Remzi Çayır

Remzi Çayır

19.05.2017 @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Hayatına İslam’ı hâkim kılanlar

Söz önemli, hâl sözden daha önemlidir.
Ağzın söylediğini kalp onaylamaz, uzuvlar tasdik etmezse, insan gülünç duruma düşer, inandırıcılığını yitirir.
Tebliğ nedir? Tebliğin yolları ve metotları nelerdir? diye sorulduğunda, tebliğ haldir, hayattır diyen âlimler olmuştur. Kal ile anlatacağınıza, yaşantınızla, çizginizle, alışverişinizle, ilişkilerinizle, inancınızla anlatın denilmiştir.
Ağız dolusu konuşanlar ne yazık ki, yürek dolusu doğruları yaşatamıyorlar.
 
Slogan atanlar, hayatlarında adaletin zerresini barındıramayınca, muhabbeti, rahmeti, vicdanı, insani yani İslami değerleri hayatlarına hâkim kılmayınca riyakâr duruma düşmektedirler.
Bir konuşup iki dinlemek de bu mealdedir.
 
Çok laf üretmek yerine, iyilikleri, güzellikleri numune-i imtisal teşkil eden davranışları çoğaltmak daha evladır.
Dünya, gittikçe yalnızlaşan ve adaletsizleşen bir yere doğru evrilmektedir.
İnsanlığa, dünyaya sözü olan Müslümanların ayağa kalkmaları ve öncelikle, kendi nefislerinde, bedenlerinde, hanelerinde İslam’ı hâkim kılmaları gerekmektedir.
Kendini unutup başkalarına hayır tavsiye edenlerden olmamak için, inşaata evimizden başlamak icap eder.
Toplum, gerek sistem tarafından, gerek dış saiklerden ötürü, ikiyüzlülüğe doğru koşar adım gitmektedir.
 
Maksat kazanmak ve ne olursa olsun kazanç elde etmek olursa usulü esasın iddiaların önemi yok olup gitmektedir.
Bukalemun toplulukların kıble şaşırması bu sebeptendir.
Bir binayı ayakta tutan direklerdir, sütunlardır.
İnsanlığın direği, sütunu imanıdır, inancıdır.
 
Günlük gelgitlere, illa da kazanmak lazımdır, yok mühim değildir diyen bir zihniyetin öreceği duvardan hane olur mu? Huzur, mutluluk doğar mı?
İnsanlık, insani yani İslami değerlere muhtaç iken, Müslümanların İslam’a muhtaç topluluklara özenmesi, onları taklide kalkışması, vicdanı dışlaması, düpedüz ahmaklıktır, yol kaybetmektir.
Nasıl çıkacağız bu çamur deryasından? Çevremize nasıl ışık tutacağız?
En büyük örneklik yani tebliğ, hayatıyla inandığı davayı insanlara anlatmaktır.
 
Hâl… Hâl... Hâl... İşin özü de sözü de hali, imanın gereklerine uydurmaktır.
Ticarette, siyasette, sosyal hayatta, böyle yapmaz isek sadece mikrofon gerisinde avaz avaz bağıran boş adamların durumuna düşeriz.
Böyle düşünmekteyiz.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI