsunuz tabii ki. Çünkü çok büyük cesaret gerektiriyor hayatlarında yaptıkları seçimler. Onlar, günlük olarak hiç kimsenin uğraşmak istemeyeceği, hayatında bilmek istemeyeceği, gazetelerde okumaktan hoşlanmadığımız şeylerle uğraşan insanlar.”
 

İstanbul’da gezdiğiniz gibi Londra’da veya Paris’te gezemezsiniz

Hünal, uzun yıllar yurt dışında yaşadığının altını çizerek, “Bana hep soruyorlar ‘Niye kalmadın?’ diye. Türk toplumu inanılmaz insancıl, hoşgörülü ve anlayışlı bir toplum. Türkiye, yaşanması çok daha güvenli bir yer. İstanbul’da gece çıkıp gezdiğiniz gibi Londra’da veya Paris’te gezemezsiniz. Bu milletin bir türlü dejenere olmak bilmeyen bir sağduyusu, saygıdeğerliği, misafirperverliği ve bir saflığı var.” ifadelerini kullandı. Toplumlarda sağlıklı bir aile alt yapısının önemine değinen Hünal, “Benim de oğlum var 3 yaşında. Biz bakıcısız, iki kişi ana-baba, evde bir köpek, kedi, kuşlar falan güzel bir aile hayatı yaşıyoruz ve çocuğa anne ya da babasının eksikliğini hissettirmemeye çalışıyoruz. Tek başına çocuk büyütmek gerçekten zor. Film de bir aile dramı için oldukça sürükleyici bir hikaye. Baba-çocuk ilişkisi çok eğlenceli fırsatlar da çıkartıyor. Onun için de seyircinin yüzünü güldürecek şeyler de var içinde” değerlendirmesini yaptı.