Furkan Yılmaz Altınöz

Furkan Yılmaz Altınöz

21.04.2017 fyilmazaltunoz@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Kutlu Doğum festivali mi?

FESTİVAL kelimesine yabancı değiliz her ne kadar kelime yabancı olsa da. Arka tekerler ön tekerlekleri takip eder. Tüketenler de üretenleri. Üç asıra yakındır İslam coğrafyası üret(e)medi tüketti. Üretmeye kalkanlar da tüketildiler.
Üretememek taklitle sonuçlanır. Taklitler uzun süreli olursa tahkike dönüşür. Takiyye de aslın yerine yani inanca dönüşür. Böylece sapkın yeni anlayışlar; birey ve toplum ortaya çıkar.  
 
Selçuklulardan itibaren hicri Mevlit Kandili varlığını sürdürmekle birlikte; ülkemizde 30 yıla yakındır her yıl Nisan ayında Kutlu Doğum etkinlikleri düzenlenir. Kutlu doğum etkinliklerinin ortaya çıkış nedeni üzerine konuşula bilinir. Ancak ilke olarak bu etkinliklerden yana olmak lazım. 
İlke nedir sorusuna; Hz. Peygamberi anlama ve anlatma, Onu (sav) ve mesajını kitlelere ulaştırma noktasında her meşru yol ve yöntem ilkedir. Kutlu doğum veya mevlidin bidat diyerek kestirip atılmasının doğru olmadığını söyleyebiliriz. 
 
Ancak günümüzde bazı uygulamaların içeriği ve sonucu tartışılabilir. Bu anlamda Kutlu Doğum etkinliklerini Mevlitten ayırmak gerekir. Çünkü mevlit camiden ve evlerden dışarı çıkmayan ve daha çok ibadet algısında kabul edilmektedir. Mevlidin içerdiği mesaj; kutlu doğum etkinliklerinin yüklendiği anlam dünyasından ve vermek istediği mesajlardan tamamen farklıdır. Kutlu doğum öyle değil daha çok görsel ve kitlesel hatta küresel bir boyut kazanmaktadır. Kutlu doğumun üstlendiği rol; mescitten eve, evden mescide giden bir peygamber imajının sunulması değil; hayatın her aşamasında söz sahibi olan; yasamada ve yürütmede var olan bir peygamber anlayışını muhataplarına iletmesidir. Aslında kutlu doğum etkinliklerinin varlık nedeni budur.  
 
Kutlu doğum etkinlikleri; müzik eşliğinde, eğlence görünümlü, kızlı erkekli folklorik gösterileri, israf boyutu ve tevhidi mesaj yoksunluğu çerçevesinde bir eleştiriye tabi tutulabilir/tutulmalıdır. Görünen haliyle festivale dönüşmektedir bu ise bir sapmadır. Ortaya çıkan bu tablonun, kutlamaya konu Hz. Peygamberin kimliği ve İslami değerlerle bağdaşmadığı açıktır. Bu gidişe izin verilmemelidir. Ayrıca bir başka sorun da kutlu doğumun yerel ve merkezi yönetimler tarafından ortaya konulan ancak halkın pek de katılmadığı bir takım kutlamalara dönüşmesidir. Sivil toplumun katılımcı olduğu ve kentin/ülkenin her tarafında ortaya koyduğu kutlamaların daha canlı ve kalıcı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. 
 
Kutsal değerler festivale dönüştürülmemelidir. Ancak kapitalizm ve sekülerizmin ana hedefi; tüm kutsalları metalaştırmaktır. Pazara düşürmektir. Pazara düşen bir şey ayağa düşmekten kurtulamaz. 
Mevlit ve Kutlu Doğum; Hz. Peygamberi (sav), Kur’an-ı Kerim’i, sünneti ve İslami değerleri kitlelere ulaştırma noktasında fırsata dönüştürülmelidir. Başka bir ifadeyle; her yer Ebu Kubays dağı her yer Safa tepesi olmalıdır. 
Şefaat ümidiyle…
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI