Mustafa Kasadar

Mustafa Kasadar

09.01.2017 mustafakasadar@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Hangi din anlayışları şiddet üretiyor?

Kadim İslam geleneğine karşı düşmanca tavırlarını her fırsatta ortaya koymaktan geri kalmayan bazı aklıevvel zatlar var. Bunlar sürekli olarak sözde Kur’an’a dönüş çağrısı yapmaktalar ama sanki Kur’an-ı Kerim sırf onlar için ve yalnızca onların anlayacağı bir dille, bir literatürle inmiş gibi kendilerinden önceki bütün müfessirlerin görüşlerini kürüyüp atmaktalar ve kendilerince daha önce hiç kimsenin anlamadığı bu manaları ilk kez onlar keşfetmekteler.
İşte bu kerameti kendinden menkul yaratıklardan birisi geçtiğimiz günlerde yeni bir zırva ile ortaya çıktı. Neymiş efendim, İmam Hatip mekteplerinde okutulan müfredat terörist yetiştiriyormuş. El insaf vel vicdan.
Bugün adeta İslam coğrafyasında emin bir belde bırakmamaya adeta yemin etmiş gibi hareket eden ve emperyalist güçlerin bir projesi olduğu en yetkili ağızlardan teyit edilen bazı örgütlerin Türkiye’de işledikleri cinayetlerin sorumluluğunu -az çok bu kadim gelenekten beslenen- İmam Hatip neslinin üzerine atmak şeytanın bile aklına gelmeyecek aşağılık bir iftiradır. Bu iddia o kadar gerçeklikten uzak ki daha önce İmam Hatip mekteplerinin kapatılması için defalarca rapor hazırlatıp yayınlayan patronlar kulübü TÜSİAD’cıların dahi aklına gelmemiştir.
 
Doğrusu İmam Hatiplerde okutulan müfredat yetersizdir ve ancak dinin sansürlü bir şekilde anlatılmasına fırsat tanımaktadır. Ama çok şükür ki İmam Hatipliler leb demeden leblebiyi anladıkları için bu eksiklik zaman içerisinde giderilmektedir. Ama dikkat ederseniz bu müfteri, İmam Hatiplilerin laik bir devlet sisteminin kısıtlamalarıyla din öğrenmeye çalışmalarından kaynaklanan aksaklıklara değil tam aksine İmam Hatip neslini İmam hatipli yapan öz benliğine hücum etmektedir. Esasen bu da –fikri düzeyde- bir intihar dalışı, bir terör eylemidir. Çünkü bu kafa yapısına sahip olanlar; bizi biz yapan ve asırlardır Müslümanların -azınlıkta kalan uç fikirler hariç- tek bir ümmeti olarak kalmasını sağlayan değerlere saldırmakta, intihar dalışı yapmaktadırlar. Hem de elle tutulur hiçbir şey elde edemeyeceklerini bile bile. 
 
Peki, meselenin aslı ne? 1980 yıllarda gençlik hareketlerinin içinde olanların da çok iyi bildiği bir gerçek vardır. O dönemde Türkiye’de Cuma namazının fıkhen kılınıp kılınamayacağı konusu etrafında dönen ve giderek mezhepsizliğe ve tekfirciliğe kayan bir akım bayağı yayılmıştı. Hatta üniversitelerde okuyan birçok genç bu akımın etkisiyle okullarını bıraktılar, memurlar görevlerinden istifa ettiler. Bu fikre kapılanlar memur olan kendi arkadaşlarını dahi tekfir ettiler, yüzlerine karşı “sen kâfirsin” dediler. Nitekim bu tekfir hastalığına yakalanan ve -o dönemde- bir de dergi çıkaran bir yazar -şu an rahmet-i Rahman’a kavuşmuş bulunan- Bahattin Yıldız abimizle yolda karşılaşınca öğretmenlerin eskisi gibi derginin ofisine uğramadıklarını ve onlarla görüşemediğini şikayet kabilinden söyler. Bahattin abi de “senin kâfir olarak nitelediğin insanlar sana niye uğrasın” deyince bu zat “o zaman öğretmenleri tekfir listesinden çıkaralım” der. Güler misin, ağlar mısın? 
 
Bugün İmam Hatiplere adeta diş bileyenler bu necip nesli kendi sapık fikirlerini yaymanın önünde engel olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Zira İmam Hatipliler hiç bir zaman itidalden ayrılmamış, asla tekfir ve terör bataklığına saplanmamıştır. Bu uç fikirler tam aksine İmam Hatip tahsili görememiş dine meraklı normal liselerden mezun olan ve dine merakı olan gençler arasında yayılmıştır. Yani onların kızgınlığı İmam Hatiplerin bunlara itibar etmemelerinden, burun kıvırmalarından kaynaklanmaktadır. 
 
Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki eğer bugün Türkiye’de mütedeyyin gençliğe İmam Hatip ruhu aşılanmamış olsaydı iş öyle münferit olaylarla sınırlı kalmaz, çığırından çıkardı. Anlayacağınız bu terör eylemleri İmam Hatip neslinin değil, tam aksine bu nesle katılma fırsatını yakalayamamış olanların eseridir. Pek tabii ki bu sertlik yanlısı gençliği etkileyenler ve onların terör eylemlerine sürüklenmelerine direkt veya dolaylı olarak katkı yapanlar da bu kadim İslam geleneğiyle problem yaşayanlardır. Anlayacağını bunlar önce aynayı alıp kendilerine baksınlar.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI
GDD