Mustafa Kasadar

Mustafa Kasadar

28.12.2016 mustafakasadar@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Hariciler ve dinde aşırılık

Hâricîler gerçekten itaat ve ibadet ehli kimselerdi. Dinin hükümlerini bütünüyle uygulamaya son derece düşkündüler. Ayrıca İslam’la çelişen herhangi bir günah veya suça düşmekten de son derece sakınırlardı. Onların bu özelliğini Resulullah (s.a.v) şöyle ifade buyuruyor: “Onlar Kur’an okurlar, sizin Kur’an okumanız onların Kur’an okumalarına göre bir şey değildir, sizin oruçlarınız onların oruçlarına göre bir şey değildir.” 
İbn Abbâs (r.a) onlarla münazaraya gittiğinde onlarda gördüğü bazı niteliklerini şöyle açıklıyor: “Daha önce kendilerinden daha şiddetli ibadete gayret göstereni görmediğim bir topluluğun yanına gittim. Alınları çok secde yaptıklarından yaralıydı, elleri deve dizi gibi (nasırlı) idi (çok ibadetten iz yapmıştı), üzerlerinde yıkanmış (temiz) elbiseler vardı, yüzleri uykusuzluktan solmuştu.” 
 
Cündüb el-Ezdî anlatıyor: “Ali b. Ebî Tâlib (r.a) ile beraber dönüp Hâricîlere doğru yöneldik. Onların karargâhına ulaştığımızda bir de ne görelim! Kur’an okuduklarından sesleri bal arısının sesleri (uğultusu) gibi geliyordu.” 
 
Hâricîler çokça nafile oruç tutar, namaz kılar ve Kur’an okurlardı. Ancak onlar itidal sınırını aşıp aşırılığa ve sertliğe kaçmışlardı. Bu sertlik onları; bazı noktalarda keyfi akıl yürütmelere ve İslam’ın hükümlerine muhalefet etmeye sevk etti. Mesela büyük günah işleyenlerin kâfir olduğunu söylemeye başladılar.. 
 
Hatta bir kısmı bu konuda daha da aşırıya giderek küçük bile olsa günahlardan herhangi bir günahı işleyeni cehennemde ebedî kalacak bir kâfir ve müşrik olarak gördüler.  Onlar, kendilerini dinin sınırlarından ve yüce hedeflerinden çıkarıp uzaklaştıran bu sertlik neticesinde; kendileri gibi düşünmeyen Müslümanları tekfîr ettiler, küfür ve nifâkla suçladılar. Hatta daha da ileri giderek kendilerine muhalif olanların kanlarını dökmeyi helal saydılar.  
 
Hiç şüphesiz Hâricîler sahip oldukları cehalet, sertlik ve kabalıktan dolayı İslâm dininin güzelliklerinin şeklini değiştirip çirkinleştirdiler. Çünkü yorum ve içtihattaki bu aşırılık onları İslam’ın ruhundan, güzelliğinden ve mutedilliğinden uzaklaştırdı. Onlar aşırılık açısından Hz. Peygamber’in (s.a.v) savunmadığı, Kur’an-ı Kerîm’in çağırmadığı bir yola girdiler.  
 
Nitekim bugün de onların çağdaş yansımaları olan bazı gruplar kendi dışındaki herkesi kâfir saymakta ve kendi gibi düşünmeyen Müslümanlarla savaşmayı ve kanlarını dökmeyi helal saymakta hatta cihad olarak görmektedirler. Bu da Emperyalist kâfirlerin elinde onları işgal ve karışıklık çıkarmak istedikleri ülkeleri yola getirmek için piyon olarak kullanmalarına fırsat tanımaktadır. Afganistan, Irak ve Suriye işgalleri bunun en bariz yansımalarıdır.
 
Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v) dinde aşırılıktan ve sertlikten sakındırmıştır. Çünkü aşırılık, mutedilliğe ve İslam’ın hoşgörüsüne muhalefettir. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v) aşırıya gidenin helak olmaya ve ziyan etmeye müstahak olduğunu bildirmiştir. Sahih bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Aşırı gidenler helak oldu.” Ve üç defa tekrarladı.  Yine şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki din kolaylıktır. Her kim bu dini zorlaştırmaya kalkarsa mağlup olur. O halde orta yolu tutun, müjdelerle sevinin.” 
 
NOTLAR
 Müslim, Kitab’üz-Zekât, Şerhü’n-Nevevî, 7/171.
  Telbîsü İblîs. s. 93.
  Telbîsü İblîs, s. 93.
  el-Fasl, İbn’i Hazm, 4/191; el-Havâric, Nâsır Seavî, s. 183.
  el-Havâric, Nâsır Seavî, s. 183.
  el-Havâric, Seavî, s. 84.
  Müslim, Kitabü’l-İlm, Şerhü’n-Nevevî, 16/220
  Buharî, Kitabü’l-İmân, Fethü’l-Barî, 1/93. (Geniş bilgi için bkz. Ali Muhammed Sallabi,  Doğuştan Günümüze Hariciler, Ravza Yay. İstanbul, 2016)

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI