Reis Bey “perde” demeye hazır

Reis Bey “perde” demeye hazır
Eklenme Tarihi: 17.03.2017 20:28

Muğla’nın Menteşe ilçesinde tiyatro topluluğu kuran kadınlar, gündüzleri bağ, bahçe ve tarlalarda çalışıyor, akşamları ise kendilerinin yazdığı, “Köy Düğünü” adlı oyunun provalarını yapıyor.

eposta yazdır zoom+ zoom-
Abdurrahman Şen, tiyatro alanının yeteri kadar beslenmediğini ifade ederek, “Bugün niye düzgün oyunlar oynanmıyor? Büyük bir problem. Aşma noktasında bir adım atılabilmiş değil. Bunu çözebilmek için iki yıl önceden niyetlendik ama belediye nizamnamesine göre bu tarz işleri yapmadan önce bazı engeller bulunuyor. Hazırlıklarını yaparak aşma noktasına geldik. Şu anda ihale aşamasına doğru gidiyoruz. Şehir Tiyatroları kontrolünde, tiyatro metni yarışması düzenleyeceğiz ki bu alanda yazı yazabilecek olan gençlerin önünü açalım ve bu yazar açığımızı kapatalım.” diye konuştu.
 

Şekil olarak batı ne yapmış

Günümüzde edebi kaynakların okunmadığını dile getiren Şen, şunları aktardı: “Eğer, Dede Korkut hikayesi okumadıysanız, Mevlana, Hacı Bektaş, Yunus Emre, Mehmet Akif, Necip Fazıl’ı, azıcık fikir edindiyseniz Fuzuli’yi, Nabi’yi, Karacaoğlan’ı, Dadaloğlu’nu okumadıysanız bir defa yerli ve milli kültürü yapabilmenizin imkanı yok. Sadece yaptığınızın adına milli iş diyebilirsiniz. Çünkü bu kaynaklardan beslenmeyen, bu kaynakları özümseyemeyen bir arkadaşımızın bu topluma hitabı da zor olur.” Abdurrahman Şen, ölçü olarak batının alındığını kaydederek, “Hangi inançtan olursak olalım, bu topraklarda hepimizde belli ölçülerde bu var. Bir şey yaparken, ‘ilk önce batıda ne yapmışlar ona bakmak lazım’ diyorlar. Genelde batıdan alırken de her şeyde yaptığımız gibi şekil olarak batı ne yapmış, sadece ona bakmış ve onu şeklen almışız. Halbuki dinimizin bize söylediği, ilim müminin yitik malıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
 

Orta oyun, gölge ve kukla

Batılılaşma tartışmalarının tiyatro üzerinden de devam ettiğini altını çizen Şen, şu bilgileri verdi: “Batı tiyatroyu nasıl yapmış? Uygulanışında, yazımından sahnelemesine kadar öyle yaparsan tiyatro olur. Aksi takdirde olmaz. Orta oyun, gölge ve kukla geleneğiyle aşıklarımızın yani bugün ‘stand up’ denilen tarzın dedesi olan uygulamaların hepsi bir kenara atılıyor ve ‘batının dediğini yapmak’ durumu ortaya çıkıyor. Bu açıkları bildiğimiz ve yıllardır konuştuğumuz için belediyedeki görevimin içerisinde ‘Gösteri Sanatları Atölyesi’ adı altında bir yapılanmaya giderek, burada açıklarımızı kapatacak bir alt yapı kurmaya gayret ediyoruz. Bu nedir? Bizim Orta Asya’dan getirdiğimiz, asırlarca Osmanlı içerisinde uyguladığımız orta oyunumuz var. Karagöz, Hacivat ve halk ozanlarımız var. Halk ozanlarımız Anadolu’yu karış karış gezerek bir destan anlatıyor.”