İsmail Kıllıoğlu

İsmail Kıllıoğlu

11.01.2017 ismailkillioglu@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Kitap

Kitap diye tanımladığımız nesnenin meydana getirilmesinde, tarih içinde çeşitli malzemenin kullanıldığı görülür. Sümerler toprağı çeşitli işlemlerden geçirerek “kil tablet” haline getirmek suretiyle kitabı oluşturmuşlardır. Eski Mısırlılar papirüs, yani bitkiyi kullanmışlar. Öte yandan hayvan derisi, çeşitli bitki yaprakları, ağaç kabukları kitabın meydana getirilmesinde yararlanılan malzemeler olmuşlardır. Sonunda kâğıt diye nitelediğimiz şeyin bulunmasıyla birlikte, aşağı yukarı kitabın esas malzemesi belirgin ve sabit hale getirilmiştir.
 
Günümüzde bilgisayar teknolojisi kitabın işlevini yerine getirmesinde önemli kolaylık ve hız sağlamaktadır, ama kitabın, kitap olma varlığına bir alternatif olarak görülmemelidir.
Kitap, insanoğlunun bilgi, düşünce, duygu, teknik yetenek ve birikimini kaydetmek, korumak bakımından en elverişli nesnedir. Bir biçim üzere oluşturulmuş bir kitabın yeni bir biçime aktarılması ve dönüştürülmesi daima mümkündür. Kil tablet olarak meydana getirilmiş bir kitabın kâğıda aktarılmak suretiyle yeniden oluşturulması söz konusudur. Kâğıda dayalı olan bir kitap bugün disklere aktarılmakta ve korunmaktadır. Fakat kitap, olgu ya da bir ide olarak varlığını sürdürmektedir.
 
Kitap, sadece insanoğlunun zihin ve pratik bilgi ve becerilerinin birikimini kaydetmemektedir. Ayrıca ve bir açıdan en önemli işlevi de üstlenmektedir: Tanrı’nın Hakikatini içermekte, korumakta ve insanlara, varlıklara aktarmaktadır. Nitekim kitabın, onun bir unsuru olan sahifenin indirilmesi zikredilmektedir.
 
İster bir sayfa, ister bir sayfa üzerinde bir cümle veya cümlecik olsun, onu kitap kapsamı içinde düşünürüz. İşte bir sayfa, bir sayfada bir cümle veya cümlecik haline gelmiş bir düşünce, bir bilgi, bir duygu ya da teknik bir beceri veya buluş, adeta ortadan kaldırılamaz bir nitelik kazanır kitap sayesinde. Günümüzden nerdeyse üç bin yıl önce Atina’nın Agora meydanında Protagoras’ın bütün kitapları yakılmıştır, ama felsefesinin özü olan “İnsan hakikatin ölçüsüdür” cümlesi kalmıştır. Engizisyon Mahkemesi salonunun kapı eşiğinde “Yine de dönüyor” sözü kaydedilen Galileo’nun dünya hakkındaki yeni görüşü ortadan kaldırılamamıştır. Ölümüne kadar göz hapsinde tutulmasına ve yeni bilimsel çalışmalar yaptırılmamasına rağmen. Keza Moğolların Bağdat’taki kütüphaneleri yakmaları, kitapları nehir sularına dökmeleri kitabı ve içindekileri ortadan kaldıramamıştır.
 
Demek oluyor ki, kitap, bir nesne olarak belli bir zamanda ortadan kaldırılabilir, yok edilebilir. Ancak, kitap olgusu ortadan kaldırılamamaktadır. Eğer bir “zafer”den söz edilecekse, kitap daima muzaffer olarak çıkmaktadır, her türlü mücadeleden, savaştan ve çatışmadan. Mao, Konfüçyüs’ün kitabına savaş açmış ve yok edilmesini emretmişti, ama ‘70’li yılların başında Le Monde sürmanşetten “Konfüçyüs Mao’yu yendi” haberini vermişti. Kitaba savaş açan her iktidar, her devlet, her güç, yenilgisi için açığa imza atmış olur.
Bu da böyle biline. 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI