Burhan Bozgeyik

Burhan Bozgeyik

17.02.2017 burhanbozgeyik@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Kardeşliği ve birliği bozucu her hareketten kaçının!

Anayasada değişiklik için yapılacak referandumdan dolayı yapılan konuşmalara, sosyal medyadaki atışmalara, ortalıktaki toz dumana bakıyorum, inanın üzülmekten kendimi alamıyorum. Dört bir yanımız ateş çemberi ile çevrili iken, askerimiz ve polisimiz bizim rahat uyumamız için farz-ı kifaye olan cihadı yaparken, ülkemizin ve hepimizin düşmanları kurtlar sofrasını kurmuşken, bizler nelerle uğraşıyoruz? Adam, sosyal medya hesabına şunları yazmış: “Referandumda hayır diyen zevcenizi önce uyarın… Anlamazsa dövün… Sonra eğer yine hatasından dönmezse boşayabilirsiniz.” Adam resmen odun! Hem de yontulmamış cinsinden. Haydi diyelim, bu odun, ya camide “evet” propagandası yapmaya kalkışan imam efendiye ne demeli?... Ya “hayır!” diyenleri neredeyse vatan hâini ilan eden kelli felli adamlara ne demeli?
 
Arkadaşlar, kardeşler, bacılar, beyler, lütfen itidali elden bırakmayalım. Kardeşliği, birliği bozucu hareketlerden kaçınalım. Bakıyorum, sözde aklı başında gibi gözüken insanlar da, “Vatan! Millet! Sakarya!” edebiyatı yapıyor. Yok efendim “bu referandum, 82 Anayasasından kurtulma operasyonu” imiş de, “milletçe elimize tarihî bir fırsat geçmiş” de… Daha neler neler… Yahu arkadaşlar, 82 Anayasasının kaldırılması mevzubahis değil. O Anayasanın “kılına bile” dokunulmadı. Darbe Anayasası “kapı gibi” yerinde duruyor. Boşuna çenenizi yormayın. 
Bakın, işin aslını sorarsanız, belki, siyâsî iktidar kanadı da bu referandumdan “hayır” çıkması için dua ediyordur. Tıpkı Kıbrıs’taki referandumda olduğu gibi! Bilindiği üzere, o referandumda iktidar kanadı “evet” için bastırmıştı.  Rum tarafı da “evet” demiş olsaydı, büyük ihtimalle AK Parti iktidarının sonu olacaktı. Zira “Annan Planı”na göre, Kıbrıs’taki bütün kazançlarımız elden gitmiş, Kıbrıs aç kurtlara teslim edilmiş olacaktı. Bu referandumda “Hayır” çıksa, fazla bir şey olmaz. Çok çok, “eski hamam, eski tas” olur. Ancak “evet” çıkması halinde hamamın ve tasın başına neler geleceği meçhul. O konu çok su götürür.
 
Bu konu bana göre, klasik gündem değiştirme hamlelerinden biri… 40 yıllık meslek hayatımda belki buna benzer yüz konu başlığı gördüm. Siyasîler bir konuyu ortaya atar, herkes onunla meşgulken asıl yapacaklarını yaparlar. Buna “kuşa bak, kuşa! Politikası” da diyebilirsiniz. Bakınız, ortalık toz dumanken neler oldu: Devletin en mühim kuruluşları ve yüz binlerce dönüm hazine arazileri bir gecede “Varlık Fonu”na devredildi. Yedi yıl aradan sonra ülkemizin bir bakanı İsrail’i ziyaret etti. Adamların âdeti başka! 21 pare top atışıyla karşılayacaklarına, bakanın gelişi şerefine (!)  Gazze’yi bombaladılar. Onu, bunu bilmem, bana göre asıl gündem konuları bunlardır. Peki, bu barbarlık karşısında “Oneminute!” denildi mi? Ya da denilecek mi? Onu bilemem. Bilinen şu ki, bizim sayın bakan: “Ben burada iken Hamas bombalamaz!” diyor. İyi de, neden muhatabının gözünün içine baka baka; “Ulan bu ne terbiyesizlik. Ben buraya adımımı atar atmaz, benim kardeşlerimi nasıl bombalarsınız!”demiyor. 
 
Şu safhadan sonra referanduma gidilen konu ile ilgili elimizden fazla bir şey gelmiyor. İstediğiniz kadar, “18 yaşında milletvekili mi olur? Gençlerimizi 17 yaşında ordu kumandanı olan Üsame bin Zeyd gibi yetiştirin, baş göz üstüne!” diye görüş belirtin. Bu gibi görüş belirtmenin hiçbir faydası yok. Çok çok sandığa gidip reyinizi kullanacaksınız, o kadar. Onun ötesinde ne söyleseniz boş. Bundan dolayı sakın birbirinizin kalbini kırmayın. Gereksiz tartışmalara girmeyin. Hele hele camilere bu konuları bulaştırmayın.  16 Nisan’dan sonra bu sandık da önümüzden gidecek. Ancak biz yine burada ve bir arada olacağız. “Evet” diyecekler de “hayır” diyecekler de bu vatanın insanları ve hiç şüphesiz aramızda vatandaşlık bağının yanı sıra “kardeşlik” bağı var. En mühimi de bu. Bu bağı zedeleyici, davranışlardan, konuşmalardan şiddetle kaçınmalıyız.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI