Meryem Nida

Meryem Nida

05.01.2017 meryemnida@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


İşittiğimize, itaat ettik mi?

Biz bazı şeylere genellikle geç kalırız. Saatlerce havadan sudan bahsettikten sonra asıl konuşacaklarımızı vedalaşmak üzereyken hatırlarız. Yoğun gündemli toplantılar yaptığımız halde almamız gereken kararları toplantı bittikten sonra hatırlarız. Sayfalar dolusu kitaplar okur fakat çıkarılacak dersler üzerine kafa yormayız. Eğitimlere, seminerlere, konferanslara katılır, konuşmacıları ağzımız açık dinler fakat evlerimize geldiğimiz zaman, “Güzel bir konuşmaydı” demekten başka programa dair bir şey hatırlamayız. Uzun uzun yazılar yazar, milli ve ahlaki sıkıntılarımızı dile getirir fakat “Bu sıkıntılardan kurtuluş reçetesi nedir” kısmına geldiğimiz zaman yazacak yer kalmadığını fark eder ve sonuçsuz bırakırız. Yazılıp çizilenleri okur, beğenir ve hatta çok hoşumuza gitmiş ise paylaşır fakat içindeki şeyleri kendi hayatımıza uygulamak üzere adım atmayız!  Bir konudaki eksikliğimizi bilir ve dile getiririz fakat noktayı koyamadan konuşmayı bitiririz. Tabiri caizse gazımızı aldırmak için çuvaldızı batırıp öylece bırakan söylemler dinler veya tam tersi gaz veren heyecan yüklü konuşmalara kulak verip bir nevi vicdan rahatlaması yaptıktan sonra yine aynı insanlar olmaya devam ederiz!
 
Bir süredir bu köşede, bizim hadis ve sünnetlere olan uzaklığımızı konu alan yazılar yazmaya gayret ettik. Hepimizde olan sıkıntıları dile getirip özellikle camia olarak kendimizi düzeltmemiz gerektiğini vurguladık. Siyasi olarak, pek çoğumuzun bir hatip ve hatibe derecesinde kendimizi geliştirdiğimizi ama bazı noktaları eksik bıraktığımızı hatırlatıp bir iç muhasebe yapmamız gerektiğini dile getirdik. Yer yer örnekler vererek, “Onlar gibi olmalıyız” dedik, “Bizi onlar gibi olmaktan alıkoyan her ne varsa hayatımızda, kurtulmalıyız” dedik, fakat “Tamam ama nasıl?” sorusunun içini doldurmaya sıra geldiğinde yine geç kaldığımızı fark ettik…
 
O halde şimdi önce kendi nefislerimize, sonra etrafımızda bu noktada gördüğümüz eksikliklere dair somut adımlar atma zamanıdır. Şimdi imanlarımızı ellerimize alma ve bizim imanlarımızın bizi neden arşa taşımıyor olduğunu ciddi ciddi düşünme zamanıdır. Ve bu kez bunu yaparken de, “Evet gerçekten öyle” diyerek bırakmadan, “Ama ne yapabiliriz ki?” umursuzluğuna gark olmadan, tertemiz bir niyet almak ve işe ilk önce kendimizi düzelterek başlamak zamanıdır!
 
İnsan olarak kulluğumuzda eksik bıraktığımız yerleri, anne olarak davranışlarımızdaki yanlışlıkları, baba olarak eylemlerimizdeki terslikleri, her şeyden öte mümin kadın ve erkekler olarak, evli olalım ya da olmayalım, okula gidelim ya da gitmeyelim, herhangi bir mesleğe sahip olalım veya olmayalım fark etmez, kendi vicdanlarımızla baş başa kalmak ve tek tek kendi röntgenimizi çekmek zamanıdır!
 
Nasıl ki mutfakta yemek yapacak malzememiz kalmadığı zaman tek tek ihtiyaçları listeliyoruz, nasıl ki arabamızın yıllık bakımı geldiği zaman hangi aksamında sıkıntı varsa, onları elden geçirmeye başlıyoruz, nasıl ki bütünlemeye bıraktığımız, bir türlü geçemediğimiz derslerimize öncelik veriyor ve önce onları halletmeye çalışıyoruz… O halde ilk yapacak iş olarak, hadis ve sünnetlerde uymadığımız, öyle olduğunu bildiğimiz halde yapmadığımız, olmaması gereken kuralları bile bile çiğnediğimiz veya nefsimize ağır geldiği için bir türlü uygulamaya koyamadığımız tüm eksiklerimizi bir sıraya oturtmak hatta bunu yazıya dökerek listelemek ve zamanla listeyi bitirmeye gayret etmek olarak belirleyebiliriz.
 
Kadınlar olarak bu kez sadece dinleyip geçmeden kadınların yolculuğu ile ilgili hadisleri, kaş alma, başörtüleri deve hörgücü gibi yapma, erkeklere benzeyecek tarzda giyinme, tesettüre riayet etmememe gibi uyarıları, evlat yetiştirme tarzımızdaki hadis ve sünnetlere olan aykırılığı, diziler ve günlük program kuşakları yüzünden ev, iş, çocuklar ve kendi kişisel ibadetlerimizi bile ihmal etmemiz gibi sıkıntıları listemizin başına alabiliriz.
Erkekler olarak ne kadar şartlar zorlarsa zorlasın bir namahreme dokunmamayı, gözü ve zihni haramdan korumayı, eşlerimize ve evlatlarımıza yaklaşımımızdaki nebevî metotlara olan aykırılığı, anne baba, akraba haklarını gözetmemeyi, sağlığa zararlı olduğu halde sigarayı bırakmamayı, futbol denen sevda yüzünden namazları bile ihmal etmeyi, cemaati terk etmeyi, sıla-i rahimi önemsememeyi liste başı yapabiliriz.
 
Elbette sayılabilecek çok şey olduğu gibi hepimizin listesi birbirinden farklı olacaktır. Burada unutmamamız gereken husus, “Senin için kendimi düzeltiyorum ya Rabb” gönül ferahlamasına erişmediğimiz, nefsimize hoş gelse dahi Resulümüz öyle emrettiği için zevklerimizi feda etmediğimiz ve imanımızdaki eksiklerimizi giderip tamam olamadığımız müddetçe imanlarımızdan zevk alamayacağımızdır.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI