Mustafa Kasadar

Mustafa Kasadar

12.12.2016 mustafakasadar@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Mezheblerin ortaya çıkışına etki eden sebepler

Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ahirete irtihalinden sonra bütün Müslümanların her meselede tek bir kelime ve tek bir görüş etrafında toplama imkânı ortadan kalkmıştır. Zira Allah Resulü bir konuda karar verdimi sözü üstüne söz, görüşü üstüne görüş bildirilmesi haramdı. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor: “Allah ve Peygamberi bir işi emrettiğinde, hiçbir inanmış erkek ve kadının o işte tercih hakkı yoktur.” (Ahzab, 36) 
 
HalbukiResulullahdan sonra -Raşid halifeler de dâhil olmak üzere- hiçbir kimse için böyle mutlak, kayıtsız ve şartsız kabul ve itaat söz konusu değildir. Zaten Allah Resulünün halifeleri de sahabelerden biat alırken mutlak bir biat değil, ma’ruf olan konular için biat almışlardır. Esasen sahabe arasında ilk ihtilaf henüz Allah Resulünün defin işlemi gerçekleşmeden kimin halife olacağı hususunda ortaya çıkmış ve daha sonra riddet (dinden dönme) olayları karşısında nasıl tavır alınacağı konusu ile devam etmiştir. Hz. Ebûbekir (r.a.) halife seçilmesinin hemen akabinde riddet olayları başlaması üzerine bunların bastırmak için daha önce Resulullah (s.a.v.) tarafından hazırlanmış olan Üsame ordusunu sevk etmek istemiş, ancak bu işe Hz. Ömer (r.a) şiddetle karşı çıkmıştır. Fakat halife olan Hz. Ebûbekir (r.a.) çok kararlı durmuş; “Köpekler, kurtlar üzerime saldıracak olsa bile yine de Üsame ordusunu gönderirim.” demiştir. 
 
Bu örnekler gösteriyor ki özellikle siyasi meselelerde kaçınılmaz olarak farklı düşünceler ortaya çıkmaktadır ve zaten bu insan fıtratının da gereğidir. Ancak sahabe arasındaki bu farklı görüşler hiçbir zaman sahabeleri fırkalara, mezheplere ayırma derecesine ulaşmamış, ferdi boyutta kalmıştır. Farklı düşünen sahabeler ya birbirlerini ikna etmişler veya farklı düşündüğü halde fitneye yol açacak konuşmalardan kaçınarak sükût etmeyi tercih etmişlerdir. 
 
Daha önce de belirttiğimiz gibi Müslümanlar arasında ilk ciddi ihtilaflar Hz. Osman (r.a.)’ın şehadeti sonrası baş göstermeye başlamış ve ilk olarak Harici ve Şia mezhepleri ortaya çıkmıştır. Bundan sonra peşi sıra sapık mezhepler türemeye ve her birisi başka bir koldan Müslümanlar arasında hastalıklı fikirlerini yaymaya başlamışlardır. Bunun karşısında da İslam’ın özünü, ruhunu korumak için cevaplar verilmesi ve savunmalar yapılması zarureti hâsıl olmuştur. 
Her mezhebi görüş mutlaka kendi iddialarını haklı çıkaracak gerekçeler ileri sürmüştür. Pek tabii ki bunlardan bir kısmı haklı gerekçelerdir ve bunları inkâr etmek, yok saymak mümkün değildir. Bir kısmı ise hakkaniyetten uzak, naslara aykırı gerekçelere dayanır ki zaten bu yolu deneyenler sapmışlar ve fırka-i dâlle (sapık gruplar) olarak nitelendirilmişlerdir. 
 
Mezheplerin ortaya çıkmasına etki eden birçok sebep vardır. Bunlardan bir kısmı içten kaynaklanan sebepler, bir kısmı da dış etkenler nedeniyle ortaya çıkan sebeplerdir. Çeşitli kaynaklarda zikredilen sebepleri bir bütün olarak şu şekilde özetleyebiliriz:
1- İslam inancını savunma zaruretinin ortaya çıkması.
2- İslâm’ın tanıdığı fikir hürriyeti. Müslüman toplumlarda açıkça zarurat-ı diniyyeden olan bir hususu inkâr etmek hâriç fikirler üzerinde bir baskı olmayışı. 
3- İnsanların düşüncelerinin, anlayış kabiliyetlerinin ve algılama güçlerinin farklı oluşu.
4- Liderlik sevdası ve başkalarına hükmetme arzusu. 
5-  Arzu, heva, heves ve mizaçların farklı oluşu.
6- Metod ve ölçülerin farklı oluşu. Mesela; Mu’tezile aklı esas almış ve nakli buna tabi kılmış, Ehl-i Sünnet nakli esas almış ve aklı bunu destekleyici mahiyette kullanmış, Müslüman filozoflar ise öncelikle aklı esas almışlardır.
7- Hilafet münakaşaları ve bunun neticesinde ortaya çıkan fitne ve iç savaşlar. Bu savaşlarda Müslümanlardan ölenlerin ve öldürülenlerin durumu, öldürme (katl), büyük günah işleyenlerin durumu meselesi, mürtekib-i kebirenin (büyük günah işleyenin) kâfir olup olmadığı, kader, cebir ve kulun iradesi meselesi, iç savaşlarda kaderin rolü gibi meseleler. 
8- Eski Yunan, Hind ve İran felsefesinin Arapçaya tercüme edilmesi sonrası felsefenin etkisi. Mesela Mutezile, İslam akaidini açıklamada felsefi metotları kullanmıştır.
9- İhtilaf konusu olan meselelerin açık seçik olmayıp kapalı oluşu! Kur’an’da muhkem ve müteşabih ayetlerin bulunması. 
10- Hadislerin, zabt edilme ve senedi konusunda konulan şartlar sebebiyle sahih, hasen ve zayıf kısımlarına ayrılması ve zayıf hadisle amel edilip edilemeyeceği hususu.
11- Arapçanın gramer ve belâgatini bütün incelikleriyle bilememek. İslâm’ın maksadını anlamamak, hüküm çıkarırken cehalet sebebiyle Kur’an’ın bütünlüğüne riayet edememek.
12- İslam coğrafyasının genişlemesi sebebiyle yeni Müslüman olan milletlerin değişik örf ve âdetlerin İslam’ı anlama ve yaşama biçimini etkilemesi.
13- Ekonomik sebepler.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI