haderdetay hedef masthead

Sanatımı evrenselleştirdim..

Sanatımı evrenselleştirdim..
Eklenme Tarihi: 11.04.2017 21:01

Dünyaca tanınan ve “İç Harp’ten Kuru Fasulye’ sergisini açan Ressam İlhami Atalay: Sanatımı evrenselleştirdim..

eposta yazdır zoom+ zoom-
YÜKSEL AKÇA
 
Ressam İlhami Atalay’ın “İç Harp’ten Kuru Fasulye’ye” sergisini duymayan yoktur. İlginç göndermeleri olduğunu düşünüyordum ve bu amaçla da Taksim Metro İstasyonu’nda açılan sergisini gezdim. Farklı göndermeleri vardı eserlerin. Her bir eserine farklı anlamlar yüklediği çok belliydi. Bunun için de İlhami Atalay’la sözleştik ve meraklarımı gidermek için uzun bir söyleşi gerçekleştirdik. Artvin’in köyünde doğan ve imkânsızlıklar içerisinde resim yapmaya herkesi ikna etmeye çabalayan bir çocuktan, idealist bir sanatçıya dönüşen ilginç bir yaşam hikâyesinin olduğunu da gördüm. Eserlerinde kimlere ve nasıl göndermeler yaptığını açık açık anlattı. Atalay’ın en büyük isteği ise bu yaşına kadar edindiği tüm bilgileri gelecek kuşaklara aktarabilmek için alan açılması. Atalay’la çocukluğunu, gençliğini ve olgunluk dönemlerinde neler yaşadıklarını konuştuk. Samimi bir muhabbet oldu. 
 
Resim sanatına başlamanız ve sizi bu sanatı yapmayı teşvik edecek nedenler neydi. Yaşadığınız yerler bu sanatla tanışmanızda ne kadar etkili oldu?
Artvin’in Arhavi ilçesi Kestanealan köyünde tarihi, harabe bir evde dünyaya geldim. Orada ne sanat var ne sanat eseri ne de müze. İmkânsızlıklar içerisinde yaşadığımız için çocukluluğumuzda kendi imkânlarımızla oyuncaklar yapıyorduk. Çamurdan çeşitli oyuncaklar yapıyor, çivi veya fındık dallarıyla şekiller çiziyorduk. Bizim zamanımızda kâğıt kalem çok değerliydi ve bulunmuyordu. Kâğıt ve kalemin olmadığı zamanda çimento kâğıtlarına resim yapıyordum ve o kâğıtlara yaptığım resimlerle ödüller aldım. Ortaokul ve lise yıllarında benim evim sanat galerisi gibiydi. 
 
Siz resim yapmaya başlayınca ailenizin tepkisi ne oldu. Destek alabildiniz mi? 
Hiçbir anne baba çocuğunun ressam olmasını istemez, çünkü toplumumuzda ressam - sanatçı denildiğinde haylaz, şizofren, işe yaramaz, iş bulamamış biri olarak görülür. Aileler çocuklarının sanatçı olması için yönlendirmiyor. Ben çoğu yerde dersler verdim kimse çocuğunu sanatkâr olsun diye getirmiyor. Sadece hobi olarak görsün, uğraşsın ama bunu meslek olarak görmesin diyorlar. Bunun değişmesi lazım. Sanatın toplumda değer görmesi gerekiyor. Boş zamanlarını geçirecekleri bir uğraş değildir. 
 
 

GENÇLİĞİMDE DARWİNİZM BİR MODAYDI VE DİN DÜŞMANLIĞI VARDI

Ailelerin çocuklarının geleceklerini garantiye alması tedirginliğinden olabilir mi?
Evet, babam benim mühendis olmamı istiyordu. Benim kaderim ona müsaade etmedi. Mimarlığı iki senede üst üste yarım puanla kaybettim, yirmi beş alsaydım girecektim. Ben çocukluğumdan beri sanatkâr olacağım, ressam olacağım diyordum, çeşitli engelleri aşa aşa bu noktaya geldim.
 
 
İlk serginizi ne zaman açtınız?
İlk kişisel sergimi 1979’da açtım. Ben 68 kuşağıyım. O zamanlarda her genç maymundan geldiğini inanıyordu. Darwinizm bir modaydı ve bir din düşmanlığı vardı. Bizim zamanımızda birçok genç öldü, sakat kaldı ve okulu bırakmak zorunda kaldı. Çünkü bir okulu başka bir okulun anarşistleri gelip işgal ediyordu. Ortaokula gittiğimde Adnan Menderes’i idam ettiler bir sürü iftiralar attılar, haberler öyle geliyordu. Haberler hep yanlış geliyordu, o günkü gündemi altı ay sonra duyuyorduk. Bugünkü gibi gündemdeki olaylardan anında haber olamıyorduk. Yanlış hatırlamıyorsam Menderes’ten beş altı sene sonra Amerika’dan gemiler dolusu süttozu geldi. O zamanın gençlerine ve ilkokul çocuklarına zorla içirdiler. O zamanki öğretmenlere niye süttozu içirmiyorsunuz diye ceza bile verdiler. Süttozunun içinde ne vardı, nasıl bir şeyler vardı, bizim çocuklarımızı düşünemeyen bireyler yaptılar. Amerika 1940’lardan beri bizimle oynuyor. NATO’ya girdik Kore’de bizim askerlerimizi öne sürdüler kendileri geri çekildiler. Bizim tugaydan bine yakın şehit, yüzlerce yaralı ve yüzlerce de kayıp oldu. NATO için Kore’de niye savaştık, neden savaştık? Gerçeği göremiyoruz göstermek istemiyorlar bize, Müslümanlar da birleşemiyor maalesef daha çok bölünüyor.
 
 

ETRAFIMIZDAKİ HAİNLER SANAT AKADEMİSİNİN YÖNÜNÜ BATI’YA ÇEVİRİYOR

Günümüz sanat dünyasındaki kutuplaşmayı nasıl yorumluyorsunuz? Art niyetli bir cepheleşme var mı?
Her zaman kutuplaşma var günümüzde daha çok var. Sanatkâr bir millet olmamıza rağmen, sanattan anlamamak için inat ediyoruz. Hatta zaman zaman sanattan anlamamakla övünüyoruz. Abdülhamit Han gelecek kuşakların, yeni sanatçıların yetişmesi ve milli bir sanatın oluşması için güzel sanatlar akademisinin kurulması için, ferman veriyor. Fermanında da, “Bu millet sanatkâr bir millettir” diye vurgu yapıyor. Ancak etrafındaki hainler bu sanat akademisinin yönünü Batı’ya çeviriyor ve tamamen Batı özentisi bir akademi haline getiriyor.
 
Yunan heykellerini ve onların mitlerini öğretiyorlar. Bu toprakların değerlerinden bir şeyler vermiyorlar. 
 
Serginizin başlığı "İç Harp'ten Kuru Fasulye'ye" neden böyle bir tercih yaptınız?
Benim galerimin sağında ve solunda lokanta var ve kapıma kadar kebap resimleri ile dolu. 
 
Benim galeri resmim de çok küçük. Lokantalar tıklım tıklım dolu, benim sanat galerim sinek avlıyor kimse gelmiyor. İnsanlar yemeğe gösterdiği ilgiyi, binde birini sanata göstermiyordu. Acaba kuru fasulyenin resmini yapsam ve kapıya assam ne olur diye düşündüm. Bunu hayata geçirince ilginç sonuçlarla karşılaştım. Sanatıma daha fazla ilgi göstermeye başladılar. Hatta bazıları “Burası lokanta mı diye sormaya başladılar.” Yani insanlar kuru fasulye aşkına sanat galerisine giriyor. Onları bu şekilde kazanmayı başardım. Bu beden ve ruhumuz bu dünyada iyi veya kötü şeyleri yapabilmesi için verilmiş bir emanettir. Binektir ama insanlarımız asıl olan ruhunu unutur ve yalnız bedenini beslemekle uğraşır. Bütün ömrünü bedenini beslemekle geçirir. Taa Londra’da sabah kahvaltısını yapan, Venedik’te akşam yemeği yiyenler var. Yemeğe bu kadar önem veren bir millet, sanata hiç değer vermiyor. Kuru fasulye meselesi de insanların bitmek bilmeyen tüketimine karşı yapılmış bir gönderme. 
 

SANAT YERİNE KİRA ÖDEMEKLE MÜCADELE ETTİM

Siz bildiğinizi yeni kuşağa aktarmak için can atan bir sanatçısınız. Bunun için böyle bir olanak sağlanıyor mu?
Resim sanatımı insanlara aktarmak için bir yer göstersinler istiyorum. Bildiklerimi paylaşmak istiyorum. Kendi kişisel çabalarımla yer tutuyorum ancak bunu karşılayacak gücüm olmadığı için kapatmak zorunda kalıyorum. Bunun devamlı olması için de artık gökdelenlerin ya da yeni ye şehirlerin kurulması yerine sanat atölyelerinin kurulmasına öncelik vermeliyiz diye düşünüyorum. İnsanlarımız sanata karşı susamış gibiler. Ben 30 seneden fazla galeri işlettim ama devamlı kira ödemekle mücadele ettim. Ben atölyemde insanların içinde resimlerimi yaptım. Bir köşeye geçip sanatımı icra etmek yerine insanlarla kaynaştım. Bu vesileyle sergi defterime de çoğunlukla “sizi izleyerek resim sanatına başladım” yazılarını gördüm. Bu bile benim için çok değerlidir. Ben haberleri takip ederken diğer devlet büyüklerinin arkalarında çoğunlukla bir tablo olduğunu görüyorum. Bizde ise maalesef kırmızı kızıl baklava dilimli muşamba. İstinasız hemen hemen her ofiste bunları görürsünüz maalesef. O muşambanın yerine her biri bir sanat eserini oraya koysalar ne güzel olmaz mı? Öncelikle o insanın içini karartan muşambalardan kurtulmamız lazım. Birde her köşede bir lokanta, kebapçı var ama bir sanat galerisi yok. Bunlar olması gerekir.
 
 

YÜZ YILDIR SANATTA YOLUMUZU ŞAŞIRMIŞIZ

Siz aslında sistemi eleştirirken eserlerinizi öne sürüyorsunuz?
Ben sadece bugünü eleştirmiyorum. Yaklaşık yüz seneden beri sanatta yolumuzu şaşırmışız. İhmal etmişiz. Kendimize yedi kat yabancılaşmışız.  İşte bunu söylemek istiyorum. Bir silkelenmek lazım diye düşünüyorum. 
 
Peki, düzelme anlamında bir umut besliyor musunuz?
İleriye dönük umudum elbet var. Bir kitap yazdım basılma aşamasında. Kitabımı gençlerin okumasını istiyorum. İlerde sanatkârlar çıkacak öyle inanıyorum.
 
Galerinizi niye kapattınız, yeniden açmak istiyor musunuz?
Evet, doğru galerimi kapattım yeni bir yer tutmak şu anda imkânsız. Turist yok ve insanlarımız resim almıyor. Ben yurtdışına yönelik çalışıyorum. Birçok ülke duvarında resimlerim var. Sanatımı evrenselleştirdim ve dünyaya sanatımı kabul ettirdiğimi düşünüyorum.