Burhan Bozgeyik

Burhan Bozgeyik

09.01.2017 burhanbozgeyik@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Sancıdan Kurtulamayışımızın Müsebbipleri

Ülkemiz yaklaşık 90 küsur yıldır derin sancılar içerisinde kıvranıyor. Bu sancıların müsebbiplerini, yani sebep olanlarını tespit etmezsek, bu sancıdan kurtulamayız. Bunun için de önceki iki yazıda işlediğimiz bahsi tamamlamamız gerek. Dilerseniz kaldığımız yerden devam edelim. Yani merhum Sultan II. Abdulhamid’in hal’ edilişinden… Bu derin operasyonun başrol oyuncularından Yahudileri bu defa Lozan Antlaşmaları görüşmelerinde sahnede görmekteyiz. Haham HaimNaum, nasıl sızmışsa sızmış Lozan’da Türkiye’yi temsil eden heyet arasına “müşavir” sıfatıyla katılmıştır. Bu da tarihimizin en esrârengiz işlerinden biridir. Heyetteki resmî temsilcilerden Rıza Nur da bu durumu son derece tuhaf bulmaktadır. Peki, bu Yahudi ne yapacaktır? Neler yapmayacak ki!.. Koca bir ülkenin genlerini değiştirip yerine GDO benzeri kültürel yapılanmayı tesis edecek operasyonun baş mimarı olacaktır. 
 
Lozan Konferansı, başlayıp bitmemiş, bir aradan sonra tamamlanmıştır. Ara verilmesinin sebebi de, TBMM’de çizilen şablonla, Lozan’da dayatılan şartların taban tabana zıt oluşudur. Bundan dolayı Türkiye’yi temsil eden heyet yurda dönmeye karar verir. İşte ne olursa o aradan sonra olur. Şimdi “ağır çekimde” bu tarihî hâdiseye bakalım:
20 Kasım 1922’de Lozan görüşmeleri başlamış, aradaki derin görüş ayrılığı sebebiyle 4 Şubat 1923’te kesilmiştir. Türkiye’yi temsil eden Murahhas Heyeti henüz Türkiye’ye dönmemişken, TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa, enteresan bir çıkış yapmıştır. 7 Şubat 1923 Çarşamba günü Balıkesir’deki Zağanos Paşa Camii’nde öğle namazını müteakip şehitlerin ruhlarına bağışlanmak üzere Kur’an-ı Kerim tilavet edilmiş, mevlit okunmuş ve daha sonra M. Kemal Paşa minbere çıkmış ve Lozan görüşmelerinin kesilmesinden üç gün sonra, dünyaya mesaj verircesine bir konuşma yapmıştır: “Ey millet Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanları dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Kanun-ı Esâsi [Anayasa], cümlenizce malumdur ki, Kur’ân-ı Azimüşşan’dakinusustur.” Diye başladığı konuşmasına bu minval üzerine devam etmiştir. Bu konuşma 11 Şubat 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye Gazetesinde aynen yer almıştır. Şimdi buraya bir nokta koyup HaimNaum’a dönelim. 
 
Esrârengiz bir şekilde Türkiye’yi temsil eden heyete dâhil olan HaimNaum, Amerika’da ve İngiltere’de mühim temaslarda bulunmuştur. Kendisi gibi Yahudi olan İngiltere Murahhas Heyeti Başkanı LordGürzon’la görüşen Naum, ona şu teklifte bulunmuştur: “Siz Türkiye’nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyeti ve İslâmî temsilciliklerini, ayaklar altında çiğnetmeği taahhüt ediyorum.” 
 
Bu arada Türkiye’yi temsil eden Murahhas Heyetinin Reisi İsmet İnönü’yü yurda dönüşünde Haydarpaşa’dan Ankara’ya götüren tren, TBMM Reisi M. Kemal Paşa’yı İzmir’den Ankara’ya götüren trenle Eskişehir’de buluşmuş ve bu iki isim Ankara’ya kadar baş başa seyahat etmiştir. İşte o an tarihimizin en mühim dönüm noktalarından biridir. HaimNaum Ankara’ya da gelmiş ve mühim simalarla görüşmeler yapmıştır. 
 
Lozan görüşmelerinin ikinci safhası 23 Nisan 1923’te başlamış ve 24 Temmuz 1923’te imza ile neticelenmiştir. Bu ikinci safhanın hemen başlangıcında LordGürzon şöyle demiştir: “Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâm’ı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz.” Mâhut ismin Lozan Muâhedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarası’nda “Türklerin istiklâlini ne için tanıdınız?” diye yükselen itirazlara verdiği cevap şöyledir: “İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları, mâneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.” Bu sözlerin ne mânâya geldiği, Lozan’ın hemen akabindeki icraatlarla ortaya çıkacaktır. Bu naklettiğimiz bilgiler, o devrin baş şâhitlerinden İsmet İnönü hayatta iken Büyük Doğu Mecmuasında yayınlanmıştır.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI