Kur’ân-ı Kerîm’i açıktan okuyan ilk sahâbî: ABDULLAH BİN MES’ÛD

Kur’ân-ı Kerîm’i açıktan okuyan ilk sahâbî: ABDULLAH BİN MES’ÛD
Eklenme Tarihi: 01.07.2016 19:59

ABDULLAH bin Mes’ûd hazretleri, Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından olup, ilk îmâna gelenlerdendir. Gençliğinde fakîr idi. Bundan dolayı çobanlık yapıyordu. Bir gün koyun güderken Peygamber efendimiz ve Hz. Ebû Bekir ile karşılaştı. Resûlullah efendimiz:

eposta yazdır zoom+ zoom-
 
- Ey genç! İçmemiz için sütün var mı? diye sordu. O da:
- Yok efendim, deyince, Peygamber efendimiz, hiç yavrulamamış bir koyunun memesini elleri ile sıvazlayıp, duâ etti. Koyunun memesi derhal süt ile doldu. Hz. Ebû Bekir, büyük bir kap getirip doldurdu. Bu sütten içtiler. Peygamber efendimiz sonra: “Çekil, büzül” buyurdu. Koyunun memeleri eski hâline geldi.
NASIL SAĞDINIZ?
Abdullah bin Mes’ûd, olanları hayretler içinde seyretti. Dayanamayıp sordu:
- Bu nasıl oldu? Hiç sütü olmayan koyundan bu kadar sütü nasıl sağdınız? Söylediğiniz duâyı lütfen bana da öğretin.
Peygamber efendimiz, başını sıvazlayıp:
- Allahü Teâlâ  sana rahmet etsin! Sen Hakkı öğrenebilecek bir çocuksun, buyurdu. Bu mu’cizeyi gören ve konuşmaları işiten genç:
- Siz sıradan bir kimse değilsiniz. Senin, Cenâb-ı Hakkın Peygamberi olduğuna inandım, deyip Kelime-i şehâdet getirdi ve Müslüman oldu.
Abdullah bin Mes’ûd hazretleri Mekke’de ilk defa açıktan Kur’ân-ı kerîm okuyan sahâbîdir. Bir gün Eshâb-ı kirâm, bir yerde oturup sohbet ediyorlardı. İçlerinden birisi:
- Resûlullahtan başka, hiç kimse çıkıp da Kur’ân-ı kerîmi müşriklere karşı açıktan okuyamadı. Bunu yapacak kimse yok mu? dedi. İbni Mes’ûd hazretleri hemen atılıp:
- Ben okurum, dedi.
- Biz, sana bir zarar vermelerini istemeyiz. Müşriklerin, kabîlesinden korkacakları bir kimse okusun.
- Bırakın gideyim! Siz dua edin! Allahü Teâlâ  beni korur!
Ertesi gün, Makâm-ı İbrâhim’e gitti. Müşrikler orada toplanmış hâldeydiler. İbni Mes’ûd hazretleri Besmele-i şerîfe çekip, “Errahmânu allemel Kur’âne...” diyerek Rahmân sûresini okumaya başladı. Müşrikler hep birlikte üzerine yürüdüler. Tekme tokat vurmaya başladılar. Yüzü gözü her tarafı yara bere içersinde kaldı. Fakat o, sanki hiç bir şey yapılmıyormuş gibi sâkin sâkin Kur’ân-ı kerîmi okumaya devam etti. Okuması bittikten sonra Eshâb-ı kirâmın yanına vardığında dediler ki:
- Korktuğumuz başımıza geldi. Bir daha gidip onların yanında okuma!