Fatma Tuncer

Fatma Tuncer

03.01.2017 fatmatuncer@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Tehlike çanları kimin için çalıyor?

Geçtiğimiz günlerde, Bolu’nun Gerede ilçesinde üniversite öğrencisi bir kız başından vurularak öldürüldü. Genç kızın erkek arkadaşı, emniyetteki ifadesinde kız arkadaşıyla kavga ettiklerini, kendisine barışma teklifinde bulunduğu halde kız arkadaşının kabul etmediğini o yüzden onu silah zoruyla boş bir araziye götürüp başından vurduğunu söyledi.
 
Aynı tarihlerde, İzmir’in Karabağlar ilçesinde öğrencilere gönüllü öğretmenlik yapmak için bir konteynırda kalan 35 öğretmen tecavüzden son anda kurtuldular. Haftanın belirli günlerinde öğrencilere ders veren öğretmenler yaşadıkları vahim olayı mahkemeye taşıdılar. Verilen bilgilere göre öğretmenlere tecavüze yeltenen şahıs, mala zarar verme ve cinsel taciz suçundan 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.
 
Adana’da eşi tarafından dövülen bir kadın hayatını kaybetti. İddialara göre cani koca olay günü evine geldi ve eşiyle tartışmaya başladı. Öfkesine hâkim olamayan öfkeli koca, eşini öldüresiye dövdü ve olay mahallinden uzaklaştı…
Ailesiyle Bafra’da yaşayan lise üçüncü sınıf öğrencisi bir genç kız intihar girişiminde bulundu. Okulda genç kızın durumundan haberdar olan rehber öğretmen, onu görüşmeye aldı ve üvey babanın tecavüze yeltendiğini öğrendi. Genç kızın şikayeti üzerine üvey baba gözaltına alındı.
İki erkeğin tecavüz ve darp edip bir hastanenin kapısına terk ettikleri bir genç kız hayatını kaybetti.
Başımızı hangi yana çevirsek, gözlerimiz bir ruh hekiminin bir psikoloğun tabelasına takılıyor. Artık bazı dernek ve vakıflarda ve belediyelerin eğitim birimlerinde de ihtiyaç sahibi kişilere psikolojik destek veriliyor. Peki, ulaşabileceğimiz bunca kurum ve kuruluş varken nasıl oluyor da, kişilik bozukluğu sorunları bu kadar artabiliyor? Nasıl oluyor da insanlar birbirlerinin katilleri haline gelebiliyorlar? Nasıl oluyor da, bir baba kızına kem gözle bakabiliyor? Anlamak mümkün değil…
 
Toplumun ruhsal dengesini ayakta tutabilmek için resmi ve sivil birçok kurumda eğitim ve destek çalışmaları yapılıyor. Fakat gelin görün ki, bu çalışmalar son hız devam ederken ülkemizin herhangi bir şehrinde bir beldesinde bir kadın ya da erkek eşini, çocuğunu komşusunu katlediyor. Siyasi çevreler, gençleri erdem ve faziletler eksenine çekebilmek için gerekli önlemleri aldıklarını ifade ederken, suça eğilimli gençlerin sayıları her geçen gün biraz daha artıyor. Eskiden kız çocuklarımızı koruyabilmek için azami gayret gösterir erkek çocuklar için ise “nasıl olsa kendilerini korurlar” diye düşünürdük. Fakat bugün tehlike çanları sadece kız çocukları için değil erkek çocuklar için de çalıyor. Tehlike çanları kadın erkek, yaşlı genç hepimiz için çalıyor. Fakat nedense bir çözüm bulamıyoruz.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI