Ali Haydar Haksal

Ali Haydar Haksal

26.12.2016 alihaydarhaksal@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Yıllar Sonra Elâzığ’a Gidişim

Kendimi bulduğum ve bildiğim şehir Elâzığ. İmam Hatip okulundaki yedi dolu dolu geçen yıllarımın ardından 1975’ten sonra transit geçişlerim dışında bu dördüncüsü oldu. Milli Gazete’nin başında Yılmaz Bayat varken bir Türkiye turu yapmıştık, son gidişim oydu. 7-A sınıf mezunları toplantısına rahatsızlığımdan katılamamıştım. Manevi olarak Elâzığ ile bağım hiç kesilmedi. Yazı ve düşünce hayatım o yıllarda başladı. 
ÖĞDER (Şuurlu Öğretmenler Derneği) Başkanı Habip Karaçorlu Hoca’nın daveti üzerine ruh şehrime gitmek nasip oldu. 17 Aralık Cumartesi gidip akşama dönecektim. Saadet Partisi il başkanı Pazar günü il divanlarının olduğunu belirterek kalmamı istedi, uyduk. Uçaktan iner inmez arkadaşlarım beni Harput’a çıkardılar. Her taraf bembeyaz. Allah’ın rahmeti ile yeryüzü beyaza bürünmüş. Doğa yeni bir giysiye bürünmüş. İçimizi titretse de Harput’tan Elazığ’ın büyük değişimini gördük. Doğu’ya ve Batı’ya çok gelişmiş ve büyümüş.
 
ÖĞDER il merkezinde öğretmen arkadaşlarla soluklandık, kısa sohbet ardından da AGD il merkezine geçerken ana cadde üzerinde bizim döneme ilişkin kimi yerleri gösterdim.
Arkadaşların birçoğu bunların yerlerini bilmiyorlar. Yazı ve şiirlerimin çıktığı yerel gazete Turan’ın yerini, az ilerisinde Gölcük Sineması’nın yerini, hemen onun karşısında iki katlı eski bir yapının alt katında İslâm Kitapevi’nin olduğunu, üzerinde de MNP’nin (Milli Nizam Partisi) olduğunu gösterdim. Kitapevine gidip kitap almış, sonra da parti binasına çıkmıştık. Abdürrahim Karakoç’un, “Hak yol İslâm yazacağız” şiiri marş olarak gürül gürül söyleniyordu. Büyük bir heyecan vardı. Orayı az geçince sağa giren bir sokağın içinde Köşk Sineması’nda Üstat Necip Fazıl’ın konferans verdiği yeri anımsattım. Ve daha birçok yeri.
AGD il merkezine geçtik. Binayı yeni almışlar kendi imkânlarıyla ve yardım toplayarak. Bir miktar borçları var, ödenmeyecek kadar değil. Temiz ve güzel düzenlenmiş. Üniversiteli gençler ile yaklaşık 45 dakikalık bir sohbetimiz oldu. 
 
Öğretmen evi konferans salonuna geçtik.  Konu başlığı, “Peygamber Efendimizin Eğitim Metodu.” Biz ise Efendimizin bütün hayatının bir eğitim olduğunu daha çok buna yoğunlaşarak bugüne olan süreci anlattık. Yaklaşık iki saat sürdü. Aslında benim için duygusal bir durum vardı. Okul, sınıf ve sıra arkadaşlarım, akrabalarım ile birlikte idim. Tabii öğretmenlerin ağırlıkta olması ayrı bir dikkat gerektiriyordu. 
Programın bitiminde Kanal 23 TV’ye geçtik bir saati aşkın bir sohbetimiz oldu. Gece saat 01.00’de otel odasına geçebildik.
 
Sabahleyin saat 10.00’da Saadet Partisi il merkezine geçtik bir saati aşkın orada bir konuşmamız oldu.
Anadolu insanı büyük ölçüde safiyetini koruyor. Samimi ve sıcak. İktidar çevresi ve çıkarlarına kendilerini kaptırmayanlar daha sağlıklı olarak bakıyorlar olaylara. Sorular soruyorlar. Bu, önemli.
Büyük ölçüde İslâm medeniyeti, İslâm devleti ve İslâm ümmeti merkezli bir bakış üzerinde durduk. İslâm ümmetini saran büyük tehlikeler üzerinde durduk. Irkçılık, mezhep kışkırtıcılığı, bölücülük. Batı’dan üzerimize ağdırılmış olan kavramların vardığımız vahim sonuçları. Hürriyet, adalet, özgürlük, demokrasi, eşitlik kavramlarının kökenleri ve tuzakları üzerine yoğunlaştık. Modern hayatın insandan alıp götürdükleri. Gençlik, edebiyat yoksunluğu, bilinç eksikliği gibi. 24 saatin bir anı boş geçmedi diyebilirim.
 
ÖĞDER Başkanı Habip Karaçorlu, Saadet Partisi İl Başkanı İbrahim Hacıbekiroğlu, AGD Başkanı Recep Koca, Mustafa Karakuş, AGD Bölge Başkanı Mesut Bey, ELİMDER Başkanı Hüsamettin Gül, sınıf arkadaşlarım Habip İpek, Vahap Dursun, Erol Buyruk, sıra arkadaşım İsmet Yüksel, akrabalarım Ruhi Akbulut, Polatoğulları ailesinden Hüseyin Hoca yeğenleri ve diğer akrabalar, dostlarım ve sevenlerimle hem çok dolu hem çok duygusal anlarım oldu. İsimlerini yazamadıklarım o kadar çok ki. Hepsine sevgilerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI