haderdetay hedef masthead

Kıtlık değil, israf!

Kıtlık değil, israf!
Eklenme Tarihi: 21.04.2017 10:43

ESAM’ın Haftalık Çarşamba Konferansları’nda konuşan Kızılay Başkanı Kerem Kınık, dünyada yaşanan adaletsizliklere ve zulümlere dikkat çekti…

eposta yazdır zoom+ zoom-
Bünyamin GÜLER/ANKARA
 
Gündemdeki konuların uzman ve tecrübeli kişiler tarafından değerlendirildiği, geleneksel ESAM Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu ‘Hilal-i Ahmer’den Kızılay’a İnsani Yardım ve Türkiye’ konusuyla Kızılay Başkanı Kerem Kınık oldu. Konferansa ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, siyasi parti ve STK temsilcileri, akademisyen ile çok sayıda öğrenci katıldı. Kızılay Başkanı Kerem Kınık, dünya üzerindeki zulüm ve gözyaşına dikkat çekerken, dünya düzeninin adaletsizliğine de vurgu yaptı. 
 

KUZEY OBEZİTE, GÜNEY AÇ!

Dünyada inanılmaz bir adaletsizlik ve dengesizliğin olduğunu söyleyen Kınık, “Dünyada bütün insanlığı 3-4 kere besleyecek, refahını ve mutluluğunu temin edecek kaynak olmasına rağmen maalesef bugün dünyayı kabaca ikiye böldüğümüzde Kuzey’in fazla tüketmekten kaynaklanan obeziteler, şeker hastalıkları ve kanserlerle boğuştuğu, Güney’in ise açlıklarla boğuştuğu bir dünya düzeni var” dedi. 
 

980 MİLYON İNSAN HER GECE AÇ YATIYOR

Dünyada 980 milyon insanın her gece başını yastığa aç koyduğunun altını çizen Kınık şöyle devam etti: “Her yıl 5 yaşına varmadan 5,5 milyon bebek hayatını kaybediyor önlenebilir sebeplerle. Bunun 3,5 milyonu açlıktan ölüyor. Bildiğimiz açlıktan ölümler. Geçen sene Yemen’de 62 bin bebek kaybettik açlıktan dolayı. Anneleri emzirmeye çalışıyor ama memelerindeki sütler kuruduğu için çocuklarına bir şey veremiyorlar. Yemen’de, Doğu Afrika’da Somali’de inanılmaz bir kuraklık var.”
 

GOLF SAHALARI SUYU İLE BÜTÜN İNSANLIĞIN SU İHTİYACI KARŞILANIR

Dünyada 1 milyar insanın temiz içme suyundan mahrum olduğunu belirten Kınık, “Dünyada bir taraftan baktığımızda yıllık 4 milyar ton gıda üretiyoruz insanlık olarak ama 1 milyar 3 milyon tonunu tüketmeden çöpe atıyoruz. Sadece bu 1 milyar 3 milyon ton gıda, aç olan insanları en az 3 sefer doyurmaya yeter. Dünyada 1 milyar insan temiz içme suyuna erişmekten yoksun. Abartmıyorum insanlar çamurlarda birikmiş yağmur sularını içiyorlar.  Yani oraya gelen bir hayvanı itiyor ve kendisi içiyor. 1 milyar insan bu durumda. Fakat bugün dünyada golf sahalarını sulamak için bir günde kullanılan su miktarı, bütün insanlığın bir günlük su ihtiyacını karşılıyor. Çok yaman çelişkilerle dolu bir dünyada yaşıyoruz” diye konuştu.
 

KENYA’DA BABALAR ÇOCUKLARINI SATIYOR

Bugün dünyada yaşanan açlık ve sefaletten dolayı Kenya’da insanların çocuklarını satmak zorunda kaldığını ifade eden Kınık şöyle konuştu: “Dünya nüfusunun yüzde 10’nu bütün dünya servetinin yüzde 80’nine sahip. Bu yüzde 10’nun içinde de 500 insan bu servetin yarısına sahip. Ama 1,5 milyar insan dünyada günde 1 dolardan da daha düşük bir gelirle geçinmek zorunda. Bugün insanlar çocuklarını satıyorlar. Kenya’da açlıktan kuraklıktan dolayı geceleri babalar kızlarını pazaryeri gibi bir yerde satıyorlar. Kızı kendi yanında durduğu zaman onu besleyemiyor. Geceleri satmalarının sebebi ise utancı yaşamamak ve birbirlerini tanımamak için. Bu düzen bir taraftan savaşlarla bir taraftan da sömürülerle çekilmez bir halde.”
 

KÖLELİK DÜZENİ DEĞİL DE NEDİR?

Afrika’dan Avrupa’ya geçmeye çalışırken son 3 yıl içerisinde 20 bin kişinin Akdeniz’de boğulduğuna da dikkat çeken Kınık, konuşmasını şöyle bitirdi: “Bugün dünyada 40 civarında silahlı çatışma bölgesi var. Bunların 18 tanesi İslam ülkeleri. Bu sayı 20 yıl öncesine göre iki kat artmış durumda. Bunun sonucu ne? 2’inci Cihan Harbi’nden sonra silah zoruyla evinden barkından edilen insan sayısı bugün 65 milyona çıkmış. 2’inci Dünya Savaşı’ndan sonraki en yüksek rakam bugün yaşanıyor. Dünyadaki göçmen nüfus 213 milyona çıkmış. Afrika’dan Avrupa’ya geçmeye çalışırken geçtiğimiz 3 yıl içerisinde 20 bin insan Akdeniz’de boğularak hayatını kaybetti. Niye? Orada çocuğuna bir gelecek kuramayan, yiyecek bulamayan insanlar tıpkı pervanelerin ateşe koştuğu gibi yoksullar varsıllara doğru koşuyorlar. Varsıllar duvarlarını yükseltiyor, yoksullar o duvarların önünde yeni bir sömürge düzeni, tabiri caizse hayvanlar gibi dişlerine, ırklarına genetik yapılarına bakılarak içeri alınıyor. Bu yeni bir kölelik düzeni değil de nedir?”