Kadınların gri renkli dünyaları

Kadınların gri renkli dünyaları
Eklenme Tarihi: 20.04.2017 00:41

Coğrafyada Grili Savaş, Sevgi Korkusuz’un ilk öykü kitabı. MGV Yayınları etiketiyle Şubat 2017’de basılmış. Yayınevinin kaçıncı kitabı olduğuna dair bir ibare yok kitapta; yazarın biyografisine de rastlayamıyoruz. Bugün için pek önemsenmese de bu mesele, yarın gerek kültür tarihimize gerek edebiyat tarihimize not düşecekler için önemli verilerdir bunlar.

eposta yazdır zoom+ zoom-
İsmail Demirel
 
Bu verilerin araştırmacılar ve okurlardan esirgenmemesi gerekir.  On altı öykünün yer aldığı kitap, “Baharı Beklerken” adlı öyküyle açılıyor ve “Yâdındaki Umut Çentiği” adlı öyküyle sona eriyor. Korkusuz’un içten ve içli bir kalemi, sesi var. Lirik, duygu yüklü öyküler yazıyor. Hayatın naif noktalarına temas ediyor. Hızla yaşadığımız bu hayatta durup da düşünmek, kafa yormak için vaktimizin olmadığı ‘meseleler’e değiniyor. Akıcı bir dili var Korkusuz’un. Ancak bu dil zaman zaman pürüzleniyor. Bunun en büyük nedeni Korkusuz’un aynı cümle içinde birbirine zamansal olarak mesafeli kelimeler kullanmasıdır. Bir başka deyişle eski ve yeni kelimeleri peşi sıra, bir espriye istinat etmeden kullanıyor Korkusuz. Bu durum okurun kulağını tırmalıyor. Yine Korkusuz’un konuşma dilinden kimi kelimeleri yazı diline transfer etmesi ve zaman zaman gerekli en iyi kelimeyi bulamamaktan neşet eden bulanık da kulaklarımızı tırmalayan diğer nedenler.
 

Coğrafyada Grili Savaş öykülerinde en çok rastladığım renk

Renklere öykülerinde sık sık yer veren, bir Osman Koca’yı biliyorum. Korkusuz’da da özellikle gri rengine sık rastladım. Belli ki, anlatmak istediği konuyu gri rengiyle ifade edebiliyor. Gri, sisli, puslu, bulanık, açıklığın görünürlüğün görüşün kaybolması gibi anlamlar içeriyor öykülerde. Belki de bu yüzden Korkusuz’un kitabına içinde gri kelimesinin geçtiği bir hikâyenin adını koyması. Bana kalırsa Coğrafyada Grili Savaş kitaba ad olarak pek yakışmamış. Yazarın tercihidir ancak bu öykünün, kitabın bütünündeki mesajı taşıyabilecek nitelikte olmadığını düşünüyorum. Gölgeye Hasret ismi, ki kitaptaki en naif öykü, hem yaptığı çağrışımlar açısından hem de ad olduğu hikayenin kitaptaki bütün hikayeleri anlam ve konu nisbeti bakımından kucaklaması bakımdan hem de kitabın geneline paralel bir şekildeki lirik anlatımı ve duygu yoğunluğu bakımından kapağa çekilmeyi hak ediyor gibi geldi bana. Olup bitmiş bir şeyden bahsediyoruz; ancak yine de bir okur olarak gönlümdekini söylemiş oldum. Bununla beraber Korkusuz öykülerine ad bulma konusunda gayet becerikli. İsimler gayet yerinde ve güzel. Belli ki Korkusuz, bu iş için kafa yoruyor, düşünüyor. Hikâyenin hemen hemen yarısının anlatıcısı veya kahramanı çocuklar, kız çocukları. İlk üç hikâye tamamen böyle. İlk olarak Fatma RânâÇerçi’nin Seyir Balkonu kitabında rastladığım kız çocuğu anlatıcısına yeniden rastlamak açıkçası eski bir aşna ile karşılaşmış gibi sevindirdi beni. Ancak Çerçi’nn öykülerinde duyguların ve psikolojik anlatımın daha yoğun olduğunu görmüştük, hareket ve olaydan ziyade. Korkusuzun öykülerinde ise hareket ve eylemin daha yoğun olduğunu, duyguların ve lirizmin hareketin içinde saklandığını görüyoruz. Yine Korkusuz soyutlamalarla hareketin içindeki duygu yoğunluğunu ve psikolojik atmosferi resmetmeye çabalıyor ve bunda başarılı da oluyor. Korkusuz, anlatma yerine gösterme tekniğine daha sık başvuruyor öykülerinde. 
 

bazen elöyküsel, bazen de benöyküsel bir dil

Korkusuz, hikâyelerinde bazen elöyküsel, bazen de benöyküsel dil kullanıyor; sen öyküsel dili tercih etmiyor. Kahramanların hemen hepsi ya kadınlardan ya da genç kızlardan oluşuyor. Kız çocuklarının bulunduğu hikâyelerin kiminde ise ya bir nine yahut bir dede ile karşılaşmak mümkün. Bu anlamda Korkusuz’un kadınların dünyasına eğildiğini, kadınları anlattığını; dolayısıyla kadın okurların okuduklarında daha bir anlamlı olacağını söylemek mümkündür sanırım. 
 

Kitabını yolu açık olsun

Korkusuz, öykülerinde eşyaya da daha bir dikkatle bakıyor, okurdan da aynı dikkati bekliyor. Örneğin Şalın Rengi adlı öykü böyle bir öykü. Babaannesinin her defasında farklı bir renkte şal ördüğü bir kız çocuğu öykü anlatıcımız. Çocukluğundan anneliğine kadar iz sürüyoruz. Hayatının önemli dönüm noktalarında, başörtüsü takmaya başladığı dönem, evlendiği zaman, ilk kez anne olduğu zaman ve ikinci kez anne olduğu zaman; babaannesi tarafından kendisine şal örülen ve her şalı kullandıktan sonra özenle saklayan bir kadın… Öyküde, anlatıcının yaşamı ve ninesiyle olan ilişkisi şal ve şalın renkleri üzerinden kurgulanıyor. Öykünün sonunda babaanne ölüyor. Babaannenin ölümü ise, başındaki siyah şal yere düştü cümlesiyle anlatılıyor.  İlk kitabın bütün güzel acemiliklerini bünyesinde barındıran Coğrafyada Grili Savaş’ın yazarı Sevgi Korkusuz’u tebrik ediyor. Kitabını yolu açık olsun. İlk kitap sonraki kitaplar için bir ümit besleyici olsun. Bastığı öykü kitaplarıyla hayata, edebiyattan da bir pencere açacağına dair umutlandığımız MGV Yayınlarını tebrik ediyorum. Daha nice güzel öykü kitaplarıyla kütüphanelerimizi şenlendirmesini diliyorum.