Adnan Öksüz

Adnan Öksüz

02.01.2017 adnanoksuz@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Terörün her türlüsüne karşı durmamız şart!

Türkiye yıllardır terör kıskacında…
Terörün her çeşidinin hedefi hiç kuşku yok ki ülkemiz ve milletimiz. Terörün amacı kaostur, yılgınlık oluşturmaktır, toplumu bölmek ve karşı karşıya getirmektir. 
Farklı enstrümanlarla, farklı araçlarla, farklı hedeflerle, öldürmek, yakmak, yıkmak acaba hangi karanlık güçlerin hangi amaçlarına hizmet ediyor?  
Terörün her çeşidine milletçe karşı durmamız şart…
İnsan haklarını korumak ve bilhassa yaşama hakkı kutsaldır. İnsan hayatına kast etmek yani adam öldürmek ve kan dökmek büyük günahlardan. Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir. Beşiktaş’taki terör saldırısına da bu açıdan bakmakta yarar var…
 

ŞAHİDİZ YA RAB! ŞAHİDİZ YA RAB! ŞAHİDİZ YA RAB!

31 Aralık 2016 tarihini 1 Ocak 2017 tarihine bağlayan gece Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından düzenlenen Mekke’nin Fethi programlarında, yüzbinlerce Müslüman Peygamber Efendimiz’i (S.A.V.) andı. 
Bu toplantılarda farklı siyasi görüş mensupları da vardı, kadınlar da vardı, çocuklar da vardı, gençler de vardı…
Kısacası tüm Anadolu vardı…
 
***
Ben de oradaydım…
Bulunduğum programdan biraz ayrıntı vermek istiyorum; 
* Program, Ünal Zerenüz’ün Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. 
* AGD Şişli İlçe İlçe Başkanı Abdullah Uğur, selamlama konuşmasında, aileye dönük önemli tespitlerde bulundu ve “Girdiğin tesettüre laf getirmeyeceksin. O tesettürün içinde eriyeceksin...” dedi.
* Ahmet Yener ve Ali Eren ezgilerini seslendirdi. 
* “Mekke için geliyorlar” isimli sinevizyon nefisti…
* AGD Ortaokul öğrencileri şiirlerini okudular... Her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum…
* Çocuklar ‘Mekke’nin Fethi’ni şiirleriyle canlandırırken o arada Bilal’in ezan okumaya başlaması salondakilere bambaşka manevi bir hava kazandırdı. 
* Eğitimci Ahmet Emek veciz bir konuşma yaptı... “Şehrin fethedilmesinden öte kalplerin fethinin daha önemli olduğunu” örnekleriyle anlattı...
* Şişli Yunus Emre İmam Hatip Lisesi öğrencileri korosu... Gençler harikaydınız…
 
***
Şişli AGD İlçe Başkanı Abdullah Uğur ve genç ekibine teşekkür ediyorum. 
Yukardaki sahne Türkiye’nin 600 farklı noktasında aynı saatlerde yaşandı…
Gece yarısına kadar süren programda Kur’an-ı Kerim vardı, Allah (C.C.) vardı, Peygamberimiz (S.A.V.) vardı, sahabiler vardı, evliyalar vardı, maneviyat vardı, ahlak vardı, iyi vardı, güzel vardı, doğru vardı…  Daha ne olsun…
Şahidiz ya Rab! Şahidiz ya Rab! Şahidiz ya Rab!
 

O BAKAN KİM?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “2 numarası”, Bakanlık Müsteşarı Yusuf Tekin son derece önemli açıklamalarda bulundu. Önce bu açıklamalara bakalım;
* “Milli Eğitim Bakanlığı’nda 2013 yılında göreve gelir gelmez, FETÖ söylemleriyle alakalı tehdit edildim. Bu tekelleşmenin, ülkenin bağımsızlığına, ülkenin geleceğine ciddi bir ihanet olduğunu alenen söylediğim için, bu ülkenin çocuklarını, gençlerini, dershaneler üzerinden devşirip beyinlerini yıkayarak yabancılaştırdıklarını, alenen söylediğim için 2013 yılı Ocak ayından itibaren bu anlamda şahsım, çalışma arkadaşlarım, ailem, çocuklarım üzerinden inanılmaz bir karalama kampanyası ile karşı karşıya kaldım.”
* “Çok açık bir biçimde çok üst düzey bir kişi, bir Bakan tarafından, 2013 yılında ‘Fetullah Hoca’nın selamı var. (Cumhurbaşkanı Recep) Tayyip (Erdoğan) Bey seni Milli Eğitim Bakanlığına müsteşar olarak alacak, seni uyarıyoruz. Gidersen, kabul edersen seni rezil edeceğiz, insan içine çıkamaz hale getireceğiz’ dedi. Bunu, bir Bakan söyledi.”
 
***
Yusuf Tekin Bey, Bu Bakan’ın eski bir Bakan olduğunu, şu anda aktif siyasetin içinde yer almadığını açıkladı. Ama elbette ben de merak ediyorum; acaba o isim kim?
 

KAMU ÇALIŞANIYIM, MAAŞIMI KATILIM BANKASINDAN ALMAK İSTİYORUM!

İsim vermek istemiyorum. Mektup bir kamu çalışanından. Şöyle diyor; 
“Selamünaleyküm, kamuda çalışmaktayım. Faiz hassasiyeti olan birisi olduğum için maaşımın faizsiz bankacılık olan katılım bankasından almak istiyorum. 
Fakat memur olduğum için ve bu konuda tercih hakkım olmadığından maaşımı faizli bankalardan birinden çekmek zorunda kalıyorum.
Bunun için maaş yatırılacak olan bankaların anlaşmasını bireysel olarak memur kendince yaparsa daha iyi olmaz mı? 
Ya da kurumlara yetki verilerek iki ayrı banka ile anlaşma yapılması sağlansa…
Hem de katılım bankası ile anlaşılarak, isteyen memur bu iki bankadan birini seçerek istediği şekilde maaşını istediği bankadan çekme imkânına sahip olur.
Yukarıda farklı şekillerde izah ettiğim konuyu uygulama safhasına geçirebilirsek faiz hassasiyeti olan insanlar içinde eşitliği, adaleti ve hakkaniyeti sağlamış oluruz.”
 
***
Bu zor bir uygulama mıdır? Memurlara maaşlarını çekebileceği birkaç banka seçeneği sunulması mümkün değil midir? Bu türden talepler başından beri çok sayıda gelmekte. Duyuruyorum…
 

O GECENİN AYRINTILARI…

Ali Arslantaş... Erzincan Valisi...
Birlik Vakfı Erzincan şubesinin konuğuydu. Hain ve alçak 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşadıklarını anlattı:
“Gece saat: 21.45 Refahiye’nin Kayı Köyü’nde Başbakanın ailesini korumakla görevli memurdan telefon aldım, kaygılı bir ses; “çok acil özel hareket gönderin!”
Saat 22.15; Ankara’dan haber geldi, darbe oluyor.
Kimseyi telaşlandırmadan emniyete gittik.
İlçeler dâhil tüm polisleri çağırdık, ağır silahlarla takviye yaptık.
Henüz mezun olmamış 600 özel hareket öğrencisini de silahlandırdık.
Bakanlıktan emir geldi; “Sakın teslim olmayın!”
Telsizden tüm polislere mesaj yolladık; “Sabaha sağ kalmayabiliriz, ama şerefle öleceğiz…”
İzinde olan emniyet müdürünü çağırdım.
Jandarma Alay Komutanını defalarca aradım, telefona çıkmadı.
Topçu Tugayı ve diğer merkezleri takibe aldık, herhangi bir hareketlilik yok.
Selçuk Paşa aracılığıyla Ordu Komutanıyla görüştük; “Açık ve net olalım, kimin yanındasınız?”
“Devletin, sivil hükümetin yanındayız.” dedi.
“O zaman bu düşüncenizi televizyon ekranlarından açıklayınız.” dedim.
Komutan NTV’de: “Biz bu işin içinde yokuz…” açıklamasını yaptı.
Siyasi parti temsilcilerini aradım; “Ordu yanımızda, sakın orduya yürümeyin…” dedim.
Ordu komutanın tavrı netleştikten sonra telefonlara çıkmayan jandarma komutanı yanıma geldi. (sonradan tutuklandı)
Milli Savunma Bakanı aradı; “7 helikopter havada, yakıt ikmali için Erzincan’a inebilir, engelleyin!”
Sabaha karşı saat 03.54’te sivil ve askeri havaalanlarının ışıkları söndürüldü.
İnecek helikopterlere “vurun” emrini verdim. Ağır ceza reisiyle karar verdik, darbeden sonra Sıkıyönetim Sorumlusu olacak Komutanı içeri aldık.
Sabah 10: 30’da sıkıyönetim hâkim ve savcılarını tutukladık.
Alevi dedeleriyle görüştük, milliyetçi-muhafazakâr, sosyal demokrat herkes birlik oldu. Ve 5000 kişiyle gıyabi cenaze namazı kıldık meydanda.”
 
***
Açıklamalar bu minvalde devam ediyor…
Keşke 81 ilin valisi başta olmak üzere tüm yetkililer “o gece” yaşanan hain ve alçak darbe saldırısının tüm ayrıntılarını bu şekilde anlatsa…
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI