Adnan Öksüz

Adnan Öksüz

26.12.2016 adnanoksuz@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Temel Bey en fazla neyin üzerinde durdu?

Yer; Üsküdar Belediyesi Sosyal Tesisleri…
Konu; günümüzün temel meseleleri…
Düzenleyen; Ekonomik Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) İstanbul Şubesi…
Konuşmacı; Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu…
Akademisyenlerin katıldığı önemli bir program…
 
Ben de oradaydım. Temel Bey’in konuşmasından tuttuğum notlar şöyle; 
* ESAM’ın ilk raporu Ortak Pazar’la ilgiliydi…
* Çin, ‘yöneticilerinin basiretinden’ dolayı dünyanın sayılı ülkeleri arasına girdi. Biz neden olmayalım! Çin’in ARGE’ye (Araştırma-Geliştirme) ayırdığı pay, ABD’den daha fazla…
* Geçenlerde Afgan bir yetkili geldi, sohbet ettik. “Afganistan’da kaç tane Amerikan Üssü var?” dedim. “6 ABD üssü var, bu üslerde toplamda 8.500 ABD askeri bulunuyor” dedi. Adamlar, buradan hem Rusya’yı hem de Çin’i kontrol ediyor. 
* Erbakan Hoca, o dönemde Saddam’ı birçok kere uyardı. “Kuveyt’e girme, bu bir tuzak!” dedi. Saddam dinlemedi, sonucu biliyorsunuz!
* Müslümanların ekonomik yönden gelişmesi istenmiyor. Müslümanların sanayileşmesi, üretmesi, yatırım, teknolojik açıdan ilerlemesi arzu edilmiyor. Neden? İslam’ın anlaşılmasını da istemiyorlar. 
* Batı Müslüman ülkelerde ırk, mezhep, meşrep farklılıklarını gündeme getirerek birbirine kırdırmak istiyor. Her iki tarafa da silahları kendileri veriyor. 
* 2 milyarlık Müslüman âleminin bir Filistin meselesini çözememesi utanç vericidir.
* Erbakan Hoca’nın parlamentoya girdikten sonra yaptığı ilk iş Müslümanlar arasında birlik ve beraberliği sağlamak için çaba göstermek oldu. İşte Kudüs Mitingleri’nin sebebi budur. Daha sonra da bu mitingi gerekçe göstererek askeri darbe yaptılar. Herhalde muhalefete askeri darbe yapılan yegâne ülke Türkiye’dir. 
 * Radikal akımların arkasında Batı var. Bu akımların arkasında Batı olmasa bu silahları nereden bulacaklar?
* İnsanları keserek, yakarak İslam’a hizmet ettiklerini sananlar halt ediyorlar.
* Ekonomide, gelişmede atı arabanın önüne koymak lazım. Araba atın önünde olursa maliyet yüksek olur…
* Milli Görüş’ü, AKP’den ayıran en önemli 3 özellik şunlar; 1) AKP’nin AB’yi bir medeniyet projesi olarak görmesi, 2) ABD ve İsrail ile stratejik işbirliği yapmaları, 3) Faizci, liberal, kapitalist ekonomik sisteme uyum göstermeleri...

TOPLANTIDAN NOTLAR...

* Dikkat ettim; Temel Bey konuşmasında neredeyse hiç teklemedi. Gerek ekonomik gerek –ülkelerdeki aşiretleri sıralayacak kadar- dış politik konulara tam hâkimdi. Önünde bir metin yoktu, irticalen konuştu. 
* Konu başlıklarını tecrübeleri, yaşadıkları, politik anılarıyla süsledi. Bu da dinleyenlerin sonuna kadar pür dikkat olmalarını sağladı. Salon konuşma bitinceye kadar aynı heyecan atmosferini korudu. 
* Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcılarından Dr. Abdullah Sevim, Atik Ağdağ, İstanbul İl Başkanı Birol Aydın salondaydı. 
*Toplantıya 200 kadar akademisyen iştirak etti. Milli Gazete yazarları büyük bir katılımla programı takip etti; İbrahim Veli, Ali Haydar Haksal, Adnan Öksüz, Mustafa Yıldırım, Ekrem Şama, Reşat Nuri Erol, Turgut Akyüz, İdris Cevahir, Burhanettin Can da toplantıyı izleyenler arasındaydı.
* Renkli kişiliği ile her dem dikkatleri üzerinde toplayan işadamı Harun Macit’le aynı masayı paylaştık. Harun Bey, “Yakında sürprizimiz var” dedi. Sürpriz dediği, Selman Esmerer’in başkanlığını yaptığı ve alanında iddialı bir konuma gelmek için çalışmalar yapan Yeni Bir Dünya İşadamları Derneği… Dernek İstanbul’un en bilinen semtinde “merkez”ini açmak için yer tutmuş bile… Açılış yakında… Kendisi de yönetimde (Genel Başkan Yardımcısı) yer alan Harun Bey, derneğin daha şimdiden büyük alaka gördüğünü anlattı… 
* Hemen yanımda bulunan Ekrem Şama’ya, “Abi yeni çalışma var mı?” dedim. Cevabı, “Okumuyorlar ki!” oldu. En yakın zamanda Esat Kabaklı’yı dinlemek için sözleştik, Ekrem abiyle… Biliyorsunuz, Esat Bey, Ekrem Şama’nın “Bayrak” isimli şiirini besteledi… 
* Şunu da eklemem lazım; Üsküdar’a bizim Mustafa Yıldırım ile geçtik. “Hadi Marmaray’ı kullanalım” dedik. Demez olaydık. En az yarım saat bekledik. Neden iş çıkışı daha sık sefer konulmaz ki! Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan Bey; Marmaray’ı İstanbul Büyükşehir’e devretseniz daha iyi olmaz mı? Bu talebim biraz da “duygusal” elbette…
 

MUHSİN BATUR ANISI

Temel Karamollaoğlu, ESAM toplantısında anılarını da anlattı. 
“1980 Köşk seçimleri”ne ilişkin olanı ilginçti;
“Muhsin Batur, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destek için Erbakan Hocayı ziyaret etti.  
Erbakan Hoca İslam’a ilişkin 3 şart koştu, Paşa’ya. Muhsin Batur bunlardan ikisini kabul edince Erbakan Hoca, “Biz sana destek veririz ama bu defa diğerleri seni desteklemezler…” dedi. 
Netice öyle çıktı. 
Bu seçimlerde MSP kanadından 22 kişi Batur’a gönüllü oy verdi ama Adalet Partisi’nden destek gelmediği için Batur Köşk’e çıkamadı…”
***
1980 Cumhurbaşkanlığı oylaması pusulalarından çıkan bir mani ise aklılarda şöyle kalmıştı: “Ne kendi seçildi Cumhurbaşkanı/Ne Sadettin Bilgiç’e verdi huzur/ Nafile turların sonunda/Terhis oldu Muhsin Batur”.
 

TÜRKİYE NE ZAMAN KURTULUR?

Dikkatli takip ettim; Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu konuşmasında sık sık ülkelerin geleceğinde yatırım ve üretimin çok önemli, hayati derecede olduğunu kaydetti.
Bu ülkede üretim ve yatırıma önem veren, üretim olmadan gerçek bağımsızlığın kazanılamayacağını ortaya koyan ve tüten bacaların "olmazsa olmaz" olduğunun altını çizen bir hareket ve misyondan bahsediyoruz. 
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın politikaya atıldığı anda, hatta çok daha öncesinden ortaya koyduğu bu misyon, sadece raporlarda parti ve hükümet programlarında kalmadı; atılan fabrika temelleri ve yükselen bacalarla ete kemiğe büründü.
Bugün birçok ilde ve ilçede fabrikalar bu ülkeye katma değer vermeye devam ediyorsa bunda Erbakan Hoca faktörünü göz ardı edemeyiz. Aksi halde nankörlük etmiş oluruz.
Türkiye'nin birçok alanda olduğu kadar özellikle üretim noktasında Milli Görüş hamlelerine ihtiyacı olduğu çok açık...
Kanuni Sultan Süleyman bir mektupla Fransa'daki bir modayı tarihin çöplüğüne nasıl attı? Çünkü arkasında Osmanlı İmparatorluğu gibi bir devlet vardı. Üretken ve refah düzeyi yüksek bir devlet sayesinde ecnebiler asırlarca diz çöktü.
Peki, yine gelelim o soruya; Türkiye ne zaman kurtulur?
Türkiye ne zamanki 'obez ekonomi' yerine “gerçek ve üretken” bir gelişme rayına oturursa o zaman kurtulur...
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI