Adnan Öksüz

Adnan Öksüz

06.01.2017 adnanoksuz@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Zurnanın “zırt” dediği yer!

Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile olan ilişkileri başta “ekonomi” olmak üzere son yıllarda ivme kazandı. 
Özellikle TİKA’nın, Diyanet Vakfı’nın bu manada bölgeye kazandırdıkları biliniyor. 
Son dönemde Rusya ve Çin ile de hakeza…
 
Reina saldırganının kimliği hakkında muhtelif bilgiler ortalıkla dolaşıyor. Ama ağırlıklı olan görüş, saldırganın ya da saldırganların Orta Asya kökenli olduğu yolunda. 
Bu hain ve alçak saldırıyı planlayanlar, uygulamaya koyan güçlerin bir hedefi de hiç kuşku yok ki Türkiye’nin, Türk Cumhuriyetleri, Rusya ve Çin ile olan ilişkilerini zedelemek. 
“Karanlık global senaryo” bağırarak bunu dile getiriyor, adeta!
Burası tam da kanlı saldırıda, “zurnanın zırt dediği yer”dir! 
Saldırının “yaşama biçimine yönelik bir saldırı” olduğu illüzyonu tam bir aldatma ve şahane bir çarpıtmadır! Bu böyle biline! Burada şu soruyu da sormak lazım; Bu kritik dönemde Türkiye’nin, Türk Cumhuriyetleri, Rusya ve Çin ile olan ilişkilerini bozmak en fazla kimin/kimlerin işine gelir, kime yarar?
Peki, ya sizce?
 
O yazarı boşuna aradınız sayın bakan!
“Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı çıkmış ve diyor ki:
İmam hatip halk hareketidir... Halkın eğitime kendi adına sahip çıkma hareketidir…
Sayın Bakan... Sormakta haklı değiller mi...
İmam hatip okulları halk hareketiydi de...
Bu ülkenin, Tayyip Erdoğan dışındaki bütün cumhurbaşkanlarını, başbakanlarını yetiştiren bu okullar ne hareketidir...
Çocuklarını imam hatip okullarına gönderenler halk da, normal devlet okullarına gönderenler halk değil mi...
Onların iradesi, onların oyları hiç mi sayılmıyor bu ülkede...
Unutmayın... Sayıları daha fazla...
İşte o yüzden diyorum ki... Büyük Cumhuriyet’in milyonlarca kahraman, başarılı iş, sanat, spor insanını, devlet insanını ve iyi vatandaşlarını yetiştirmiş bu irfan yuvalarına haksızlık etmeyin.
Unutmayın, o devlet okullardan mezun binlerce polisimiz ve çocuğumuz bu ülke için savaşıyor, canını veriyor...
Lütfen, zaten paramparça olmuş ülkemizi, halkımızı bir de gittiği okullarla birbirinden ayırmayın, bu ayrımcı sözlerle kalbimizi kırmayın...”
 
***
İşte bu sözlere Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı çok alınmış, yukarıdaki satırların yazarını da arayarak, “yanlış anlaşıldığını” belirterek “üzüntülerini” iletmiş…
Oysa ne gerek vardı?
   Bu ülkede İmam Hatiplerin “halk hareketi” olup olmadığına o yazar arkadaş mı karar verecek?
*  Bu ülkede İmam Hatiplerin iğneden ipliğe halk tarafından inşa edildiğini bilmeyen mi var?
*  Bu ülkede halk tarafından yüzde yüz sahiplenilen tek resmi okulların İmam Hatipler olduğu gerçeğini o yazar arkadaş bilmiyor olabilir, ama bu gerçeği değiştirmez ki?
Bence boşuna aramışsınız sayın Bakan, o yazarı… 
Keşke o yazara sorsaydınız; “Siz, 28 Şubat sürecinde İmam Hatiplilere ‘yarasa’ diyen siyasi parti Genel başkanı için, o günlerde, bu haksız ithama yönelik ne yazdınız?” diye!
Belki de sormuşsunuzdur. Kim bilir!
 
Yeni YÖK…
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç bu aralar sık sık taşradaki üniversiteleri ziyaret ederek konuşmalar yapıyor. 
Bu konuşmaların birinde rastladım, Yekta Bey, “Yeni YÖK’ten bahsediyor. 
Merak ettim yeni YÖK’ün ayrıntıları nedir diye? En iyisi YÖK Başkanı’na kulak vermek;  
* “Kültür ve Sanat Söyleşileri yeni ve yenilikçi YÖK’ün pek çok farklılıklarından birisidir.  Yeni YÖK olarak sizleri sanata, edebiyat, felsefe, ahlak, inanç ve sevgi kavramaları ile olabildiğince donatmak istiyoruz. Sizleri sanat, edebiyat, felsefe, ahlak, inanç ve sevgi kavramları ile olabildiğince donatmak istiyoruz.”
* “Değişik bölgelerde ve farklı üniversitelerde gerçekleştirdiğimiz programlarda edebiyat, tarih, görsel sanatlar, müzik, sosyoloji, felsefe, dış politika gibi konularda alanında seçkin isimlerin katılacağı söyleşiler düzenliyoruz. Böylece YÖK’ün temel varlık sebebi olan üniversitelerimiz ve öğrencilerimizle, global dünyanın güçlü unsurları olan yüksek teknoloji, inovasyon, sibernetik, dijital dünya gibi kavramlar dışında, kültür hayatınızı zenginleştirecek konularla sizlerle birlikte olmayı amaçlıyoruz.”
* “Yeni YÖK olarak önümüze koyduğumuz hedeflere ulaşabilmek için durmaksızın çalışırken bir yandan da yükseköğrenim sürecimize yönelik çok önemli tehditlerle de mücadele etmekteyiz. Eğitimin bir ülkenin nasıl istikbali için esas unsur olduğunu kabul ediyorsak, eğitim ve öğretimin bütün kademelerinde ve boyutlarında nitelik ve liyakatten sapıldığında; bir amaç değil kamu kurumlarında hâkimiyet için bir araç halini aldığında o ülke için güvenlik zaafı noktası olabileceğini de 15 Temmuz gecesi gördük ve yaşadık. Türkiye’miz, ülkemiz, vatanımız, memleketimiz 15 Temmuz Cuma gecesi bir facianın eşiğinden.”
***
Yeni YÖK’ün izdüşümleri sadece bu kadar mı? 
Bence bu kadarla kalınmamalı. Madem kaldırılmasından vazgeçildi, bu dönemde YÖK’e alternatif yeni amaçlar ve hedefler de yüklenmeli. 
Öyle değil mi?
 
O çalıştay kitap haline getirilmeli!
Selamünaleyküm Adnan Bey,
Köşenizi mümkün olduğu kadar takip etmeye çalışıyorum. Katıldığınız fuarlardan, çalıştaylardan gözlemlerinizi paylaşmanız güzel. ‘Genelevler derhal kapatılmalıdır’ (Avrupa baskısı 30 Aralık 2016) başlığı ile yayınladığınız köşenizde “Aile ve Ahlaki Dejenerasyon Çalıştayı” sonuç bildirgesinde gerçekten beni heyecanlandıran konular var.
Bunlardan “Dünya Medya Teşkilatı” ve “Uluslararası Haber Ajansı” oluşturulması teklifi geç kalınmış fakat acilen harekete geçilmesi gereken başlıklar. Okuma fırsatınız oldu mu bilmiyorum ama Avrupa baskılarında çıkan yazılarımda ben de bu konuları değinmiştim.
Asıl teklif etmek istediğim konu şu, bu çalıştayın bir kitap haline getirilmesi ve ilgili yerlere gönderilmesi.
Köşenizin sonunda çocuğu Apandis olan Suriyeli bir annenin dil sorunu yüzünden yaşadıklarını paylaşmış bir okur ve Arapça bilen görevliler tayin edilsin demiş bence Arapça tercüme hattı olursa daha ucuz ve verimli olur. Doktorlar veya görevliler bir numarayı ararlar ve ordaki görevli konuşmaları tercüme eder. Teknolojinin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde böyle problemler yaşanmamalı bence..
Allah’a emanet olun… (RECEP SOYSAL, MİLLİ GAZETE-HOLLANDA)
 
MESAJ PANOSU
Selamlar. 
12 Ocak Milli Gazete’mizin yayına başladığı kuruluş yıl dönümü. 
Bugüne kadar yaptığı hizmeti ölçülemez.
Son günlerde haksız bir eleştiriye maruz kaldığı da malumunuz.
Geçen yıl kuruluş günü yaptığımız ziyarette haziruna şöyle bir teklifte bulunmuştum; 
“Seneye Milli Gazete’mizin kuruluş gününü, Türkiye çapında bir tebrik ziyareti ve büyük katılım ile miting havasında gazete bahçesinde yapalım” diye. 
İşte şimdi tam zamanı!
Konu ile ilgili kurumlarımıza da teklifler götürüyoruz. 
Sizler de uygun görürseniz organize edelim.
Takdirinize sunarım.
Hayırlı çalışmalar dilerim... (MUSTAFA HASAN ÖZ- İKEV YÖNETİM KURULU ÜYESİ)
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI