Gülbahar Aytekin Önver

Gülbahar Aytekin Önver

19.05.2017 @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Modern dünyada Hacer olabilmek

Kadın olmak ‘Hacer’ olmak demektir. Hz. İbrahim’in kucağında küçücük bebeğiyle ıssız, kervanların dahi konaklamadıkları bir dağın başında bıraktığı HACER.
 
Modernizmin en büyük olgularından biri “amaçsızlık”tır. Bu bağlamda insana “niçin” , “neden” sorularını sordurmaz.” Nasıl” sorusunu sordurur ve cevabını bir makine gibi mekanik verir. Tıpkı yağmurun yağmasını bir makinaymış gibi açıklaması gibi. Yağmurun kim tarafından yağdırıldığı ve niçin yağdığı söz konusu bile edilmez. İşte tam bu noktada biz kadınlar da niçin yaratıldığımızı unuttuk, nasıl yaşayacağımızın derdine düştük. Hepimiz televizyon, bilgisayar, telefonlardan arta kalan bir vaktimiz varsa ailece konuştuklarımızı bir düşünelim lütfen. Evde hiç bitmeyen ihtiyaçlar, daha iyi ev döşemeleri, çocukların daha iyi okullarda okumaları, bu yaz nerede tatil yapacağımız, eskiyen ve yenilenmeyi bekleyen eşyalar...
 

KADIN OLMAK HACER OLMAK DEMEKTİR!

Bunları nasıl yapabileceğimizi tartışır dururuz. Peki ya “ Niçin yaratıldığımız?”, “ niçin kadın olarak yaratıldığımız?” Niçin bu yeteneklerle yaratıldığımız?” sordurulmayan, unutturulan sorular! Bu yazımızda modernizme inat, niçin kadın olarak yaratıldığımız sorusunun cevabını sizlerle aramak istiyorum.  Kadın olmak “RabbetülBeyt” olmaktır. “Evlerin Rabbi” yani terbiye edicileri, eğiticileri. Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi olan Fatiha’nın ilk ayetinde geçen “Rabbül Âlemin” Yüce Mevla’nın en değerli isimlerinden biridir. Âlemlerin Rabbi olan Allah(c.c.), ev hanımlarını, evlerin rabbi (terbiye edicisi) olarak isimlendirmiştir. Kadın olmak evladı terbiye eden bir anlamıyla rab olan demektir.
 
Yine kadın olmak “Rahim” olmak demektir. Her işimize besmeleyle başlarız. Besmeleyi bilmeyen bir müslüman düşünemeyiz bile. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. İşte yine Rabbimiz, en önemli en değerli isimlerinden biri olan Rahim ismini bizim bir organımıza isim olarak vermiştir. Lisanları yaratan Yüce Mevla’dır. O, öyle bir organdır ki, yeryüzünün varlığının devamı o organla vuku bulmaktadır. Çoğumuzun bildiği üzere bilim “klonlama” üzerine çok yol kat etti. “Doli” isimli koyunun klonlandığını hatta böbrek, kalp gibi organların hatta ve hatta insanın dahi klonlanarak çoğaltılabildiği bir gerçektir. Bilim tüm bunları yapabilmek için tekbir şeye ihtiyaç duymaktadır. RAHİM! Yer yüzünde binlerce erkek olsa tek bir kadın olmasa insanlık yok olur gider. Sadece ve sadece bir kadın kalsa klonlamayla kadının vücudundan somatik hücre alınarak yine aynı kadının rahmine yerleştirilip yeryüzünde insanlığın devamı sağlanabiliyor. Yeryüzünün varlık sebebi olan “rahim” Rabbimiz tarafından biz kadınlara emanet edilmiştir.
 
Kadın olmak Hacer olmak demektir. Hz. İbrahim’in kucağında küçücük bebeğiyle ıssız, kervanların dahi konaklamadıkları bir dağın başında bıraktığı HACER. “Böyle ıssız bir yerde bizi kime bırakıyorsun?” diye sorarken Hz. İbrahim’in “Rabbime emanetsiniz, ‘O’ emretti” demesine karşılık “o halde haydi git” deyip sadece ve sadece Rabbine güvenen Hacer olmak. Yiyecek yemeği, içecek suyu kalmadığında “Rabbim hani ben sana emanettim, niçin gökten yağmur yağmıyor, sofra inmiyor, yerden su fışkırmıyor?” demeden İlahi yardımın ÇABASIYLA geleceğini bilip Safa ile Merve tepeleri arasında çocuğuna su aramak için koşan Hacer olmak. Çocuğunu kurtlar, kuşlar yemesin diye arkasına, yavrusuna baka baka koşan Hacer olmak. Bu çabası sonucunda dünya son bulana kadartükenmeyecek olan Zemzem suyunun oğlunun eşelediği yerden fışkırtılmasıyla ödüllendirilen Hacer olmak. Mizahi bir ifadeyle ilk su işleri bakanı olan Hacer olmak demek, kadın olmak...
 
Yıllar sonra Hz. İbrahim oğlunu ve karısını bulmak için geldiğinde neredeyse onları bıraktığı yeri tanıyamayacaktı. O, kuş uçmaz kervan geçmez yer adeta bir şehre dönüşmüştü. Kervanlar konaklamadıkları o yerde suyun olduğunu görüncekonaklamaya hatta evler yapıp yerleşik hayata geçmeye başladılar ve bir şehir kurdular. Mekke Şehri. İşte, kadın olmak; Mekke şehrinin kuruluş sebebi olmaktır. Kadın olmak; zemzem suyunun bulunuş sebebi olmaktır. Kadın olmak; yavrusu için çabalaması sonucunda tüm bunlara ulaşacağını bilmektir.
 
Hacca ya da umreye giden kadın erkek, zengin fakir tüm Müslümanlar bir kadın gibi Hacer gibi daha doğru bir söyleyişle bir annenin yavrusu için çabalaması gibi koşmakta say yapmaktadır. Yüce Mevla bu olayla bize “ Ey anneler, bir gün evladınız için çabalamaktan yorulduğunuz zaman, dünya problemleri üst üste geldiği ve altında kaldığınızı hissettiğiniz zaman, çarelerinizin bittiği çözümlerinizin tükendiği zaman Hacer’i hatırlayın” diyor. Nasıl ki Hacer’in en çaresiz kaldığı anda yardım oğlu İsmail’in eliyle O’nun oynadığı yerden Zemzem’in fışkırtılmasıyla geldiyse bizlere de Rabbimizin izniyle evlatlarımızın eliyle gelecek yardım. Yeter ki sadece Rabbimize güvenip çabalamayı bırakmayalım. 
 

Fıtratımıza uygun yaşayalım

Bir çocuğun sahip olabileceği en büyük hediye; anneliğini yük olarak görmeyen, evladını kendisinin ilerlemesine bir engel özgürlüğünü kısıtlayan bir varlık olarak düşünmeyen, tam tersine evladının vesilesiyle “Rablik”, “Rahimlik”, “Hacerlik” vasıflarını kazandığının farkında olan, anne olmanın haklı gururunu yaşayan bir anneye sahip olmasıdır.
 
Yıllardır “erkek gibi kadın” deyimleriyle erkekliğe özendirilen biz kadınlar. Bırakalım erkekler erkek gibi erkek olsunlar. Fıtratlarını yaşasınlar. Bizler sadece Rabbine güvenen ve sadece O’na teslim olmuş Rablik, Rahimlik, Hacerlik vasıflarımızla dünyayı sallayan el olalım. Fıtratlarımıza uygun yaşadığımız zaman gerçek mutluluğa erişeceğiz.
 
Hacer olma yolunda Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Zemzeminizi bir an önce bulabilme ve kendi Mekke şehrinizi inşa edebilmeniz duasıyla.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI