haderdetay hedef masthead

Hat sanatıyla gelen “ikinci bahar”

Hat sanatıyla gelen “ikinci bahar”
Eklenme Tarihi: 10.01.2017 04:55

Emekli olduktan sonra eşinin teşvikiyle hat sanatı kursuna giden Ahmet Noyan Bahıt, kursu başarıyla tamamladıktan sonra hem öğrenci yetiştiriyor hem de eşiyle sanat eserleri üretiyor.

eposta yazdır zoom+ zoom-
Ailesine ait fabrikayı kapatıp emekli olduktan sonra eşinin özendirmesiyle hat sanatı kursuna giden Ahmet Noyan Bahıt, kursu başarıyla bitirdikten sonra hem öğrenci yetiştiriyor hem de eşiyle sanat eserleri üretiyor. Noyan Bahıt (74), 2005 yılında hat kursuna başladıktan 6 yıl sonra icazetli bir hattat olarak mezun oldu. Noyan Bahıt, eğitim verdiği Alsancak’taki Rengahenk Klasik Sanatlar Derneği’nde AA muhabirine hat sanatının inceliklerini anlattı. 1990’lı yıllara kadar ailesinin işlettiği yedek otomotiv parçası üreten fabrikasında çalıştığını belirten Bahıt, abisinin vefatının ardından fabrikayı kapatıp emekli olmaya karar verdiğini söyledi. Bahıt, resime ilgisi nedeniyle kara kalem çalışmalarla vaktini değerlendirirken tezhiple uğraşan eşi Afet Bahtı’nın teşvikiyle hat sanatını incelemeye başladığını anlatarak, “Eşim tezhipe çok meraklıydı uzun yıllar yalnız başına Resim Heykel Müzesinde kursa gitti. Orada genç bir arkadaşımız vardı hat öğreten, İsmail Öztürk hoca ile tanıştım. Onunla çalışmaya başladık.” dedi. Kursa başladıktan sonra hat sanatına ilgisinin arttığına dikkati çeken Bahıt, şöyle devam etti: “6 yıllık eğitim süreci oldu. Genç ve başarılı bir arkadaşımız İsmail Öztürk, daha sonra Çanakkale Üniversitesine tayini çıktı. Onunla çalışmada belli bir noktaya geldik. İcazetimi ondan aldım. O gidince İzmir’de başka hoca olmadığı için İstanbul’da Türkiye’nin ünlü hattatı vardır son yıllarda Reisül Hattat olarak anılır, Hasan Çelebi, yurt dışında Mekke’de, Medine’de birçok camiyi süslemiş ona müracaat ettim. Hasan hoca ile çalıştım. Hasan hocaya ulaşmak maceraydı. 4 yıl yazdığımız meşkleri Hasan hocaya gönderip gönderip o da bana düzeltip gönderdi. Eğitimi de koyarsanız 12 yıldır hattatım.”
 

“İzmir’in tek icazetli Hattatıyım”

Hafız Osman’ın Hilye-i Şerifi’ni hat eden Noyan Bahıt, hocasının elinden icazet yazısını almasının ardından İzmir’in tek icazetli hattatı olduğunu söyledi.  Birçok kentte sergi açan Noyan Bahıt, şunları aktardı: “Hat sanatıyla uğraşmak hattaki güzellikleri algılamak çok güzel, bana da büyük mutluluk veriyor. Hocamdan icazet yazısının aldıktan sonra, hattat yetiştirmek için dernekte ücretsiz kurslar veriyorum. Büyük keyif alıyorum Arapça yazarken, Osmanlı da bunu kullanmıştı bu vesile ile yazarken bunu da öğreniyorsunuz. ‘Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr’, ‘Allahım zorlaştırma kolaylaştır Allahım hayırla sonuçlandır’ anlamına geliyor. Sadece bu duayı bir satırlık duayı bunu yazabilmek asgari bir yılını alıyor talebenin. Her bir satır her ‘Rabbi yessir’ den sonraki satır aynı zamanı alıyor.” Bahıt, hattatlığın İzmir’de tercih edilmediğini, gençlerin bu sanata ilgi duymadığını anlatarak, “Bu iş kolay değil zorluk şurada çok kaidesi var. Kuralları var. böyle bir yazı turu. Hiç kusur affetmeyen yazı türü. Azimli 4 talebem var.” diye konuştu.
 

Kendisi yazıyor, eşi boyuyor

Ahmet Noyan Bahıt’ın 12 yıldır tezhip sanatıyla uğraşan eşi Afet Bahıt da eşinin hat sanatıyla yazı yazdığını, kendisinin de tezhip ile süslediğini dile getirerek, şunları ifade etti: “Eşim çok yeteneklidir, kara kalem, sulu boya resim yapardı. Onun bu işi güzel yapacağını düşündüm. Kendisini teşvik ettim, hattat arkadaşımızdan ders almaya başladı. Günlerimiz çok güzel geçiyor, birbirimize çok yardımcı oluyoruz. Şimdi eşim yazıyor ben süslüyorum, öyle bir takım olduk. Geçen gün dedim ki, ‘Bizim bu yaptığımız büyük bir nimet.’ Onun yazdığı bir yazının kenarına beraber ebru yapıştırıyoruz, yarım gün uğraştık o işle ama ne ben ‘Of’ dedim ne de eşim.”  Noyan Bahıt’tan 3 yıldır hat eğitimi alan kursiyer Işıl Türkmen de zor ama bir o kadar da güzel bir sanatı öğrenmeye çalıştığını vurguladı. Türkmen, icazetli hattat olmak istediğini, bunun için çok çalıştığını sözlerine ekledi.