Remzi Çayır

Remzi Çayır

21.04.2017 @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Ne yapmalı ne etmeli?

Referandum sonuçları şöyle oldu, böyle oldu… Hile yapıldı, yapılmadı. Adaletli bir seçim oldu olmadı, tartışmalarını bir kenara bırakıyorum.
İnsanlar elbet düşüncelerini, itirazlarını makul zeminde, meşru yerde ifade edecekler.
Sonuçta bir seçim yapıldı. Anayasanın kısmi değişikliklerine halk evet mi diyecekti, hayır mı diyecekti? Herkes bu sorunun cevabını merak ediyordu.
 
16 Nisan’da, halk bir şekilde kararını verdi.
Oy oranları birbirine çok yakın çıktı. YSK, yatıştırıcı, adaletli konumunu ne yazık ki tam koruyamadı. Mühürsüz zarfları yahut pusuluları kabul etmeseydi ne olurdu? Sonuç belki değişmeyecekti, bu tür tartışmaların da fitili ateşlenmeyecekti.
Denebilir ki, kimi çevreler yine zılgıt söyleyip, yine tencere tava döveceklerdi.
Siz doğrusunu yapın, müsterih olun, art niyetli insanların eylemleri nihayetinde hüsrana uğrayacaktı. Önemli olan adaletten, insaniyetten ve vicdandan caymamaktır.
Normalleşemiyoruz bir türlü. Seçim yapıyoruz, seçim dahi sulha ve sükûna bizi götürmüyor… Neden?
 
Batının elbet bin bir yüzü var… Batı, için Müslümanlar, bir böcek kadar değerli değildirler… Bunları hepimiz biliyoruz.
Batının, iyiliğimizi, dirliğimizi istemesi mümkün değildir.
Bu gerçekler ayrıdır, bizim kendimiz için biçtiğimiz misyon, kendimiz için istediğimiz adaletli sistem ayrıdır.
Onlar bizi sevmiyorlar diye, kendimizi evrensel hukukun, insani değerlerin dışına atacak değiliz ya… Bütün kaosların, anarşinin dermanı, adalettir, insaniyettir, vicdaniyettir. Hülasa İslamiyet’tir.
 
Kendimiz için istediğimizi, sevmediğimiz için de istemektir.
Batı, yöneticiler için kötü sözler ediyormuş… Batı, Türkiye’nin hukuksuzluğa sürüklendiğini iddia ediyormuş… Varsın söylesinler.Biz kendimize bakacağız… Biz ne yapıyoruz? Biz hukukun, adaletin, insanca yaşamanın neresindeyiz? 
Farklılığı zenginlik mi sayıyoruz, düşmanlık mı? Biz, farklı duruşu, farklı renkleri, ayrılık nedeni mi görüyoruz, bu ülkenin geleceğinin dinamosu mu?
Güçlü için de, güçsüz için de, mutlaka terazi doğru tartmalıdır, herkes aynı teraziye konmalıdır mı diyoruz, yoksa beşer ölçülerle, insanları ayrıma mı tabi tutuyoruz?
 
Önce kendimize bakmalıyız.
Bir şeylerin eksik, bir şeylerin yanlış gittiği ortada… Hiç yüksünmeden ve komplekse kapılmadan, kendimizi eleştirebilmeli, dışarıdan bakışlara terk edebilmeli, sorgulamalı, doğrulara sahip çıkabilmeliyiz.
Emri bil maruf, nehyil anil münker mesabesindeki muhalif yaklaşımları düşman kabul etmemeliyiz.
 
Bir şeyleri kutsal kabul etmeye başlarsanız… Ve bu şeyler beşer ise, sonuçta, uyarılarınız dahi hainlik damgası yemeye başlar.
 Bu açmazdan kendimizi kurtarmalı, dostların uyarılarını, yol göstericiliğini önemsemeliyiz.
 
Türkiye yeni bir döneme girdi, idari bakımdan… Bunu halka doğru anlatmalı… Sistemlerin farklılığından ziyade, onların adalete dayanıp dayanmadığını sorgulamalı… Bu özelliği topluma göstermeliyiz.
Curcuna, tantana… Günlük bağırmalar, çağırmalar, bizi geçici mutluluklara götürse de, sonuç olarak, belirsiz bir yol açar önümüze, hepimizi mutsuz edebilir bu hal... 
 
Ne yapmalı, ne etmeli peki?
Dostların, kardeşlerin uyarılarına kulak verilmeli… Sahtekâr yağcıların, şakşakcıların övgülerine kapılmamalıdır…
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI